Örneğin, 1908 Harekâtına katılan Tuğgeneral Ziya Yergök, anılarında bu harekâtı anlatırken, söz konusu keyfî yakıp yıkmanın hangi ölçülere vardırıldığını ortaya koyan ilginç bilgiler veriyor.
“…Tabur komutanı Kurmay Başkanıyla birlikte Karataş’ı yakmaya gittiler. Biraz sonra sağımızdaki sırtın arkasından dumanlar yükselmeye başladı…” (…)
“… Düşman, aşılması çok güç olan Balıkan Kalesini terk ederek çekilmiş, onların terk ettiği yerde bizim toplanmamız emredilmişti. Biz de elimizi kolumuzu sallayarak, önceki gittiğimiz yönün sağından, Hozat müfrezesine yakın olan Balıkan tepelerinin arkasına gittik…
“Seyid Rıza’ya Taarruz
Seyid Rıza Dersim’in en nüfuzlu, adeta hükümdarı sayılan bir kişisiydi. Ona iyi bir darbe vurmak, burnunu kırmak, devlete karşı isyan etmesinin bedelini ödetmek gerekiyordu. Seyid Rızaya verilecek ceza, ötekilerine de örnek olacaktı.” Sf. 401, 402
“Fırkanın aldığı tedbirler ve yürüttüğü politikayla işin götürülemeyeceği anlaşılmıştı. Dersim’i baştanbaşa yakıp yıkmaktan, isyancı Kürtlerin aman dilemelerini beklemekten başka çare yoktu. Bu da mümkün değildi…”
“… Balıkan Tepeleri doruklarında bir gece kaldıktan sonra yolumuz üzerindeki köyleri yakıp yıkarak Ovacık kışlasına döndük. Ormanlarda, mağaralarda bulduğumuz keçe, kilim, hurç, çökelek, yağ, peynir gibi maddelere el koyduk, keçi ve sığırları ganimet olarak aldık.” Sf. 402
Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 402) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın