Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Yasanın birinci maddesi şöyledir: “Türkiye’de Türk Kültürüne bağlılık dolayısıyla nüfus oturuş ve yayılışını bu kanuna uygun olarak icra vekillerince yapılacak bir programa göre düzeltilmesi Dâhiliye Vekilliğine verilmiştir.” Böylece nüfusun, Türk kültürüne bağlılık ilkesine göre, yeniden dağıtılacağı yasa hükmü haline getirilmiş oluyor.

Yasanın ikinci maddesi, bu yasa açısından, Türkiye’yi üç mıntıka ya da bölgeye ayırıyor; birinci bölge, “Türk kültürlü nüfusun tekasüfü (yoğunlaşması) istenilen yerlerdir” diye tanımlanıyor. Beşikçi, bu bölge için, «bu bölgeler, genel olarak, uzun asırlardan beri en az M.Ö. 2.000 yılından beri Kürtlerin oturduğu bölgelerdir» açıklamasını getiriyor. İkinci bölge, yasada, «Türk kültürüne temsili istenilen nüfusun nakil ve iskânına ayrılan yerlerdir» sözleriyle tarif ediliyor. Beşikçi bu tarifi şöyle çözüyor: «Bu mıntıkalar, Türkiye’nin Batı bölgeleridir. Özellikle Akdeniz, Ege, Marmara, Trakya bölgeleridir. Kürtler, en az M.Ö. 2.000 yılından beri oturdukları yurtlardan alınarak bu bölgelere sürgüne gönderilmektedir. Buralardaki Türk kültürlü nüfus yoğunluğu içine serpiştirilerek eritilmek istenmektedir.»

Üçüncü bölge için yasa şu tanımı getiriyor: «Yer, sıhhat, iktisat, kültür, siyaset, askerlik ve inzibat sebepleri ile boşaltılması istenilen ve iskân ve ikamete yasak edilen yerlerdir.» Beşikçi, bu bilmeceyi de açıyor ve şu bilgileri veriyor: «Bu bölgeler, Ağrı, Sason, Tunceli, Zeylan (Van), Kars’ın Güneyi, Diyarbakır’ın bazı kesimleri, Bitlis, Bingöl ve Muş’un bazı kesimleridir. Ayrıca Anadolu’nun öteki bölgelerinde de ufak-tefek birkaç yer vardır.» Böylece, bir anlamda, Ermeni Göçürmesi’nden daha kapsamlı bir program ortay çıkmış oluyor. Sf. 738

Yasanın dördüncü maddesi, birincisi, “Türk kültürüne bağlı olmayanlar», İkincisi, «anarşistler», üçüncüsü, «casuslar», dördüncüsü, «göçebe çingeneler», beşincisi, «memleket dışına çıkarılmış olanlar» olarak tanımladığı beş kategoride insanın, Türkiye’ye göçmen olarak kabulünü yasaklıyor.

Yedinci maddesi ise şu hükmü getiriyor: «Türk ırkından olmayanlar, hükümetten yardım istemeseler bile, hükümetin göstereceği yerde yurt tutmağa ve hükümetin izni olmadıkça buralarda kalmağa mecburdurlar. İzinsiz başka yere gidenler ilk defasında yerlerine çevrilirler. Tekerrürü halinde İcra Vekilleri Heyeti kararı ile vatandaşlıktan düşürülürler.»

Dokuzuncu madde «serpiştirme» kuralını açıklıyor: «Türkiye tabiiyetinde bulunan gezginci çingeneleri ve Türk kültürüne bağlı olmayan göçebeleri, toplu olmamak üzere kasabalara ve serpiştirmek suretiyle Türk kültürlü köylere dağıtıp yerleştirmeye, casuslukları sezilenleri sınır boylarından uzaklaştırmaya ve ecnebi tebaası gezginci çingeneleri ve Türk kültürüne bağlı olmayan göçebeleri milli sınırlar dışına çıkarmaya Dâhiliye Vekili salahiyetlidir.» Böylece, bir halk kümesini yurdundan etmek için, bunlar hakkında küçük bir «sezgi» yeterli olabiliyor; sezginin kanıt sayıldığı bir hukuk dünyası ortaya çıkıyor.

Onuncu madde aşiret reislerini hedef alıyor ve şunları yasalaştırıyor: «Bu kanunun neşrinden Önce aşiretlere reislik, beylik, ağalık, şeyhlik yapmış olanları ve yapmak isteyenleri ve sınırlar boyunda oturmasında emniyet ve asayiş bakımından mahsur bulunanları, aileleri ile birlikte münasip yerlere naklettirip yerleştirmeye, icra vekilleri heyeti kararı ile dâhiliye vekili salahiyetlidir.»

Böylece, hukukun hiç bir temel ilkesini tanımayan, dört başı bayındır bir Göçürme Sistemi oluşturulmuş olduğu ortaya çıkıyor. Sf. 739 

Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 738, 739) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın