(ÖNSÖZ: Yüzbaşı Selahattin Yurtoğlu’nun oğlu Dr. Cengiz Yurtoğlu İlhan Selçuk’u arayarak babasının anılarından bahsediyor. Babası Yüzbaşı Selahattin, Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı romanındaki Cehennem Cemil’in arkadaşı. Bu anılar 1894 ile 4 Nisan 1921 yıllarını kapsıyor. Ve Selahattin Yurtoğlu bu anılarını neden yazdığını şöyle anlatıyor)
” …yakın tarihi okuduğunuz zaman anlayacaksınız ki; yüz yıl önce sonu felaketle bitmiş bir tutum, yüz yıl sonra bilinmediği için aynı biçimde tekrar edilmiş ve yine aynı felaketi doğurmuştur. Geçmiş deneyimleri bilen ve her gün geçirilen hayattan ders alarak yaşayışlarını buna göre düzenleyebilenler, en güçlü adamlardır.”
(İlhan Selçuk, bu anıları sansür ettiğini ve bu sansürü neden yaptığını özetlemiş:)
“Osmanlılık çağdışıydı. On beş cilt tutan anılardan bu günkü ortamda tepkiler yaratacak bazı sayfaları da çıkarmak zorunda kaldım.”
Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (1996): İlhan Selçuk: çok saygısız bir insan, tarihe, o anıyı yazan insana, onu kendisine emanet eden oğluna ve bu ülkenin okuyucusuna karşı çok büyük bir saygısızlık yapmış bir insan! Madem tabularına, inançlarına, mitlerine uygun düşmeyen bilgiler vardıysa o zaman bu kitabı yazmayacaktı ve dokümanları Selahattin Bey’in oğluna iade edecekti. Neyi yok ettiğini bile bilmiyoruz, on beş cilt tutarındaki bilgileri iki ciltlik kitap yapmış, belki de tarihimize ışık tutacak çok önemli bilgileri yok etmiş. O bilgileri hiç kimse kullanamaz artık. Bu adam bu ülkede yirmi sene Cumhuriyet Gazetesinde başyazarlık yaptı, aydın diye geçinip gitti.
BAKKAL’IN NOTU (1996): 1945 Yılında yayına başlayan, Zekeriya ve Sabiha Sertel’lerin Tan Gazetesi, o dönem iktidar olan CHP’nin baskıcı idaresine muhalefet ediyordu. 4 Aralık 1945 günü İstanbul Üniversitesi’nden yürüyüşe geçen CHP’li gençler tarafından Tan Gazetesi yağmalandı, yakılıp yıkıldı. Sertel’ler Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldılar. Türkiye tarihinin bu en kanlı baskınını yapan linç gürûhunun içinde İlhan Selçuk ve Süleyman Demirel’de vardı. Bu bilgiyi o gürûhun içinde bulunan Orhan Birgit Can Dündar’a bizzat kendisi açıklamıştı.
Yorum bırakın