(Moltke’nin Mektubundan; 18 Mayıs 1838, Kürdistan Dağları Sait Bey Kalesi)
Atlar, koyunlar, inekler, keçiler, gayet iyi vasıflardadırlar. Dağlarda kaya tuzu açıkta bulunur ve dağların içlerinde başka ne gibi hazineler saklı olduğunu, sanırım ki henüz hiç bir mineralog araştırmamıştır.
Eğer böyle zenginliklere sahip olan bir memleketin dörtte üçü işlenmemiş bir halde durursa bunun sebebini halkın acıklı sosyal durumlarında aramak lâzımdır.
Kürt hemen hemen her bakımdan komşusunun, Arap’ın, aksidir. Sadece haydutluk bakımından her ikisinin zevki aynıdır; fakat bunda da Arap’ta daha ziyade hırsızlık, Kürt’te de savaşçılık tarafı vardır. Araplar, eğer kuvvet kendilerinde ise zor kullanırlar. Tüfekten korkarlar ve mükemmel atlarıyla savuşup giderler. Çiftliği ve şehirleri hor görürler, deve onlar için her şeyin yerini tutar ve onlara başka kimsenin yaşayamayacağı bir memlekette oturma kudretini verir. Ciddi bir hücum karşısında Araplar erişilemeyecek uzaklıklara çekilirler ve hiç bir tarafta tahrip edilebilecek daimî bir oturma yerleri olmadığı için, bu bakımdan da kendilerine zarar vermenin imkânı yoktur.
Buna karşılık Kürt ihtiyaç yüzünden, çiftçi, eğilimi yüzünden de savaşçıdır. Bu sebeple köyler ve tarlalar ovada, palankalar ve kaleler dağlardadır. Yaya olarak savaşır; duvarlar ve dağlar onun siperi, tüfeği de silâhıdır. Kürt mükemmel bir nişancıdır, zengin kakmalı ve telkâri işlemeli tüfeği babadan oğula miras kalır ve Kürt onu en eski çocukluk arkadaşı gibi tanır.
Bu bölgedeki Kürtlerin çoğu Müslümandır, fakat İran sınırına doğru birçok Yakubî Hıristiyanlar da vardır. Bu bölgedeki irsî aile nüfuz ve iktidarlarını, imparatorluğun geri kalan kısımlarının çoğunda olduğu gibi, yıkabilmek Babıâli için asla mümkün olamamıştır. Kürt beylerinin adamları üzerinde büyük bir egemenlikleri vardır. Beyler aralarında savaşırlar, Babıâli’nin egemenliğine karşı koyarlar, vergi vermekten kaçınırlar, asker toplanmasına müsaade etmezler ve son sığınak olarak da yüksek dağlarda kendileri için yaptıkları kalelere çekilirler. Sf. 188, 189
Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 188, 189) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın