“Yolsuzluk işleri ayyuka çıktı ve o kadar ayağa düştü ki, herkesin ağzında ve namuslu insanlar şikâyet içinde. Halit Paşa, cesur hırçın hatta deli idi ama namuslu bir adamdı. Nihayet bir gün Mustafa Kemal’e gider: “Yolsuzluk müthiştir, millet batıyor. Bunun önünü al! Celal (Bayar), Kel Ali, Kılıç Ali vs. muhtekirdirler (vurguncu, yolsuzluk yapan kişi) Ben bunları vurup öldüreceğim!” der. Yapar mı? Yapar! Mustafa Kemal fena telaşlanır, arkadaşlarını haberdar etmiş. Kel Ali (Ali Çetinkaya) o zamanlar pek gözde idi. Bu avane bir gün Meclis’in girişinde Halit Paşa’yı vurdular. Bir gün sonra ben Ankara’ya gitmiştim. Mesele şöyle olmuş: Halit, Kel Ali’ye çatmış, Ayırmışlar. Halit, Kel Ali’yi almış, Rauf (1) sırtından Halit’i vurmuş. Rauf pek adi bir mahlûktur: cahil, tulumbacı, tam Mustafa Kemal’in arayıp ta bulamadığı idi. Daima yanında koruyucu olarak bulunduğu gibi… Biraz geçti bu Rauf, bir gece yarısında yatağında aniden öldü. Salih de (Bozok) yanında imiş. Bu tuhaf bir ölümdü. Sır kaldı. Ortaya atılan dedikodu şuydu; Rauf’ta bir kalp hastalığı varmış. Bir Rus metresi de varmış, sevişirken ölüvermiş. Peki, bu iş sırasında Salih’in orada işi ne?”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1365 ile 1367 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.
BAKKAL’IN NOTU (1) (2008): Bu Rauf, Mustafa Kemal’in korumalarından birisidir. Rauf Orbay ile alakası yok.
Yorum bırakın