Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Şimdi Kemalist dilciliğin müthiş kolaycılığına gelmek istiyorum; zaman içinde İran üzerinden alınan Farsça ve Arapça sözcüklerin Türkçe telaffuzlarında bu dillerin aslında var olan gırtlaktan çıkartılan veya küçük dilin kapatılmasıyla söylenen seslerin hepsi dilimizden çıkartılmış ayın ve gayın benzeri sesler Türkler için telaffuz edilemez hâle getirilmiştir. Daha da önemlisi bütün dillerde yer alan uzun ve kısa “a” arasındaki fark, bir köylü rahatlığıyla silinmiş ve Türk Dil Kurumu ve Cumhuriyet Gazetesi yazarları açıklanması çok zor bir cehaletle “a” nın üzerindeki şapkayı bir gericilik sayarak Türkçede “hala” sözcüğünün doğru telaffuzunu bile yasaklamışlardır. Bunun sonucunda, yavaş yavaş dilimiz bütün müzikalitesini kaybetmeye başlamış ve güzelim İstanbul Türkçesi yerine, tanınmış oligark ve Çukurova’nın yüzkarası Sakıp Sabancı’nın ağzından sık sık dökülen, duyuldukça kulak bozan bir Türkçe kalmıştır. Artık dilimiz, insanın konuşması için yaratılmış ağız ve gırtlak bütünlüğü yerine, sadece dilin ucuyla konuşulan tek düze ve zaman zaman boğumlandığı izlenimi veren bir ses dökülüşüne dönmüştür.

Türkçeyi şimdi konuşmak, eskisine göre çok daha kolaydır.

Ancak, kolay olan genellikle güzel değildir.

Güzelin doğumunda her zaman zor vardır.

Nerede kolaylık varsa orada soysuzlaşma vardır. 

Nerede zordan kaçış varsa, orada cehâlet vardır.

Kolaycılık ve cehâletin doğrulara karşı, hırçın bir direnişi vardır. Sf. 25, 26, 27

Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 25 ile 27 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , , , ,

Yorum bırakın