Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

7 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 106. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

Nihat Paşa ve Erkânı Harbiyei Umumiye (Genelkurmay) Hakkındaki Mehmet Şükrü Bey’in İstizahı (soru önergesi) Görüşülüyor.

(Mehmet Şükrü Bey bu kadar hata yapan normal bir memur olaydı şimdiye kadar çoktan mahkemeye sevk edilmiş olurdu diyor.) Sf.121

İcra Vekilleri Reisi ve Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Fevzi Paşa; (Nihat Paşa ile ilgili belgenin kendilerine Dâhiliye’den yeni geldiğini söylüyor.) “-Bu evrak üzerine, Başkumandan Paşa Hazretleri salahiyetine binaen (yetkisine dayanarak) Elcezire (Osmaniye) Cephesi Kumandanının vazifesine hitam vermiş (görevine son vermiş). O da buraya geliyor…” (alkışlar)

Hüseyin Avni; “Paşa Hazretleri! Nihat Paşa hakkında geçen sene de böyle bir istizah (soru önergesi) vaki olmuştu. Arşı âlâya (gökyüzüne) kadar çıkan suiistimal (görevi kötüye kullanma) nasıl oluyor da Erkânı Harbiye’nin (Genlkurmay’ın) şimdiye kadar kulağına erişmiyor?”

Osman Bey (Lazistan); “-Elviyei Selasede (üç vilâyette, yani Kars, Artvin, Ardahan’da) Dâhiliye Vekâleti teşkilatını yapmıştır, Umuru askeriye (askeriye)  teşkilatını yapmıştır ve demiştir ki teşkilat budur. .. Şimdiye kadar birçok sahil dolaşmışım ve hepsiyle temasta bulunmuşum ve P teşkilatının bu memlekete zarardan başka hiçbir faidesi (yararı) olduğuna kani değilim. .. Memlekette sistem namına bir şey teşkiline (oluşturulmasına) gayret edelim.”

Durak Bey (Erzurum); “-Refet Paşa, ben dâhiliye vekili iken ordu kumandanlarının memurlara emir verme yetkisini vermiştik dedi. Bu emri kaldıralım! .. Mülkiyenin (sivil idarenin) vazifesine hiçbir suretle ciheti askeriyece (askeriye tarafından) müdahale olunmasın. Bunu rica ediyorum.”

Mustafa Kemal Paşa; “-Dâhiliye Vekâleti memleket dâhilinde, memleketin her noktasında, bütün manasıyla asayiş (huzur, güvenlik) ve inzibatın (düzenin) teessüsünün temini (oluşturulmasının sağlanması) mesuliyetini (sorumluluğunu) kabul ettikçe ve buna muktedir olduğunu ifade ettikçe, ordular ve ordu kumandanları Dâhiliye Vekâletinin yapmaya mecbur olduğu hiçbir işe müdahale etmeyecektir!” (teşekkür ederiz sedaları. Alkışlar.)

Hüseyin Avni Bey; “-Şart yoktur!”

Dâhiliye Vekili Fethi Bey yuvarlak bir şeyler söylüyor.

Hüseyin Avni Bey; “-Beyefendiler! Dâhiliye Vekili Bey yine kuyut (kayıtlar) ve şurut (şartlar) ile ve girizgâhlı (dolambaçlı, asıl hedefi belirtmeyen) yollardan gittiler. Bendeniz kendilerine arz ederim ki; BMM’nin Dâhiliye Vekâleti vardır, BMM’nin jandarması vardır, BMM askeri vardır, ordu cephede düşmanla çarpışır sonra zahir olacak (ortaya çıkacak) mesailde (işlerde) seyyar jandarma şeklinde emrine gelir BMM zatı âlilerini mesul tanır. Öyle, kumandanla istişare ederiz (danışırız) falan, kumandan yoktur. Sizin huzurunuzda emredecek bir adam vardır. Ona ne derseniz deyiniz Dâhiliyeden bilâkaydüşart mesulüm (kayıtsız şartsız sorumluyum), vazifeme kimseyi müdahale ettirmem, yapamazsam gelir istifamı veririm. Bu şekilde sizden söz isterim!

Dâhiliye Vekili Ali Fethi Bey; “- ..Hiçbir zaman kayduşart altında (bir tarafa bağlı olarak) emniyet ve asayişi deruhte ediyorum (üstleniyorum) demedim.” (pekâlâ, sadaları)        

Mehmet Şükrü Bey; “-Paşa Hazretleri’nin buyurdukları gibi Dâhiliye Vekili mesuliyeti (sorumluluğu) kabul edecek.”

Vehbi Bey (Karesi); “-İdarei Umumiyei Vilâyet (Genel Vilayetler İdaresi) kararnamesi elyevm (bugün de) meriyül icra mıdır (yürürlükte midir)?”

Fethi Bey; “-Öyledir!”

Vehbi Bey (Karesi); “-Meriyül icra ise kumandanların, idarei örfiye (sıkıyönetim) ilan edilmedikçe velev jandarma kuvveti gayrikâfi (yetersiz) gelse dahi müdahaleye salahiyeti (karışmaya yetkisi) yoktur. … Kullanılacak kuvvei askeriye doğrudan doğruya Dâhiliye Vekâleti ve valilerin emrindedir.”

Durak Bey (Erzurum); “-…meselâ bir vali bir yere tayin edilmek lâzım gelirse oradaki kumandanın rey ve mütalaası (görüşü) alınmadıkça oraya vali yada mutasarrıf tayin olunamıyor.” 

Müzakereye son verildi. Sf. 125

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 106, Celse: 1, – Sf. 121 ile 125 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , , , , ,

Yorum bırakın