(Moltke’nin Mektubundan; 20 Temmuz 1838, Harput)
Silâhlı maiyetim de pek zayıftı, fakat gördüğümüz kabul, çok geçmeden bütün tasaları dağıttı. Konak yerinin ihtiyarı hemen koşup geldi, beni atımdan indirdi, kendi çadırına götürüp en iyi minderlerinin üzerine oturttu. Karısı (kabilenin en güzeli değil, en ihtiyarı) eski şark usulünce misafirinin ayaklarını yıkamaktan vazgeçirilemedi. Çubuk eksik değildi, fakat kahve, bu konak yerinde bulunmayan lüks bir meta idi. Buna karşılık hemen, akşam yemeği için bir oğlakla bulgur pilavı hazırlanmaya başladı. Debelenen hayvan çadırın önüne sürüklendi ve kurban olarak hançerle boğazlandı. Muhtelif ailelerin en yaşlıları geldiler, lütfen verdiğimiz müsaade üzerine yere çöküp oturdular ve birbiri ardı sıra bana çubuklarını ikram ettiler.
Kürt kadınları peçesiz geziyor, fakat yaşlılar güzellerin kolayca görülmemesine dikkat ediyorlardı. Kadınların burunlarında halkalar vardı ve konak yerinde ne kadar para varsa hepsini saçlarında taşıyorlardı. Ben de misafir olduğum adamın kızına, İstanbul’daki darphane sayesinde birkaç Thaler’e bir haylisini almak mümkün olan kötü, iki, üç ve baş kuruşluklardan bir para koleksiyonu hediye ettim. Böylelikle kız kabilesinde paradan yana zengin bir gelinlik oldu; annesini de bütün kahvemi hediye ederek sevindirdim. Sf. 207
Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 207) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın