İnalcık’a göre, “Osmanlı istilasının mahiyet ve esprisine ait eski kanaatlerde bir hayli değişiklik yapmak ve bilhassa bu istilayı bir haçlı seferi mistiği içinde Hıristiyanlık dinini ve Hristiyanları yok etmek için harekete geçmiş bir taassup dalgası halinde görmekten vazgeçmek lazımdır. Hakikaten, elde mevcut arşiv vesikaları, Arnavutluk için olduğu kadar, fethe ait bir tarihe ait olmadıkları halde bu memleketlerin feth ve ilhakından bir iki nesil sonra, Hıristiyanlık dinini muhafaza eden sipahi beylerine ait misalleri ihtiva eder…”
“Mesela Murat II devrinde fetihten 20-25 sene sonra (1431 – 1432) Arnavut sancağının tahrir sonuçlarını özetle de mevcut 335 parça tımardan 100 kadarı Engürü’den ‘sürülüp getirilmiş’ Türk soyundan sipahilerin elinde.. 56 tımar eski Hıristiyan – Arnavut beylerine bırakılmış. Ayrıca bir metropolit ile üç piskoposa da birer tımar verilmiş. Geriye kalanlar Padişah ve sancakbeylerinin kullarına veya adamlarına dağıtılmış, Werner bu bilgiyi tekrarlarken bir de ekleme yapar: “Bu da % 16 tutmaktadır. Bunların 19’u babadan oğula geçmişti..” Sf. 24
“(1454/55) tarihinde Teselya’da mevcut 182 tımardan 36 sı Vulçitrin, Piriştine tarafından 170 tımardan 27’si, Vidin bölgesinde 185 tımardan 18’i, 1469 defterine göre Bosna ve Hersek bölgesinde 467 tımardan 111’i Hıristiyan sipahilerin elindedir.” Sf. 24
Avusturyalı Osmanlı tarihçisi Paul Wittek, uç Osmanlılar fethedilen yer halklarına tam bir müsamaha içinde yaklaştırdığını ve kaynaşmayı kolaylaştırdığını söyler. Sf. 24
Osmanlıların taarruz ettikleri memleketlerin uygarlığına o derecede intibak etmeleri, akritojların (Bizans sınır askeri) kitle halinde onlara iltihakını ve hisarların ve küçük şehirlerin kendiliklerinden teslim olmalarını daha kolay bir hale getirmiştir. Sf. 25
Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 24, 25) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın