6 Temmuz 1338 (1922) tarihinde İçtima: 69. Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi Hazretleri.
Sulh Encümen-i Malisi (Barış için Ekonomi komisyonu) Sf. 270. 272
Heyet-İ Vekile’nin Salahiyet ve Vazifesine Dair Encümen-i Mazbatası; (Hükümetin Yetki ve Sorumluluklarına Ait Meclis Komisyonu Tutanağı):
“Heyet-i Vekilenin (hükümetin) Teşkil ve intihabatı (oluşturulması ve seçilmesi) üç esasa dayanır. .. birincisi tefrik-i kuvva (kuvvetler ayrılığı) usulüdür. .. Bu usul .. icra vekilleri (bakanlar) reisicumhur tarafından intihâb olunur (seçilir) parlamento huzurunda hiçbir gûna mesuliyet kabul etmezler (hiçbir biçimde sorumlu olmazlar). .. İkincisi Kabine sistemidir esas itibariyle İngiliz tarih-i meşrutiyetinin (İngiltere’nin meşruti idare tarihinin) bir tekemmülü (gelişmesi) neticesidir. Kral veya Reisicumhurun seçtiği bir başvekil ve onun seçtiği vekillerden (bakanlardan) oluşur. Üçüncüsü İcra Vekilleri Heyetinin (hükümetin) doğrudan doğruya ve tek tek Meclis tarafından seçildiği yol. Bize has bir usul olacaktır. Vekil (bakan) adayları Meclis Reisi, Encümen Reisleri ve İcra Vekili Reisi’nden (başbakandan) oluşan bir heyet tarafından gösterilir.” Sf. 279, 281
İcra Vekillerinin Sûret-İ İntihâbına Dair Kanun Lâyihası; (Bakanların seçilme şekline ait kanun)
Madde 1– BMM reisleri ve reis vekilleriyle, teşkilat-ı devlete tekabül eden (devlet kuruluşuna denk gelen) Şer’iye ve Evkaf (vakıflar), Dâhiliye (içişleri), Hâriciye (dışişleri), Adliye, Müdafa-i Miliye (milli savunma), Muavenet-i Maliye (Maliye), İktisat, Nafıa, Maarif (öğretim), Sıhhiye (sağlık) ve Muavenet-i İçtimaiye (sosyal yardım) encümenleri rüesasından (komisyonları başkanlarından) ve İcra Vekilleri Reisinden (başbakandan) mürekkep (oluşmuş) bir heyet, meclis azasından laakal (en az) üç zâtı namzet (aday) olarak irae eder (gösterir). Meclis bunlardan birini intihâb eyler (seçer).
Madde 2– Vekâlete namzet irâe eden heyete (bakanlık için aday gösteren heyete) mevcut İcra Vekilleri (Hükümet) dahi iştirak ederek İcra Vekilleri Riyâseti (başbakanlık) için gerek İcra Vekilleri meyânından (bakanlar kurulu içinden) gerek Meclis’ten laakal (en az) iki zatı namzet olarak irae ederler (gösterirler). Meclis bunlardan birini seçer. Sf.288
Hüseyin Avni; “-Efendiler bu lâyiha-i kanuniyede (kanun tasarısında) benim de imzam var. Fakat maalesef bir sehv olarak (hata sonucu) muhalefetimiz dermeyan olunmamış (belirtilmemiş) . … Bizi reşit (yeterli, yetişkin) görmeyenler kimlerse rica ederim, kendileri isbat-ı rüşt etsinler (reşit olduklarını, yeterli ve yetişkin olduklarını ispatlasınlar)!”
Selahattin Bey; “-Bravo!”
(Hüseyin Avni böyle bir hükümet seçimi biçimi tesanüt de (dayanışma da) yaratmayabilir, böyle bir hükümet meşru değildir diyor. Mehmet Şükrü Bey de onu destekliyor, Malatya Mebusu Reşit Ağa da bu kanuna karşı çıkıyor.)
2.Celse: Reisisani Mehmet Vehbi Efendi Hazretleri.
Ziya Hurşit; “-.. Bunu kabul edecek olursak istibdada doğru giden en büyük yolda yürümüş oluruz. .. “siz bu zâta mutlaka rey vereceksiniz” diye mutlakıyetle irae olunan (padişahlıkla yönetilen) memleketlerde bile demezler.”
Hakkı Hâmi Bey (Sinop); “-On dört senedir bu zavallı milletin sinesinin tecrübe tahtası olduğu kifayet etmemiş (yeterli görülmemiş) olsa bile, bundan sonra yazı yazacak yeri kalmamıştır.. Bizim cehlimizi (cahilliğimizi) itiraf etmek lâzımdır. Bu kavaid-i mevzuayı (bu kurallar, mevzuatlar) bihakkın tatbik (hakkıyla uygulanma) ve ahkâm-ı salisenin (geçmiş hükümlerin) bütün icra-i sakatlığını tetkik etmeyerek (yürütmedeki bütün sakatlıklarını araştırmayarak) ve bütün harekâtımızı hukuk-u esasiye kavaidine (anayasa kurallarına) uydurmaya uğraşmak yüzünden memleketi yıktık. Bu hâle getirdik. (Bravo sesleri alkışlar) ..Bundan dolayı yapılacak her şeyi hukuk-u esasiyeye (anayasaya, hukuk kurallarına) tevafuk eder (uygun olacak) bir suretle yapmıyorsak bilenleri getirelim ve onlardan öğrenelim.” Sf. 297
Hasan Basri Bey (Karesi); “- .. bu namzetlik (aday gösterme) usulüne karşı gösterilen alaka nedir, bilemiyorum?”
Hüseyin Avni; “-Gayet füsunkârdır (büyüleyicidir). Ben bilirim.”
Hasan Basri; “-.. tesânüt (dayanma) kelimesi esâsen geri geri, ayrı ayrı kaçak manâsınadır. .. eğer meşrutiyeti, hakiki meşrutiyet olarak tanıyorsak BMM’de gayelerini bile gayet serbest olarak tebarüz (bariz olarak) ve bu gayelerinde gayet serbest bir sûretle hür olarak meydana atılması lâzımdır.”
(Besim Atalay bu namzetlik kanunundan yana, Ali Şükrü bey de namzetlik usulüne karşı.) Sf. 300
Hüseyin Avni Bey; “-Beni namzet gösteriniz demek daha büyüklüktür.” Sf. 301
Mahmut Esat Bey; “- ..Bizim Meclisimiz şayan-ı şükrandır ki bu cidal içinde bir fırka (parti) hayatı yaşamayacaktır.” Sf. 304
Kanunun 1. Maddesi tay’ edildi (çıkartıldı) Sf. 308
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 21 (24.06.1922 / 26.07.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 69, Celse: 1, – Sf. 270 ile 308 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın