7- Sonradan verilen icâzet, başlangıçta verilen vekâlet gibidir (inne’l-icâzete’l-lâhikati ke’l-vekâleti’s-sâbıka) Bir kimse bir başkası nam ve hesabına bir akid yapsa, sonradan o kimse bunu işitip icâzet verse (kabul etse), sanki başlangıçta onu vekil etmiş sayılır. Buna fuzûlî denir. Günümüzde buna vekâletsiz iş görme adı verilmektedir. Aynı şekilde bir kimse vekâleti yokken, hatta haberi bile olmadan bir başkasını evlendirse, nikâhını yapsa, sonradan o kimse bu nikâhı işittiği zaman karşı çıkmayıp kabul etse nikâh geçerlidir. Bu madde, Mecelle’nin 56. maddesine benzemektedir.
8 – Sui emsal misal olmaz (lâ misâle bi-sui’l-emsâl) Yani bir kimsenin hukuka aykırı hareketi, başkalarına da örnek ve o işi yapmak hususunda izin teşkil etmez. Meselâ, park edilmesi yasak olan bir yere bazı arabalar park etmiş olsa, bu, başka arabaların da oraya park edebilecekleri ma’nâsına gelmez.
9 – Bir şeyin hepsi ele geçmezse, tamamı da terkedilmez (mâ lâ yüdrek külluhu, lâ yütrek külluhu)
Hukukun bir takım emirlerini, bilerek veya bilmeyerek terk etmek, yerine getirmemek, başka emirlerini de terk etmeyi gerektirmez. Meselâ, namaz kılmayan bir kimsenin tuttuğu oruç geçerlidir, “nasıl olsa namaz kılmıyor, oruç da tutmasın” denmez. Fakat akidler böyle değildir. Bir akdin in’ikad şartlarını yerine getirip diğer meselâ sıhhat, şekil şartlarını yerine getirmemek o akdi fâsid yapar, bozar.
10 – Bir işi terk etmek ancak niyet ile olur (lâ terke illâ bi’n-niyyât) Nitekim ticaret niyetiyle alınan malların zekâtı verilir. Ticareti terk ettiği andan itibaren bunlar artık zekâta tâbi olmaktan çıkarlar. Ticarete başlamak fiil ile olur, sadece niyet ile olmaz. Ancak ticareti terk etmek niyet ile olur. Bunun gibi seferde mukim olmaya niyet eden kimse derhal mukim hale gelir. Dinden çıkmaya niyet eden de böyledir. Ancak bir işi terk etmek ancak bir başka işin yapılmasıyla oluyorsa, bu takdirde yalnız niyet yetmez. Meselâ, namazdan çıkmak yalnız niyet ile olmaz, namazı bozacak bir işin yapılması gerekir. Orucu bozmak, seferî olmak da böyledir
11- Bir işin karşılığı, aynı cinsten olur. (el-cezâu min cinsi’l-amel) Meselâ, kısasa kısas prensibi buna misaldir. Yani kasten adam öldürmenin karşılığı idamdır. Halk arasında “iyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulur” derler.
12- İki zıt şeyin aynı anda bir araya gelmesi mümkün değildir (Cem’uz-zıddeyni muhal) Meselâ, iman ile imansızlığın aynı anda bir insanda bulunması mümkün değildir. Dolayısıyla bir insan hem Müslüman, hem de gayrımüslim olarak kabul edilemez. Yine bir kişi aynı akidde hem alıcı, hem de satıcı olamaz. Bunun gibi bir kişi aynı da’vâda hem da’vâcı, hem de da’vâlı olamaz.
Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 4) internet sayfasından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın