Türk Ordusu hiçbir zaman teknik anlamda güçlü, etkin bir silahlı güç olmamıştır. Kazandığı savaşta eşit sayıda veya sayıca az olduğu örnekler son derece az görünüyor. Sf. 211
Aeneas Sylvius, henüz İkinci Pius olmadan ve papalık makamına mektup yazarak Mehmet’i Hristiyanların İmparatoru olmaya davet etmeden önce Roma’da bir dinsel toplantıda konuşuyor ve Türk Ordusunu tanımlıyor; “Savaşçı değil, zayıf, kadınsı, ne ruhunda ne de sözünde harpçilik var; ganimetlerin hepsini zahmetsiz ve kendi kanını akıtmadan topluyor.” Sf. 214
Burgundy Dükü İyi Filip’in danışmanı Brocquier, İkinci Murad zamanında Türkiye’yi ziyaret ediyorlar… Sultan İkinci Murad’ın günde ortalama altı veya yedi litre şarap içtiğini, avı sevdiğini, binden fazla tazısı ve iki bin kadar eğitilmiş şahini ile üç yüz cariyesinin bulunduğunu anlatıyor. Fakat İkinci Murad’ın hiç te şahin bir Sultan olmadığını ve barışçı bir kişiliğe sahip olduğunu, daha da önemlisi Türk Ordusunun savaş gücünün olmadığını yazıyor. Sf. 215
Seigneur de Vieux ; (Türk Ordusunu yorumluyor)
Gayretliler, isteyerek erken kalkarlar ve az yerler.
Öğlen olmadan su içmelerine asla müsaade etmiyorlar. Öğleden sonra nerede su bulurlarsa içerler, kamp yerlerinde bol bol su içerler.
Üstlerine itaatleri sınırsızdır, hiç birisi, yaşamları tehlikede olduğu zaman bile itaatsizlik etmiyor.
Ordularının sayısını Hristiyanlarınkinin iki mislinde tutmak Türklerin politikasıdır. Bu sayı üstünlüğü cesaretlerini arttırıyor. Sf. 217
Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 211 ile 217 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın