Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Eğitim, Üniversite

  •  Sol hareketlerin “siyasi bir oyunla ya da yıkıcı faaliyetlerle” iktidarı ele geçirebileceğini söyleyen Galula, gizli orduya halkı ayaklanmacılardan yani solculardan ayırmak için teröre yani kontrgerilla operasyonlarına başvurması gerektiğini belirtiyor. Galula, bu operasyonlardan ilkini “şuursuz terörizm” olarak adlandırıyor: “Şuursuz terörizmden maksat, alaka toplamak ve halkın dikkati bir defa çekildikten sonra gizli olarak bulunan taraftarları cezp etmektir.…

  • Alman profesörlerin sözleşmeli olarak çalışmaları sağlanıyordu.  Üniversite reformunun tamamlanmasıyla birlikte 18 Kasım 1933 tarihinde yeni öğrenim yılma başlayan İstanbul Üniversitesinde öğretim görevlileri arasında artık Yahudi asıllı Alman bilim adamları da vardı. Sf. 276 Fritz Adrudt, Breslau Üniversitesi                 Genel Kimya Hugo Braun                                                 Bakteriyoloji Leo Brauner, Jena Üniversitesi                     Botanik [Harry] Dember                                            Pratik Fizik…

  • Mişon Ventura 21 Mart 1912 tarihinde Paris Akademisi Hukuk Fakültesinden mezun olacak ve İstanbul’a geri dönecekti. Sf. 189 Aynı tarihlerde Dârülfünün Hukuk Mektebi’ne müderris (profesör) olarak girecek, Mukayeseli Hukuku Medeniye, Felsefe-i Hukuk, Deniz Ticareti Hukuku, Roma Hukuku derslerini verecekti. Dârülfünûn’un İstanbul Üniversitesi’ne dönüşmesinden sonra önce 31 Mayıs 1933 tarihinde kabul edilecek kanunla geçici kadroya alınacak,…

  • Aralarında eski İstanbul Valisi Esad Bey de olmak üzere resmî erkân Samuel Bey’e büyük sevgi besliyordu. Emniyet mensupları kendisine ‘‘Kemal Bey” veya “Kemal Ağabey” diye hitap ederlerdi. Samuel Bey’in Cumhuriyet dönemindeki faaliyetleriyle ilgili bilgi çok azdır. Oğluna göre 1934 yılında Trakya’da Yahudi nüfusunun yoğun olduğu kentlerde gerçekleşen Yahudi karşıtı gösteri ve yağma girişimi babasını son…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul) Böyle çok ve böyle büyük engeller padişahın planlarını önledi. Ne yazık ki şu söz doğrudur: En Turquie on a commence la refoıme par la queue (Türkiye’de devrimlere kuyruğundan başlandı.). Bu reformların çoğu görünürdeki şeylerden, isimlerden ve projelerden ibaretti. En zavallı eser de Rus ceketleri, Fransız talimnameleri, Belçika tüfekleri, Türk…

  • (Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul) Avrupalılar için Doğuluların fikir seviyelerini gerçekte olduğu kadar aşağı tasavvur etmek hemen hemen imkânsızdır. Okuma yazma bilen bir Türk’e «hafız» yani bilgin denir. Kur’an’ın ilk ve son surelerini ezberlemekle tahsilini tamamlar, dört işlemi de pek azı tam olarak bilir. Herkesten fazla aydın diyebileceğim ricalden bir Türk fala ve rüya…

  • 6 Mart 1938 gecesi verilen konser Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduktan sonra gittiği ilk ve son konserdi. Konserden birkaç gün sonra Ankara Radyosu’ndan Türk Musikisi şarkıları, besteleri tekrar çalınıp söylenmeye başladı. Sonunda bu anlamsız yasak kalkmıştı! Sf. 163 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf.…

  • 10 Mart 1934’te, Bebek, Set Sokaktaki evinde koluna boryum klorid enjekte ederek hayatına son veren Kimyager Dr. Cevat Mazhar’ın ölümü doğrudan 1933 Üniversite Reformu ile ilintiliydi. Bu ülkenin endüstriyel kimya alanında yetiştirdiği ilk uzman olan Cevat Mazhar Bey, yıllarca hocalık yaptığı Darülfünun ani bir kararla İstanbul Üniversitesine çevrilirken, kadrodan çıkarılanlar arasındaydı. Hükümet, çoğu arkadaşına lise…

  • Maarif Vekili Dr. Reşit (Galip), 1 Ağustos 1933’te verdiği demeçte epey ağır konuşmuştu (bugünün Türkçesi ile): “Ülkede siyasi, sosyal büyük devrimler oldu, Darülfünun bunlara karşı tarafsız gözlemci kaldı. Ekonomik alanda önemli hareketler oldu, Darülfünun bunlardan habersiz göründü. Hukukta radikal değişiklikler oldu, Darülfünun yalnız yeni kanunları tedrisat programına almakla yetindi. Harf devrimi oldu, öz dil hareketi…

  • Maarif Vekili Reşit Galip 12 Eylül 1933 tarihli Milliyet gazetesine verdiği demeçte “ilimden ziyade idealistliğin ön planda tutulduğunu” söylüyordu. Nitekim tasfiye edilenler arasında Avrupa’da eğitim görmüş, uluslararası kuruluşlara üye olmuş, ödül almış, eserleri basılmış, modern araştırma kurumları kurmuş olanlar vardı; hatta birkaç kişi, çok önceleri rahmetli olmuştu. Sf. 118 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler…

  • 31 Temmuz 1933 günü ‘İstanbul Darülfünunu’ tabelası indirilerek yerine ‘İstanbul Üniversitesi’ tabelası çakıldı. 1 Ağustos tarihli Cumhuriyet gazetesi harekâtın bilançosunu veriyordu: “Mülga (kaldırılmış) Darülfünunun 151 hocasından müderris, muallim ve müderris muavinlerinden yalnız 59’u üniversiteye alınmış, mütebaki 92’si kadro haricinde kalmışlardır. Çıkarılanların 30’u Tıp Fakültesi, 17’si Fen Fakültesi, 5’i İlahiyat Fakültesi, 15’i Hukuk, 13’ü Edebiyat Fakülteleri,…

  • Darülfünunun reisi, görevini ‘Darülfünun Emiri’ aracılığıyla yerine getiren Maarif Vekili idi. ‘Emir’, okulun tüm müderrislerinin katıldığı seçimde en çok oy alan iki kişiden birinin Maarif Vekili tarafından atanmasıyla göreve geliyordu. Sf. 115 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nisan 1924’te 40 kadar Fransız ve İtalyan Okulu kapatıldıktan sonra, sıra, azınlık okullarının, binalarını onarma, genişletilme veya yeni binalar yapma konusundaki kısıtlamalara geldi. Sf. 26 Olay, 22 Ocak 1928 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Şayan-ı hayret bir hadise: Bursa Amerikan Mektebi’nde kızlarımız tenassur mu ettiriliyor?” şeklinde bir haberin çıkmasıyla başlamıştı. Müfettişlerin incelemesi sırasında hikâye başka ayrıntılarla zenginleşti.…

  • Türkiye halkının okuryazarlık oranlarını nasıl etkiledi? Buna cevap vermek kolay değil; çünkü örneğin 1927’de okuryazarlık oranının yüzde 8,1 olduğunu söyleyen resmi istatistiklere karşılık. 1895 yılına ait Osmanlı istatistiklerinde Anadolu ve Rumeli’de 5-10 yaş arası kız ve erkek İslam çocuk nüfusunun yüzde 57’sinin ilkokul öğrencisi olduğu görülüyor. Bu istatistiklerin güvenilir olup olmadığını söylemek kolay değil, ancak…

  • Abdülmecid, gerek aldığı eğitim gerekse bu sohbetler ve dergiler sayesinde, Batılı kadınların serbestliğinin ille de ahlaki bir zayıflık anlamına gelmediğini, eğitimli kadının aileye ve topluma daha çok katkı yapacağını fark etmişti. Kızların eğitimi konusunda halka örnek olmak için şehzadesi Murad’la kızı Fatma Sultan’ı ellerinden tutup ilk mektebe kaydettirmesi tarihe düşülmüş bir nottu. Cevdet Paşanın Maruzat…

  • 425 yılında, 2. Theodosius Constantinopolis’de bir üniversitenin kurulması emrini verdi (İstanbul Üniversitesi). Başkent olduktan sonra kente imparatorluğun dört bir tarafından hatip ve filozoflar akmaya başlamıştı. Kurulan üniversitede 31 öğretim üyesi görev aldı. Bu aynı zaman da 31 kürsü demekti: 10 Latin, 10 Yunan grameri, 5 Yunan bilimi ve felsefesi, 3 Latin hitabet sanatı, 1 felsefe…

  • Atina’da kızlar eğitilmezler ve kadın, toplum dışında, yalıtılmış bir hayat sürerdi. Atinalı erkek, evine bağlı değildi ve aile ilişkileri de kuvvetli değildi. Erkekler günü dışarıda geçirirlerdi. Kadınlar ise evdeydiler. Genç kızlar, yalnızca yün eğirme, dokuma ve dikiş. Bazen okuyup yazmayı, bir evi çekip çevirmeyi öğrenirlerdi. Toplumdan tecrit edilmiş olarak yaşarlardı. Nerede ise, dört duvar arasına…

  • Mülkiye mektebinin kuruluşu 1850’lerin sonudur.  Hukuk mektebinin faaliyeti geçtir.  Mekteb-i Nüvvab’ınki de (Naibler mektebi anlamında, kadı yetiştirmek üzere açılan mektep) öyledir. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • La Vieille France, 21 Ekim 1920 tarihli sayısında, içinde aşağıdaki paragrafın bulunduğu son derece önemli bir Rusça doküman yayınladı.  “Siyon Bilginlerinin Protokolleri” ile Haham Raeichhorn’un 1869 yılında Prag’da hahambaşı Simeon-ben-Ihuda’nın cenaze töreninde mezarı başında yaptığı konuşması arasında çarpıcı benzerlikler var.  Bu konuşmayı yayınlayan Readcliffe, bunu açığa vurduğu için bedelini hayatıyla ödemişti.  Reichhorn’un konuşmasını Readcliffe’e aktaran…

  • (Kuruluş 1860) Uygun bir şekilde itiraf etmek gerekirse; eğer Judaizm bir tarikatsa, 1860 yılında kurulan Alliance Israelite Universelle onun genel merkezi olarak kabul edilebilir. 1841 yılında dünya, Peder Thomas’ın Şam’da korkunç şekilde öldürülmesi haberiyle sarsılmıştı.  Yapılan ciddi soruşturmalar, dini ayinlerine insan gerektiği için bu cinayeti işlediklerini soruşturma komisyonuna itiraf eden üç Yahudi’nin mahkûmiyetiyle sonuçlanmıştı.  Sf.…