“Bilgiye düşman olsaydım, Dârül Fünunlar (İTÜ, Mühendislik Fakülteleri) açar, Mülkiye-i Şahane (Siyasal Bilgiler Fakültesi) gibi mektepler kurar mıydım?. Akla ve bilgiye düşman olsam, horozdan kaçan genç kızlarımızın okuması için Dârül Muallimat (Kız Öğretmen Fakültesi) kurar mıydım?. .. Galatasaray Sultanisini Avrupa’nın Üniversiteleri ayarına çıkartıp orada talebelere hukuk dersi okutturur muydum?. Ben Mülkiye-i Şahane’ye Felsefe dersini koydurttuğum zaman bütün talebe “Bizi gâvur yapmak istiyorlar” diye ayaklanmıştı. Israr ettim, okudular, sadece adını “Hikmet”e tebdil ettik (Felsefe dersinin adını Hikmet olarak değiştirdik.) Dârül Fünûn’da da bu dersi Fizik diye okuttuğum gibi. .. Ben hiçbir zaman okumuş adamdan korkmadım, fakat bir kaç kitap okumakla kendisini bilgin sayan ahmaklardan çekindim ve onlardan uzak durdum. Tahta çıkar çıkmaz o günlerde bazı Avrupa memleketlerine bile girmemiş telgrafı bütün ülkeye yaydım. Otuz Bin Kilometrelik telgraf hattı sürekli takibimle döşenmiş, köylere kadar götürülmüştür. Tahtelbahir’in (denizaltının) tecrübeleri benim kesemden verilmiş para ile İstanbul’da yapıldı. O günlerde dünyada, denizin altından giden bir gemiden İngilizlerin bile haberi yoktu.”
Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 82, 83) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın