(6 Mayıs 1922 Başkumandanlık Kanunu görüşmeleri:)
Mustafa Kemal Paşa: “Bizim Meclisimiz dünyanın en demokrat bir Meclisi’dir. Şükrü Efendi (Mehmet Şükrü Bey) bilsin ki millet onun gibi düşünmüyor. Şükrü Efendi’nin dediği gibi komedya oynatmıyoruz. Efendiler Başkomutanlığın gereğini ve gereksizliğini Şükrü Efendi ve arkadaşlarının takdirine ihtiyaç yoktur. Şükrü Efendi ile arkadaşları Ordunun yalnız inhilaline (çökmesine) yardım eden kuvvetlerdir.”
Mehmet Şükrü Bey; ”Estağfurullah Paşam estağfurullah!”
Hüseyin Avni Bey; ”Cephe arkadaşlarından kimler var Paşa’m?”
Mustafa Kemal Paşa; ”Efendiler ben kanun yayınlamadım.. Başkumandanlık emir verir ve ben emir vermişimdir… Hüseyin Avni Bey kanun aleyhinde söz söylerken birçok mütelaşi (telaşlı) sözler söylemiştir. .. Meclis’i Aliye hitaben diyorum ki, bu hareket tarzı ile Meclis’i siz rezil edeceksiniz”.
Hüseyin Avni Bey; “Öyle bir sözüm yoktur yanlıştır.”
Mustafa Kemal Paşa; “… fertler vardır efendiler ve bunları da sözlerle inkâr etmenin imkanı yoktur.”
Hüseyin Avni Bey; “Müsaade buyurunuz efendim.”
Mustafa Kemal Paşa; “Dur efendim! Ne zır zır ediyorsunuz.?”
Hüseyin Avni Bey; “Zır zır kelimesini kabul etmem!“
Mustafa Kemal Paşa; “Zır zır yapıyorsun ya!“
Hüseyin Avni Bey; “İstirham ediyorum Paşa’m sözünüzü geri alınız.”
Mustafa Kemal Paşa; “Mahalle kahvesi midir burası?”
Hüseyin Avni Bey; “Milletin Kâbe’sidir.”
Mustafa Kemal Bey: “Öyle ise riayet ve hürmet ediniz Kâbe’ye.”
Hüseyin Avni Bey; “Ben hürmetkârım.”
Mustafa Kemal Paşa; “Efendiler bugün milleti yaşatacak olan yalnız harptir. Başka çare yoktur. ..ancak ondan sonra milleti insanca yaşatmak mümkün olacaktır. (çok doğru sesleri) … Kanunun ülkede angaryayı yasakladığını söylüyorlar. Doğrudur efendiler. Fakat tehlike, ihtiyaç bize her şeyi meşru (haklı) göstermektedir.”
Mustafa Kemal Paşa: “…Ordu kumandansızdır. … Binaenaleyh bırakamam ve bırakmayacağım.”
(Başkumandanlığı bırakmam diyor, süresi dolmuş olmasına rağmen. Bolu mebusu Hoca Sadullah Efendi yalakası Mustafa Kemal’i destekleyen dini bir konuşma yapıyor.) ….
Salih Efendi (Erzurum); “… Paşa Hazretleri emir buyurdular ki Anadolu’da ben eseri himmetimle yalnız bu işi ben yaptım. Öyle ise bizi neye karıştırdınız.? .. yalnız bu işi ben yaptım. Öyle ise bizim ne kıymetimiz kalmıştır.”
Hüseyin Avni Bey; “…..Paşa Hazretlerinin fedakârlıklarının derecesini bilmeyen kimse yoktur. … Paşa da daima şunu kalben bilir ki o geldiğinde sinemize girdi. Fakat sinemize girdiği zaman hançeri ile değil gülleri ile kabul ettik. Paşayı bu şekilde kabul ederiz. … Paşa’ya her ne söylersem buradan ve mertçe açık bir dille haykırırım… bir gün için tenezzül edip (alçalıp) böyle makamlarına giderek gerçek dışı bir biçimde Paşa’nın kulağına söylemeyi asla kabul edemem. Bu ayıptır ve zillettir. (bravo sadaları) ..Yine söylüyorum yasama yetkimize Paşa hürmetkâr olmaya mecburdur. .. Paşa Hazretlerinin buyurdukları gibi, biz Cengiz, Petro, Napolyon gibi efsaneleri içimizden çıkarmak istemiyoruz. …Böyle olağanüstü yetkileri kullanırsa pek doğru olmaz Çünkü o da insandır. Paşayı size ben prezante ettim (ben teklif ettim).“ ….
Mehmet Şükrü Bey; “Şimdiye kadarki söz konusu işlerden uzun uzadıya bahsetmeyeceğim. Paşa Hazretleri,”
Mustafa Kemal Paşa; “Bahsedecen de ne olacak?”
Mehmet Şükrü; “Böyle asabiyetle (sinirlilikle)“
Mustafa Kemal Paşa; “Asabiyet falan yok. Haydi haydi!”
Mehmet Şükrü Bey; “Asabiyetle karşıladılar hâlbuki benim amacım, açık celsede yapılmasını söylemem, aleyhinde bir güvensizlik değil.”
Mustafa Kemal Paşa; “Aleyhinde kelimesine tenezzül etmem. Aleyhimde bulunursan ne olacak?”
Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları III – (İş Bankası Yayını No:267 – Sf. 334 ile 353 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (1995): Kemal Paşa çok sinirli, Erzurum Mebusu Salih Efendiyi de “Sus!” diye azarlıyor. Başkomutanlık Kanun’u henüz oylanmamış, Mustafa Kemal çok kızgın ve üzgün. Hüseyin Avni Bey korkmuş olmalı. Bu arada, Başkumandanlık Kanunu çıksın diye, Yunanistan saldırıya geçmiş şeklinde yalan haber ve yazılar geliyor Meclis’e.
BAKKAL’IN YORUMU (1995): Ali Şükrü ve Laz Abidin kıvırıyorlar, Diktaya, karşı duran Hüseyin Avni, Mehmet Şükrü ve Salih Efendi üç kişi kalıyor.
BAKKAL’IN YORUMU (2019): Ali Şükrü’nün muhalifliği, dini fanatikliğine dayanıyor ve kişisel hırsı var, Kemal Paşa’nın koltuğuna talip.
Yorum bırakın