Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Eğitim, Üniversite

  • Nazi Almanya’sından konuşursak, onların Propaganda Bakanı Joseph Goebbels bir keresinde şunu demişti: “Bir karenin hakikatte bir daire olduğunu ispat etmek, yeterli tekrar ve halkın psikolojisini anlayarak hareket etmek koşuluyla, imkânsız değildir. Bunlar yalnızca sözcüklerdir ve sözcükler biçim değiştirmiş bir halde fikirlerle giydirilene kadar bir kalıba sokulabilirler.” Bu fikri nereden aldığını hatırlamak önemlidir. İnsani müdahaleye geri…

  • Bir yerlerde George Orwell’dan şu alıntıya rastlamıştım, belki de rızanın üretilmesiyle ilgilidir. Diyor ki, “Sirk köpeklerinin eğiticileri kamçılarını şaklattıkları zaman zıplarlar, fakat gerçekten iyi eğitilmiş bir köpek kırbaç olmadığı zaman kendi taklasını atabilenlerdir.” Sf. 122 Alıntı; Propaganda ve Toplumsal Zihin – Noam Chomsky, Söyleşiler; David Barsamian, Ç; Zahit Atam (berbat bir çeviri), (İthaki Yayınları,  1.…

  • Çocuklarla çalışan ya da uğraşan herkes bilir ki onlar meraklıdır ve yaratıcıdır. Her şeyi keşfetmek ve ne olduğunu kafalarında canlandırmak isterler. Okulların önemli bir kısmı onlardan bunu çekip alma, yaratıcı dürtüyü önleme çabasıdır; onları bir kalıba uydurmak, belirli davranışlarla sınırlamak, düşünmelerini durdurmak ve hiç sorun çıkarmayacak hale getirmektir. Sf. 40 Alıntı; Propaganda ve Toplumsal Zihin…

  • “Bakkal Mektebi” de deniyordu. Mezunlarının çoğu, bakkaliye işlerini sürdürüyorlardı. Bizim zamanımızda üniversite olmuştu ve bizi hızla attılar. Tayyip Erdoğan’ın artık bir yüksekokul diploması olmadığına emin olabiliriz. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli de Ankara Akademisinin (1) “bakkal mektebi” sayıldığı zamanda Akademi’den çıktılar. Sf. 396 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 –…

  • Birinci sonuç şudur: Bilim, akademik dünya içinde geliştiği ölçüde, en çok doktora tezleriyle gerçekleşiyor Kuşkumuz yok, bilimin, akademik dünya dışında da geliştiğini biliyoruz. Belki daha çok ve benim alanımda ise hiç kuşkusuz daha çoktur. Ancak akademik evrende bilimin gelişmesi söz konusu ise bu, öncelikle doktora tezleriyle olmaktadır. O halde doktora tezlerini ciddiye almak ve her…

  • Türkiye Yahudilerinin en “hikmetli” kadrolarının, hahamlarının, “günah” saydıkları için Alyans Üniversel İsraelit okullarına, kısaca “alyans” mekteplerine, karşı çıktıklarını unutuyoruz. Hâlbuki bu okulların kuruluş nedeni, Yahudiler’in yoksul ve Osmanlı Türklerinden daha cahil ve yeteneksiz olmaları idi, başta Osmanlı, diğer Müslüman ve bazı geri Hıristiyan ülkelerde yönetime gelebilmeleri için bir ihtiyaç sayılıyordu; bilmek istemiyoruz. Sf. 291 Alıntı;…

  • Karapet Sahaki Faraşyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Balu [Palu]) Babam ve annem Büyük Kharberd [Harput] Koleji’ni bitirmişlerdi. Kharberd’de Yeprat Koleji, Fransız Koleji, Alman Koleji ve Büyük Amerikan Koleji vardı. Bizim, köydeki yazlık evimize gitme alışkanlığımız vardı. Köyün ismini hatırlamıyorum; bir su kaynağının adını taşırdı. Orada sıcak günler geçirirdik. Sonra, bağbozumundan ve meyveleri topladıktan sonra Balu’ya dönerdik.…

  • Harutyün Zakari Martikyan’ın Tanıklığı (D. 1899, Kharberd [Harput], Tsovk Köyü (Gölcük Köyü) Köyde yedi yıllık bir okulumuz vardı; eski usulle Ermenice alfabe öğretirdi. Zemine oturuyor, örtünün üzerinde iki kat olmuş halde ve her birimiz dersi okuduktan sonra ‘Haç bana yardım et’ diyorduk. Amerika’da yaşayan Kharberdlilerin himayesinde olduğundan eğitim ücretsizdi. Sf. 383 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan…

  • Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van) “Van’da ilk defa Levon Şant’ın “Eski Tanrılar” oyunu sahnelendi. Annem, babam, beni ve Gurgen’i oyunu seyretmeye götürmediler. Ben ve Gürgen güzel giysilerimizi arabanın içine koyduk ve akşam giyinip onların arkasından gittik. Biletin fiyatı bir altındı. Babam bizi görünce şaşırdı, ama ses çıkarmadı. O piyes Kentronakan Okulunda sahneye kondu.…

  • Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van) “Yedi okulumuz vardı: Ulusal okul Sandıkhtyan Okulu’ydu; ben orda öğrenim gördüm. Yetimhane de vardı. İki yıllık ve dört yıllık yükseköğrenim kurumları da mevcuttu; orda, köy okullarını bitirenler öğrenim görürlerdi. Kentronakan Okulu da vardı. Öğretmen kadrosu çok geniş değildi. Onların çoğu İstanbul’da öğrenim görmüştü. Mesela benim ağabeylerim 7 ve…

  • Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van) “Evimiz iki katlıydı. Her kat 5-6 metre yüksekliğindeydi. Dam düzdü; üstüne kayısı sererdik; kayısının rengi sarı gökyakut rengine çaldığında ağzına koysan dilinin üstünde erirdi. Birinci katta ekmek deposu vardı. Ekmeği iki haftada bir pişirirlerdi. Bitişiğinde kiler vardı. Sırlı kapların içinde yiyecekler muhafaza edilirdi. Üzümü ise asardık. Karşısında mavi…

  • Himavak Boyacıyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Bitlis, Khaltik Köyü) “Köyümüz ormanlarla çevriliydi. Yalnız Haç Ormanı’nda ağaç kesmeyi günah sayarlardı. Diğer ormanlarda ağaç keserlerdi. Köyümüz dağın eteklerindeydi. Köyümüzde dokuz doğal kaynak bulunurdu. Sulu tarım için elverişli şartlar yaratan iki deremiz vardı. Köyümüzde 550 Ermeni aile yaşıyordu. Her bir aile 6-7 kişiden oluşurdu; demek ki, yaklaşık 3.000 Ermeni…

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Genel olarak eğitime olan ilgilerinin temelinde bilgi ufkunu genişletmek amacı değil, çıkar ve hesap düşüncesi yatmaktadır. Aile büyükleri, aile mensuplarının eğitimine harcanan paraların, ileride kendilerine fazlasıyla döneceğini biliyor ve bu alanda harcanan paralara acımıyorlar. Eğer daha ucuza veya bedavaya eğitim alma imkânı varsa…

  • Japonların daha 1870’lerde ilkokul mecburiyetini başardıklarını söylemekle, orada insanda verimliliğin artırılması için daha başlangıçta işin ne kadar ciddi olarak ele alındığı anlaşılmış olur. Ve insana yatırım için hemen Batı’nın tekniğini (organizasyon tekniği dâhil) Japonya’ya transfer için dışarıya çok sayıda ve devamlı öğrenci gönderilmesi planlandı. s. 209 Alıntı; Cuntacılıktan Sivil Topluma – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan;…

  • Birinci Cumhuriyet döneminin ideolojik, ekonomik, hukuki karakterlerine bakmak gerekir: Eğitimde tek tip insan yetiştirme, insana tapma motifi hâkimdir. Bu, demokratik sıfatı ile bağdaşamaz. Bilimler, birbirinden ayrılmış; ayrı bir iktisat, ayrı bir hukuk, ayrı bir sosyoloji öğretilmiş, bunlar da doğal bilimlerden ayrılmıştır. Oysa gerçek hayattaki ilişkiler bunlar arasındadır. Bütünü kapsayan, bütünün hipotezini yapan insan Türkiye’de yetiştirilmemiştir.…

  • Batı kapitalizmi, artık bilinen her şeyiyle imparatorluğa girip onu dağıtıyor ve kendine gerekli olanı da kontrol altına alıyordu. Balolar gibi, Batılı görüntülü yaşantı yanında kültür emperyalizmi eğitim kurumlarıyla ve zorunlu olarak giriyordu ülkeye. 1863’te Amerikan Koleji açıldı. Anadolu’da özellikle Doğu’da Amerikan misyoner okulları kurulmuştu. Robert Kolej azınlık komitecilerinin yetiştirildiği bir yer olmuştu. Daha sonra Doğudaki…

  • Konumuz açısından politik miras yanında çok önemli bir miras daha vardır. Epistemolojik miras diyorum buna. Kısaca, nasıl öğrenip nasıl düşündüğümüze ve nasıl karar verdiğimize bakınca (ki epistemolojinin konusu budur) bu tür mirası açıkça görürüz. s. 161 Kısaca bu ülkede yukarısı düşünür bilir, aşağısı karışmaz! Aşağısını düşündürmeyen bir eğitim sistemi (üniversiteler dâhil) yukarısını da düşündürmez. s.…

  • Yaşamak mı, hep öğrenmek’tir ve öğrenmenin sevinci başka hiçbir yerde yoktur. O kadar öyle ki, Stefan Zweig, “öğrenmenin sevinci kalmadı” notunu yazdı ve intihar etti ve bende her gün bu sevinç yükselmektedir. Sf. 11 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çankaya’daki Köşk’te bir akşam sofrasında Hukuk Fakültesi Profesörü Sadri Maksudî de konuk olarak bulunuyordu. Sofrada şarap içen Sadri Maksudî, Deniz Bank’ın gramer kurallarına aykırı olduğunu savunuyor ve bu düşüncesinden bir adım bile geri gitmiyordu. O konu orada kapandı. Aradan bir iki saat kadar geçmişti. Atatürk, bir ara bir şeye sinirlenmiş olacak ki, hala kendi tezinde…

  • Bunun üzerine Atatürk’le Reşit Galip arasında şu tartışma geçti: -’’Yahu nasıl olur? Bu adam beni okutmuştur. Kültürü yerinde, ilme vukufu vardır. Soframda hocam hakkında böyle konuşmanı istemem. Beni okutan adam, nasıl Maarif Vekili olamazmış?” -“Değil seni okutmak, senin Allah’ını okutsa yine bu adam Maarif Vekili olamaz” O devirde dalkavukların yanında böyle medeni cesaret sahibi, sözünü…