“.. Bence haberi (Suikastın Mustafa Kemal’e haber verilmesi) Meclis Başkanı Kâzım vermişti. Mustafa Kemal de intikam almak ve yeni bir terör yapmak, bu vesile ile önce yok edemediği diğer bütün ittihatçıları ve muhalifleri imha (yok etme) için bir vesile bulmuştu. .. Suikastçı kaçmayı değil sadece suikastı daha iyi yapabilmeyi düşünmelidir. Böyle olursa başarı % 100 gibidir. Kaçmayı düşününce başarı % 20’ye iner, hem yapamaz hem de yakalanırlar. Böyle oldu. Fakat büyük bir fırsat kaçtı. Çünkü bu adama bir daha suikast yapma imkânı kalmadı. Bu olaydan sonra müthiş koruma tedbirleri aldı. Yanına yaklaşılmıyor. Gece Mustafa Kemal Ziya Hurşit’i (Suikastçı, Lazistan Mebusu, cesur, vatansever, Osmanlının Amerika’da tahsil yapmış ilk Makine Mühendisi.) yanına getirtmiş. Ona küçük bir ceza verdirteceğini vaat etmiş. Galiba bu şekilde ağzından söz aldı. .. Bu Mahkemeler (Haziran 1926 İzmir Suikastı nedeni ile kurulan İstiklâl Mahkemeleri) rezaletti. Türk adliyesine kara lekedir. Ceza Kanununda, Türkiye halkını birbiri aleyhine kaldıran adamlar hakkındaki maddeyi tatbik ettiler ki, hadise ile hiçbir ilgisi yoktur. Sonra bu olay fiile çıkmış bir olay değildi… Halis Turgut, kendisinden silah istemişler o da söz vermiş iken silahı vermemiş. Bunun için onu da astılar. Zavallı asılırken son söz olarak çocuklarına, siyasete asla karışmamalarını vasiyet etmiştir. …
Onların (Karabekir ve diğer Paşaların) mahkemelerinde subaylar salona dolmuşlar, berikiler korkmuşlar. Bu şekilde idam edememişler. Bilmem doğru mudur? Kurtulup Ankara’ya geldikleri zaman Ali Fuat’a “Kıl kaldı, gidiyordun!” dedim. “Evet, Sorma! ” dedi. .. Cavit’leri dokuz madde ile itham ve idam ettiler. Zamanında Cavit’ler İstanbul’da bir parti kurmak için böyle dokuz madde (parti programı) yapmışlar imiş. Suikasttan çok önce. Bu maddelerin ise suikastla bir ilgisi yoktu. Cavit asılırken çok çırpınmış, çok söylenmiş, bir türlü darağacına gitmemiş. .. Hilmi asılırken “benim bir şeyden haberim yok. Yalnız ben, Babıâli’yi bastımdı. Bunda böyle kabiliyet vardır bir gün bizi de basar diye asılıyorum!” demiş. Canpolat (İsmail) bu işler sırasında Mısır’da imiş. Suikast olayından sonra gelmiş. O’nu da astılar. Şükrü’yü asarlarken ip kopmuş. Şişmanca idi. Şükrü “İpiniz bile işiniz gibi çürük!” demiş. Diğer bir iple tekrar asmışlar. O zaman Ankara’da hapishane doktoru olan zat bunları kaydetmiş, saklıyormuş. İzmir’de asılanların da sözlerini zapt eden varmış. .. Kel Ali .. Cavit’in idamına hükmetmemiş “Bir şeyi yok!” demiş. Dr. Reşit Galip, Mustafa Kemal’in emri üzerine şiddetle ısrar etmiş, Kılıç Ali ile çoğunluğu yapıp öyle asmışlar.“
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1385 ile1391 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.
Yorum bırakın