Nitekim 1936’dan itibaren, aynen İtalya ve Almanya’da olduğu gibi, parti teşkilatlarıyla devlet teşkilatları birleştirilecek, dâhiliye vekili CHP genel sekreteri olurken, valiler bulundukları vilayetlerde CHP başkanlığına atanacak; umumi müfettişler ise hem parti teşkilatının hem de devlet işlerinin denetleyicisi olacaklardı. Faşizm cihana neşe getirdi!
Aslında Kemalist kadroların faşizme sempati duymalarının tarihi epey eskiydi. Örneğin daha 1923’te Dersim Milletvekili Feridun Fikri (Düşünsel), Yenigün gazetesinde yayımlanan bir röportajında “Bütün Avrupa faşizmin cihana getirdiği emniyet ve neşe ile ona doğru atılırken, faşizmin bu suretle sanki pek tehlikeli bir şeymiş gibi görülmesi beni derin düşüncelere sevk etti. Faşizm korkulacak bir şey addolunamaz. Bilakis bizim gibi inkılap yapmış ve onu yaşatmaya azmetmiş milletler için faşizmden çıkarılacak düsturlar vardır” diye yazmıştı.
Halkevleri’nin selefi Türk Ocaklarının Büyük Reisi, iki kere Maarif Vekili olan Hamdullah Suphi (Tanrıöver), 1930’da Türk Yurdu dergisinde “Faşizm bir vatan ideali etrafında İktisadî refahı, siyasî ve İçtimaî ahengi tesis etmeyi düşünür. (…) Biz faşist milliyetperverliğin dünkü galeyanında, hem mazimizi hem istikbalimizi görürüz” demişti.
Hâkimiyet-i Milliye (Ulus) Başyazarı Falih Rıfkı, 1931 yılında yazdığı ‘‘Faşist Roma, Kemalist Turan” başlıklı makalesinde “Türk yığınlarının terbiyesi için Moskova’nın yığın terbiyesi metotları, devletçi Türk İktisatçılığı için faşizmin korporasyon metotları benimsenmelidir” diye akıl vermişti.
Yakup Kadri, Kadronun 11. sayısındaki “Ankara-Moskova-Roma” makalesinde, “Mussolini sayesinde, daha doğrusu faşizm sayesinde bütün İtalya kronometre gibi işleyen bir memleket halini almıştır” demişti. Sf. 259, 260
Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 259, 260) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın