8 Haziran 1338 (1922) tarihinde İçtima: 50, Celse: 2, Reisisâni Rauf Beyefendi
Ali Şükrü Bey ve Arkadaşlarının Dâhiliye Vekili Hakkındaki İstizahı (Soru Önergesi);
(İstizah takriri (gensoru önergesi) okunuyor, Trabzon’da askeri erkânın halka yaptığı baskı ve zulümle ilgili ve bir soru önergesi. Dâhiliye Vekili Fethi Bey ise yurtdışında çok kaldığı için memleketin durumunu bilemediğini söylüyor, açık sözlü. Fethi Bey Yahya Kâhya’nın yolsuz ve zoraki işlerinden bahsediyor. Yahya Kâhya Mustafa Suphi ve Arkadaşlarını vahşice öldüren zorbaya yapılan kanunsuzlukları sorguluyorlar) Sf. 263, 268
Ali Şükrü Bey (Trabzon); “-..Trabzon’a gönderilen Vâli bir vâzife-i mahsusa (özel bir görev) ile gitmiştir ve Trabzon’da bir ikilik ihdas etmek (ortaya sürmek) istemiştir. .. Ben Trabzon’a gittim ki Kâhya dağa çıkmış. Aziz Çavuş vatanperver bir kişi, Yahya Kâhya’nın adamı ve çömlekçi. Evini 160 askerle basıp Aziz Çavuş’u alıyorlar ve hapse atıyorlar. Fırka Kumandanı Sami Bey’e söyledim zorla adalete teslim ettirdim, mahkeme beraat ettirdi. Jandarma bu işin peşini bırakmıyor, Müdafa-i Hukuk Reisi Hacı Ahmet Efendi ile birlikte Valiye çıktık. Vali; Ben Sivas’ta da böyle bir işe bulaştım, ailem Sivas’a geleli 12 gün olmuştu ki Trabzon’a tayin olundum, bir şoför maaşı alıyorum dedi, Vali de askerden şikâyetçi. Ve bunlar umur-u hükümete (hükümet işlerine) müdahale ediyorlar. Bunları ezmek lâzımdır dedi. .. Anadolu’da hareket-i milliyenin başlaması İzmir’in işgâlini müteakiptir (İzmir’in işgalini takip eden günlerdedir) . Bu harekât 28 Haziran 1335’de (1919’da) ilk Balıkesir Kongresiyle başlamıştır. İzmir işgalinden beş ay evvel 9 Ekim 1918’de Trabzon Kongresi yapılmıştır. .. bugün, hırsız ve namussuz denilen, resmi raporda öyle denilmişti, işte bu vatanperverlerdir. Onun içindir ki benim gayem bu adamların hukukunu muhafaza etmektir (korumaktır). .. Trabzon meselesi zorla ihdas edilmiştir (yaratılmıştır). .. … Siyasilerin bazılarının fikirlerinde doğabilen bir tevehhüm (evham, kuruntu), evet tevehhüm diyorum, maalesef memlekete ikilik sokacak bir mahiyet (içerik) arz etmiştir. … hapsedilen Aziz Çavuş gibi kahramanlarla sahilleri tutmuşlar bir çok eslah (silahlar) ve cephâneyi içeriye taşımışlardır hatta toplar da dâhil. Vali (Galip Bey) Hürriyet ve İtilaf’a (İttihat ve Terakki partisinin rakibi olan parti) mensup olduğu halde bu işler yapılmıştır..” (Ali Şükrü Bey, Batum’u işgal eden askerleri Trabzon Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin giydirip silahlandırdığını da anlatıyor. Ve anlatmaya devam ediyor;)
Ali Şükrü Bey (Devamla); ” .. daha Trabzon’a geleli üç gün olduğu halde .. Sabit Sami Bey bu zevatın fena (kişilerin kötü) olduklarına derhal hükmetmiş ve haklarında tâkibata kıyam etmiştir (soruşturmaya kalkmıştır). .. Kâhya’yı bir tevehhüm (vehim, evham) üzerine tevkife kıyam etmişler (tutuklamaya kalkmışlar). .. Kâhya, kardeşi Zekeriya ve 5-6 kişiyi yakalayıp Kars’a gönderiyorlar. Oradan Sivas’a mahkemeye göndermişler, mahkeme berat ettirmiş, yolda çişlerini yapma izini vermemişler, arabada mendillere işemişler. Ve Müdafa-i Hukuk Cemiyeti şikâyetçi olmuş. … Kâhya mahkemeye çıkıyor, birisine mektup yazmış, Enver Paşa’ya yazmış güya, müddeiumumî (savcı) bu mektubun sahte olduğuna karar verince Kâhya serbest kalıyor. Bir akşam apar topar gemiye bindirip Samsun’a yolluyorlar, Samsun Mutasarrıfı serbest bırakıyor. Ben Kâhyayı Samsun’da serbest dolaşırken gördüm.” Sf. 276
(Ali Şükrü Bey anlatmaya devam ediyor; Kâhya Yahya Trabzon Müdafa-i Hukuk Cemiyeti namına ihracattan para alıyormuş, bunu bütün Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri de yapıyor diyor. Bu arada Dâhiliye Vekâleti Müdafai Hukuk Cemiyetini tetkik için Ali Sait Paşa’yı görevlendiriyor. Oysa cemiyetin tüzüğüne göre tetkik organı kongresidir diyor. Ama defterleri teslim ettik diyor. Ve devam ediyor;)
Ali Şükrü; “-Efendiler, Trabzon’u İstanbul’a mal etmek (İstanbul hükümetine yakınlaştırmak) isteyenleri, hatta şehir yanmasın diye İngilizlere arz-ı teslimiyeti (İngilizlere teslim etmeyi) düşünenleri Ali Sait Paşa’nın yanında gördüm. Bunlar maalesef Trabzonludur. .. Efendiler bu tarzda vergi almayan, resim (vergi, gümrük vergisi) almayan hangi Müdafa-i Hukuk Cemiyeti vardır. (Hepsi Almıştır sadaları) .. bu resim cibâyeti (vergi alımı) 40 gün devam etmiştir. .. Koyun vs. mevâşi (küçükbaş hayvanlar) ihracatından Resim (vergi) alınmıştır. İthalattan alınmamıştır.. Bilir misiniz ki Müdafa-i Hukuk bu resim cibâyetine (vergi alınmasına) başlamazdan evvel Şark Cephesi bunu Trabzon’da vaz etmiştir (bu kuralı koymuştur). Cemiyet cephenin koyduğu resmi (vergiyi) aynen almaya devam etmiştir. Evet, Efendiler bu resim vaz’ına (vergi konulmasına) ilk evvel Şark Cephesi emir vermiştir. Bunun çoğunu da Cemiyet’in azaları almıştır. .. Sonra bu resim kaldırıldı, askeriye ve Kâhya devam etti, Müdafa-i Hukuk bu işte yok. Kâhya parayı kayıkçılar locasına yatırmış sonra Müdafa-i Hukuk ile Kâhya’nın arası düzelince parayı Cemiyet’in kasasına vermemiş ama onların istediği yerlere harcamıştır. .. Niçin diğer Müdafa-i Hukuklardan hesap sorulmamıştır? .. daha ileri gideceğim; Heyet-i Temsiliye hesap vermiş midir hangi kongreye hesabını vermiştir? Fakat bundan suiistimal (yolsuzluk) mevcuttur iddiasını dermeyan etmek (açık etmek) istemiyorum. .. Halil Paşa, evet, Trabzon’a gelmiştir, fakat Halil Paşa Hükümetin mazhar-ı itimadı (güvenini sağlamış) bir adam idi… ”
Hüseyin Avni; “-.. âlet (hükümetin kullandığı biri) idi vaktiyle. Azerbaycan’da vâki olan hizmetleri (!) nasılsa unutulmuş.”
Ali Şükrü Bey; “-Bir vakitler Halil Paşa’nın çıkması istenmiş idi. Hükûmet emretti diye Müdafa-i Hukuk ta bu hususta hükümete müzahir (yardımcı) olmuştur. Halil Paşa bu memleketin bir jeneralidir. .. bu adam gelmiş Fırka Kumandanının karşısına; “Ben Rusya’ya gideceğim fakat cebimde on param yoktur.” diyor. .. Fırka Kumandanı da “Benim param olsaydı verirdim, fakat maalesef yoktur. Hacı Efendi siz verir misiniz?” diyor. Bunun üzerine Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Halil Paşa’ya 600 lira verirse cinayet mi yapmış olur?” Nuri Paşa’nın adamı olan Azerbaycanlı bir kahraman adama da 200 lira vermiş. Bu heyet Hükümetin seçtiği bir heyet midir ki, hükümet hesap istiyor?”
Hüseyin Avni; “-Hükümet manevrasıdır bunlar, zamanında Babıâli de böyle yapar imiş.”
Ali Şükrü Bey Devam Ediyor; “-3 Mayıs1338’de (1922’de) Dâhiliye Vekili Fethi Bey Vilâyete tel çekiyor, gerekiyorsa mahkemeye ver diyor. .. mücahedât-ı milliyenin (milli gayretlerin) sonunda ve hizmet yolunda mahkemeye gitmeyi şeref addedeceğimizi (alkışlar) ilave ile, halk hükümetinin Dâhiliye Vekili olduğunuzu hatırlatmayı da faydalı bulurum. (Bravo sesleri) Müdafa-i Hukuk Riyaseti ve azalığı hayatında vazife-i milliyesine tamamıyla vakf-ı nefs etmiş (nefsini, kendisini bağışlamış) iki kişi tanıyorum: Birisi Cemiyet Reisi merhum Şefik Bey, biri de şimdi hırsız denen (hâşâ sesleri) Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Hacı Ahmet Efendidir. Şefik Bey İstanbul’un en büyük tüccarlarından biri idi. .. Heyet istifa etmiş ancak yenisi seçilinceye kadar göreve devam etmeleri gerekiyor. Dâhiliye Vekâlet-i Celile’si tarafından Vali vekili olan Fırka Kumandanı; bir heyet-i müteşebbise (girişim heyeti) yapın diye emir vermiştir. Sonra hatalı olduğunu anlayıp bu kararından vaz geçmiştir. Sonra da Belediye’nin seçim yapmasını emrediyor, bu da yanlıştı .. Hükümetin karışması fuzuli bir müdahaleden başka bir şey değildir.”
Hüseyin Avni; “-Babıâli zihniyeti, üstü açık komitacılık, halkçılığın zıddı!”
Ali Şükrü Bey; “-.. Matbuat Müdir-i Umumisi olan Ağaoğlu Ahmet Bey, Kars Erzurum târikiyle (yoluyla) Trabzon’a geldiği zaman Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nde bendenize demiştir ki; Ali Şükrü Bey sen Enver Paşa’ya bir mektup yazmışsın. Tabiatıyla şaşırdım! Yalnız sen değil birkaç arkadaş. .. Güya biz Enver Paşa’ya demişiz ki; Bu işin recûlü (reisi) sensin, er geç sen gideceksin, Mustafa Kemal Paşa Hazretleri de bu işe muteriftir (kabahatini bilmektedir) Fakat şimdi zamanı değildir. Dedim ki; Bunu kimden işittiniz? Kâzım Paşa Hazretlerine Trabzon’dan çekilmiş bir telgrafı kendim okudum dedi. Bu gibi telgraflar, geçen gün bahsi geçen TPH’ler yok mudur? İşte bunların uydurmasıdır. İşte memleket böyle idare ediliyor. Başka şeyleri de hafi celselerde söyleyeceğim.”
(Opr. Emin Bey vakit geçti celseyi bitirelim diyor, Reis de buna teşne (yatkın), Mehmet Şükrü ve Hasan Basri Beylerin baskısı sonucunda bu konunun görüşülmesine devam ediliyor. Sf. 268-289
Dâhiliye Vekili Ali Fethi Bey; “- Zan ve şüphe altında ifay-ı vazîfe edecek (görevini yapacak) vekillerden değilim. Bu iş sürüncemede kalmasın.”
Hüseyin Avni Bey; “-.. Vilâyat-ı Şarkiye Kongresi (doğu vilâyetleri kongresi) teşekkül ettiği zaman, şahıslar elinde bâziçe (oyuncak) olmamak için çırpınıyordu. .. Biz öteden beri adam büyütmek için manevra yapmıyoruz. .. Bizi zaafa dûçar eden (düşüren) saraylar, saltanatlar, Paşalar, yaverler bilmem neler, bunlardan da artık yakamızı sıyıracağız, dünyada bütün beşeriyete (insanlığa) hakkımızı tanıtarak, biz de kürre-i arzda (yer küresinde, dünyada) herkes gibi yaşayacağız diye isyan etmiştik. İşte benim ruhum, içim budur. Fakat bugün o cemiyetler, fertlerin efkârına (fikirlerine) hizmet ettirilmek isteniyor.” (Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti nâmına bir imza ile Mustafa Kemal Paşa imzası ile bu örgüt beş kişilik bir heyet tarafından idare edileceği kararlaştırılıyor diyor.) “Halbuki bunlar Heyet-i Umumiye’mize merbuttur (bağlıdır). Bu heyet-i idare onların gayesini istihdaf edecek (hedef alacak) kudrete mâlik değildir.”
Selahattin Bey; “Bravo! Bravo!” (Bravo sesleri)
Hüseyin Avni Bey; “- .. Biz diyoruz ki, veçhe almayan (Meclis’ten yönlendirilmeyen) vekilin her hareketi gayrimeşrudur. Sonra Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerine bir vaz’ı hususi (özel bir pozisyon) vermek lâzım gelirse o da Meclisin vazifesidir. Bu, sellemehüsselâm (rastgele) filan vekilin, filan Paşa’nın, filan beyin işi değildir. Biz size o salahiyeti (yetkiyi) vermedik. Burada üç yüz kişi bu gayenin kurbanıdır. ..O ihtilâsı (zimmetine para geçirme işini) yapmış olan adamların her birisi o kumandanların sıkleti (ağırlığı) kadar bu memlekete nakden (parasal olarak) fedakârlıklar eder ve etmiştir. Onların nâsiyesine (alınlarına) hırsızlık mı sığar? Asla! Felâketli günlerde bunların hiç biri yoktu, onlar vardı. Sonra gelenler şimdi bizi mi kovuyorlar? Şayet vaziyeti kavrayamıyorsanız, eğer maksadınız istibdat (baskı düzeni) ise ya bize vedâ edin veya istibdada .. İstibdadı çekseydik, fuzuli emir ve fermanlara boyun eğseydik Padişahın istibdadını çekerdik. (bravo sesleri, alkışlar)
Ziya Hurşit Bey; “-.. yüz binlerce, iki yüz binlerce liralık hesaplar biliyoruz ki, biz burada, Ankara’nın içinde… henüz tahkik edilmemiştir (incelenmemiştir). (Bravo) Halil Paşa ve Küçük Talat Paşa Trabzon’da iken, hükümet vehime (kuruntuya) kapıldı ve Müdafa-i Hukuk Cemiyeti adamlarına hücum edildi. .. çeteler kanunu tatbik edildi. Köyler taharri edildi (arandı). .. Filan mahkeme şu tesir altındadır dediler ve bu yüzden bu adamları birçok yerlerde dolaştırarak en nihayet sevk edildikleri mahkemede berat ettiler. .. Bir zabit (subay) Mebus Celal Bey’in evine girmiş, bu konudaki şikâyet mektubunun kenarına Vali Vekili şöyle yazmıştı; “Bu zat yani zabit, memleketin içtimaiyatına (sosyal durumuna) vakıf olmadığından bu eve girmiştir”. Acaba Beyefendi hangi memleketin içtimaiyatında bir evden içeriye sellemâhüselâm girmeyi görmüştür? Bunu Hotantolar bile meneder. .. Bir adam gemiden iskeleye çıkacak, ona; sen şu iskeleden çıkacaksın diyorlar o da böyle bir yerden çıkıyor. O adam tek bir kişi, bu adamı tevkif için 15 tane süngülü iki mülâzımla (teğmenle) birden gittiler, ben de gözümle gördüm.
Dâhiliye Vekili Ali Fethi Bey; “Kimdir bu adam?”
Ziya Hurşit; “- Kâhya Yahya Efendidir ve üzerine giden de (P) amiri Binbaşı İzzet Beydir.” Sf; 295
Dâhiliye Vekili Ali Fethi Bey; “-..benim kendi konturatom tahtında (sözleşmem altında) bulunan bir eve bir zabit kış ortasında zorla girmiştir ve bende bunun hakkında mahkemeye müracaat etmiştim. Başka bir şey yapmamışımdır.” Sf. 298-299
Reis Gürültüler arasında kifayet-i müzakere kararı aldı.
3.Celse Hafidir: Hiçbir bilgi yok.
4. Celse. Reisisani Hüseyin Rauf Beyefendi. Sf. 305
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 20 (9.05.1922 / 22.06.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 50, Celse: 1,2, 3 Hafidir, 4 ,(Sf. 263 ile 305 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın