Şeyh Sâîd’in cesedinin üzerinde fuhuş sineması açtılar, içki fabrikası yaptılar. Zilan Deresi’nden su yerine kan aktığını, Palu halkının Murat Nehri suyunun kırmızı akması karşısında donup kaldığını bilenler, bu bölgenin merkezi olan Amed’de içki fabrikası açılmasının ne anlama geldiğini çok iyi bilirler.
Yine Bediüzzaman Sâîd-i Nursî’nin ölüsüne yapılan işkenceler, dirisine yapılanlardan kat be kat daha fazladır.
Tedbir teklifinin ikinci maddesi üzerinde de durmak gerekir. Şeyh Sâîd kıyımı başladığında hiç bir basın – yayın organı bunu gerçek olarak aktarabilme şansını elde edemedi; çünkü hepsi susturuldu. Böylece rejim, istediği şekilde propaganda ve iftira kampanyası düzenledi. Şeyh Sâîd kıyamı olduğunda, Türkiye’nin batısındaki halk, Ermeniler’in isyan ettiğini sanıyordu. Çünkü TC, onları bu şekilde kandırmıştı. Batıdaki halkın kıyama destek vermemesinin sebebi budur. Yoksa onlar da Müslüman değil miydi? Ama onların, Kürtlerin âlimler öncülüğünde İslâmî bir kıyam başlattıklarından haberleri yoktu. Hristiyanların isyan çıkardıklarını sanıyorlardı. Çünkü iç politika ile ilgili yayın yapmak yasaklanmıştı. Dünyanın neresinde görülmüştür ki, bir ülkenin belli bir bölgesinde bir ayaklanma olacak, ama olayla ilgili gazete ve dergilerde yazı yazmak, konuşmak ve yorum yapmak yasaklanacak?! TC iyi biliyordu ki, Şeyh Sâîd’in amacının halk tarafından anlaşılması, kendisinin sonu olacaktı ve zamanın “Büyük Şeytanı” İngiltere iyi biliyordu ki, Şeyh Sâîd’in başarıya ulaşması halinde, kendisi artık Kürdistan coğrafyasında istediği gibi at koşturamayacaktı.
Alıntı; Şeyh Sait İsyanı – İbrahim Sadiyâni, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 20) internet sayfasından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (2010); Şeyh Sait İsyanının bir inanç isyanı olduğuna, dinsizliğe karşı bir isyan olduğuna inanmamak mümkün değil. Tabii ki Şeyh ve arkadaşlarının kâfir ve dinsiz dediği idarenin bir de Kürtleri yok sayan anlayış ve uygulamaları da bu isyanın çıkmasında önem arz etmektedir. İngiltere’ye gelince, evet İngilizler bu isyanın yayılmasını, başarılı olmasını istememişlerdir. Bütün Kürdistan’ın bağımsızlık ateşini yakmaya müsait bu ortamı istemeleri mümkün değildir. Cumhuriyet idarecileri ise bunu İngilizlerin yaptırdığını, Musul meselesini de öne sürerek anlatmışlardır.
Yorum bırakın