Kâzım Karabekir de Terakkiperver Fırka Başkanı sıfatıyla Ankara’da tevkif edilmiş bulunuyordu. Başbakan İsmet Paşa bu kişilerin tevkifi için mahkemenin verdiği kararlardan haberdardı. Buna rağmen, mahkemeye haber vermeden Polis Müdürü Dilaver Bey’e Kâzım Karabekir Paşa’nın serbest bırakılması için emir vermişti. Dilaver Bey Başbakan’ın bu emri ile Kâzım Karabekir Paşayı serbest bırakmış, durumu da hemen mahkeme savcılığına bildirmişti. İsmet Paşa’nın Başbakan sıfatıyla da olsa, İstiklâl Mahkemesinin verdiği herhangi bir karar veya emrin infazına müdahale etmeye katiyen yetkisi yoktu.
Derhal heyetle durumu görüştük, mahkememizin kararını infaz ettirmemek isteyen Başbakan’ın tevkifi ile hakkında tahkikat yapmağa ve durumu BMM’ne arz etmeye karar verdik. Ve Kâzım Karabekir Paşa’nın diğer zatlar gibi derhal tevkifi için Ankara Polis Müdürüne emir verdik…. Bu ihtilafı haber alan Gazi, fena halde sıkılmışlar, açıklama yapmam için beni çağırmışlardı. İzmir’de Naim Palas Otelinde … Gazi’ye durumu ben arz ettim.. Hemen telgrafla makine başında İsmet Paşa’ya hareket biçiminin İstiklâl Mahkemeleri Kanunu’na aykırı olduğuna dikkatini çekti ve bu fena gerginliğin tamiri için hemen İzmir’e gelip mahkeme heyetiyle temasını tavsiye etti. İsmet Paşa 20.06.1926’da Ankara’dan hemen hareketle İzmir’e geldi. Gazi’nin gösterdiği arzu üzerine, kendisini Karşıyaka istasyonunda karşılayanlar arasında biz de heyetçe bulunduk … Bir “Hoş geldiniz!” dedikten sonra mahkemeye döndük. İsmet Paşa istasyondan Gazi’ye gitti ve oradan çıkar çıkmaz özel olarak mahkeme heyetini ziyarete geldi. Uzun uzadıya izahat (açıklama) aldı. (1)
Bu durum karşısında Kâzım Karabekir Paşa’nın tevkifinin de yerinde olduğunu kabul etti ve derhal Ankara’daki bakanlar kurulundaki arkadaşlarını da durumdan haberdar etti. Ve mahkeme heyetine şu teskereyi (görüş bildiren yazısını) yazdı.
“İstiklâl Mahkemesi Riyaseti Alisine (Yüce İstiklâl Mahkemesi Başkanlığına) Adli yetkinize mevdu (verilmiş olan) meselenin içeriği hakkında daha Ankara’da iken bilgi almıştım. Bu defa bizzat İzmir’e geldiğimde mevcut bilgimin Türkiye Büyük Milet Meclisi’nden heyeti aliyenize (yüce heyetinize) emanet edilmiş yetkinin kullanım değeri olduğuna kani oldum (ikna oldum) .. 22.06.1920″ Bu tezkere bir tür tarziye (özür dileme) mahiyetinde idi (içeriğinde idi), olay kapanmış kabul edildi, İsmet Paşa aynı gün Ankara’ya döndü.
Alıntı: İstiklâl Mahkemesi Hatıraları – Kılıç Ali (Sel yayınları 1955 – Sf. 43 ile 46 arası) kitabından birebir alınmıştı.
BAKKAL’IN NOTU (1995): Akşam yemeğinden sonra gidip sorgulamaları da izledikten sonra, Başbakan İsmet Paşa iyice akıllanıyor tabii ki.
Yorum bırakın