Nâzım Bey sorgusunda (İstiklâl Mahkemesi sorgusunda) … eskiden İttihatçı olduğunu, Yeşilordu Avrupa emperyalizmine karşı savaştığı için de kurucusu olduğunu belirtir. Yeşilordu Cemiyetini tümü Milletvekili olan on dört arkadaşıyla birlikte kurduklarını ve bunların üç tanesinin bakan olduklarını belirtir. Kendisinin Yeşilordu Cemiyetinin Genel Sekreteri seçildiğini söyler. Böyle bir girişimden TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa’nın haberinin olmamasının mümkün olamayacağını belirtir. Yeşilordu Cemiyetinin Mustafa Kemal Paşa tarafından kapatılmasının ise; esas olarak Çerkez Ethem olayından dolayı olduğunu iddia eder. Nazım Bey şöyle söyler; “Komünist Fırkası burada teşekkül ettiği (kurulduğu) vakit (zaman) Dâhiliye Vekâletinden Vilâyetlere bir tamim (yazılı emir) yazılmış ve burada; Komünist Fırkası resmen teşekkül etti ve Yeşilordu Komünist Fırkasına inkılap etti (dönüştü), denmiştir. Bu resmi tamim de gösteriyor ki, Yeşilordu’dan Hükûmetin haberi vardır.” Ve Nâzım Bey’den Müthiş bir iddia; “Rusya ile dostluk tesisi (kurulması) için Moskova’ya görevlendirilen BMM Hükûmeti murahhasları (delegeleri), Rusya Sovyet inkılabına (devrimine) bizim de mürevveç olduğumuzu (propagandasını yaptığımızı) Moskova’ya ifade etmek zorunda kalmışlardı. Bunun için de Ankara’da bir teşebbüs (girişim) lâzımdı. İşte Yeşilordu kuruluşunun siyasi sebebi bu idi ve murahhaslar Moskova’da gazetelere bu sayede, resmen beyanatta bulunarak Bolşevik rüesasını (reislerini) bize imâle ettiler (yapıştırdılar). Açık kurulamaması da yine siyaset muktezasındandı (gereğindendi). Çünkü Garp emperyalistlerinin Anadolu’da şark sosyal inkılabını okşar bir fikir cereyanından kuşkulanarak üzerimize daha kudurmuşçasına saldırmaya kalkmaları ihtimali vardı. Bu iki siyaset ve iki mecburiyet!” Ankara İstiklâl Mahkemesi Nazım Bey’e 9 Mayıs 1921 günkü kararla 15 yıl kürek cezası verdi. Nazım bey bu kararı adeta önceden görürcesine savunmasında şöyle der; “İtilaf Hükümetlerinin son konferansa Ankara Milli Hükümetini davet etmeleri üzerine Anadolu’da komünizm cereyanlarının artık durması, durdurulması siyaseten lâzımdı. Bu lüzumu derhal takdir eden her iki fırka da faaliyetlerini durdurdular ve bizim murahhaslarımız Avrupa gazetelerine “Anadolu’da komünizm ve Bolşevizm yoktur ve yaşayamaz.” diye beyanatlarda bulundular. …. Bilmiyorum, bizim takdir edemediğimiz daha başka bir hikmet var da, vatanın yüksek siyaseti uğrunda behemehâl birkaç masumun ezilmesi hâlâ muktezi (gerekiyor) ise o başka!”
Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 126 ile 131 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın