Soyadı Kanunu çıktığında bizzat Atatürk tarafından kendisine Türker soyadı verildi.
Türker dönemi başlıyor
Cumhuriyet tarihinin en ırkçı, en faşizan yılı olan 1935’te TBMM’ye giren Berç Türker, Meclis’in en çok konuşan milletvekillerindendi. Üstelik çok uzun konuşurdu. Öyle ki, çoğu zaman konuşmasını bitirmek için milletvekillerinin ‘yeterlilik’ önergesi vermesi gerekirdi. Konuşmalarını dinleyen biri, karşısında gerçek bir Atatürk hayranı, inanmış bir ‘Türk milliyetçisi’ görürdü.
Örneğin 1935’teki bir konuşmasında, Türk çocuklarının Robert Kolej’lere, Frer mekteplerine gönderilmesini eleştiriyor, hükümetten kaliteli Türk okulları yapmasını istiyordu. 1936’daki bir konuşmasında, Çanakkale şehitleri için anıt mezar yapılmasını öneriyordu. 1937’deki bir konuşmasında, kız ve erkek çocuklarının ayrı okullarda eğitim görmesinin daha doğru olacağını söylüyor. Sf. 220
1938-1939’da, Arap çoğunluğun yaşadığı Sancak’ın Hatay adıyla Türkiye’ye ilhakı sırasında, Hataylı Ermenilere şöyle sesleniyordu: “Nasıl ki Çarlık Rusya’sı Osmanlı Ermenilerini iğfal etmiş ve mahvetmişti, şimdi de Fransız hükümeti sizi iğfal etmeye çalışıyor, Sakın bu tuzağa düşmeyin, kahraman Türk ordusu sizi gelip kurtardığında ona sıkıca sarılın.” Türker sözlerini şöyle bitirmişti: “Türkün sesi Türkün topunun ağzından gelecektir. Sonra diplomatik vasıta ile teati edilen notalar Türkün kılıcı ile imza olacaktır!” Sf. 220, 2211
1940’ta savaş dolayısıyla halkın kemer sıkması için çıkarılan Milli Koruma Kanunu’nu öven Berç Keresteciyan’ın, 1942’de gayrimüslim burjuvazinin belini kıran Varlık Vergisi Kanunu çıkarken ağzını açmaması dikkat çekiciydi. Son kez 1946 seçimlerinde Meclis’e giren Berç Türker’in milletvekilliği 1949’da ölümüyle sona erdiğinde, Keresteciyan’lıktan Türker’liğe uzanan zorlu yolculuk sona erecekti. Sf. 221
Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 220, 221) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın