Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
about
Kategori: Faşizm, Despotizm
-
Bir tez yazıyorum; Tekelli düzen, çelişkileri algılayan aklı siliyor. Bir tez daha yazıyorum; Tekelli düzen insansızlaştırma sürecidir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tekelli düzende sokaktaki insanın kültürü reklam kültürüdür; dili, reklamcının basit düşünmeye mahkûm eden dili oluyor. Hobson, emperyalizm ile halk yönetiminin ortak hiçbir yanı olmadığını ileri sürüyor. Bu saptama 1902 tarihlidir ve her geçen zaman Hobson’u doğruluyor. Tekelli ve emperyalist düzene geçen her ülke halk yönetimini bir kenara atıyor. Başkanlık sistemi, bürokratik yönetime en uygun sistemdir.…
-
… Devleti şişler demeti olarak anlatmaya çalıştım. Her zor bir vektör yada şiştir. .. Diktatörlük şişlerin hepsinin yönünü birleştirerek kalın bir şiş oluşturmaktır. Demokrasi şişlerin yönlerinin birbirinin şiddetini azaltacak biçimde birbirleriyle çeliştikleri bir durumdur. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.
-
30 Ağustos 1924 Dumlupınar Abidesi’nin temel atma törenine gittik. Konuşmalar yapıldı. Gazi’nin yüzüne karşı aşırı riyakârlıkla dolu. Hele muallimler (öğretmenler) nâmına ve avukatlar nâmına diye söylenenler hiç te yakışmıyordu. Fevzi Paşa da yağ çekiyordu. ..Darülfünun Emini (üniversite rektörü) İsmail Hakkı (Baltacıoğlu) Bey bütün milletin gayret ve fedakârlığını belirtti. .. Sözlerinin Gazi’nin hoşuna gitmediğini apaçık gördüm.…
-
Mektupların açılma meselesi daha 12.02.1924’te Büyük Millet Meclisi kürsüsüne kadar çıkmıştı; İsmail Canbulat Bey kürsüden bunu yapanlara rezil, sefil insanlardır! Dedi. Dâhiliye Vekili bu olamaz demesine rağmen Rauf Bey göz hapsinin bile söz konusu olduğunu söylüyor. “Mebuslar hakkında göz takibi yapıldığını işaret sayılabilecek vesika (belge) gösterebilirim.” dedi. Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları…
-
Az sonra biz Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla Meclis’te faaliyet için resmen Dâhiliye Vekâletine müracaat edince Mustafa Kemal Paşa da Halk Fırkasının başına Cumhuriyet kelimesini koydurarak Cumhuriyet Halk Fırkası adını verdirdi 21 Kasım 1924 İsmet Paşa da Başvekillikten hastalığı bahanesi ile istifasını verdi. Yerine Fethi Bey Başvekâlete getirildi. ….TCF’yi kurduk ama çok çektik. .. tevkif olunarak…
-
19 Mart’ ta Kadıköy’deki evinde. (Karabekir, Mustafa Kemal’in kendisini ekarte etme faaliyetlerini anlatarak buna neden göz yumduklarını soruyor;) 3 Mart 1924 tarihli Erkânı Harbiyei Umumiye Kanunu’nun 9. Maddesi, Gazi’nin emrine, sizin vasıtanızla, bütün orduyu da vermiş bulunuyor. Bu şekilde ordu keyfi idarenin tam bir aleti olacaktır. 9. Madde; Reisicumhur’a niyabeten (halef olarak, yerine bakan olarak)…
-
24 Mart Şevket Turgut Paşa’nın cenaze töreninde Fevzi Paşa ile tekrar görüştüm; Erkânı harp zabitlerimizden ve tarihçilerimizden dahi hakikatleri gizlemek ve her şeyi Mustafa Kemal Paşa yaptı diye yapılan dalkavukluk yarışına ordu kumandan ve erkânı harbiyesini de iştirak ettirirlerse, neticenin pek vahim (kötü, korkunç) olacağına dikkati çektim. Fevzi Paşa “Tarihi hakikatler gizlenemez. Nasıl olsa ortaya…
-
“… Reisicumhurumuzun aynı zamanda başkumandan olması çok mahzurlu (sakıncalı) olacaktır. Her tarafta siyasi münasebetlerimiz (ilişkilerimiz) kesilmiş bir halde iken, sırf dâhili işlerle uğraşmak yüzünden zatı samileri (yüce kişi) istiklâl harbinde askeri planımızın gereği başkumandanlığı zamanında uhdenize (üzerinize) alamadınız ve bu yüzden batı ordusu çeteciliğe döküldü ve istiklâl harbi de beyhude (boş) yere en az bir…
-
“-Mustafa Kemal Paşa’yı Lozan’dan aldığınız ilhamlarla bir inkılâba teşvik ediyorsunuz! Ben de dâhil olduğum halde mahvımıza kadar yürümek isteyenler görülmektedir.” (Ve Karabekir İsmet’i ikaz etmeye devam ediyor:) “Bu işin gideceği yer, Fransa büyük inkılabının kin ve iftiralarla dolu kanlı ve mundar tarihidir. .. Kuvvetli bir parti, kuvvetli bir meclis yerine bir askeri karargâh kurulması çok…
-
3 Ocak 1924 Refet ve Rauf ile görüştüm. Rauf Bey, Dâhiliye Vekili Ferit Bey’in, bazı mebusların mektuplarını çalmak için verdiği mahrem (gizli) bir emri okudu. Bundan Başvekil hatta Reisicumhur’un haberinin olacağı ve hatta onların emri olmadan Dâhiliye Vekilinin böyle bir işe cüret edemeyeceği üstünde karar kıldık. Mütarekenin (Mondros Ateşkes Anlaşmasının) ilk zamanlarında İsmet Paşa bana…
-
(Karabekir anlatıyor:) 12 Kasım 1923’te Halife Mecit Efendiyi ziyaret ettim… Korkak bir eda ile şunları söyledi; “Benim bu sarayda, resim takımlarımla bir iki bohçam var. İstemezlerse bunları alır giderim!” Bu sözleriyle ve tavırlarıyla tehdit edildiğini anlatmak istiyordu. Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 194) kitabından birebir alınmıştır.
-
Karabekir, 27 Ekim 1923’de Trabzon’dan Ankara’ya gidişte halk ile görüşüyor: “İstiklâlimizi kurtardık fakat Hürriyetimizi kaybedeceğimizi” apaçık gelip bana söylüyorlardı. 29 Ekim 1923’te Trabzon Müdafai Hukuk Merkezi Heyeti ziyaretime gelerek. “İstiklâlimizin sevincine doyamadan, hürriyetimizi elimizden alıyorlar. Padişahların istibdadından nice kurbanlar pahasına uzun yılların emeği ile kurtulan bu millet, şimdi bir kumandanın idaresine mi girecek? Bugün yok…
-
(Karabekir, Kürtleri en eski Türk ırkı olarak tanımlıyor:) Kürtler en zayıf zamanımızda dahi içten ve dıştan yapılan her türlü tahriklere rağmen, bana olan sevgi ve güvenlerini daima göstermişler ve milli hükümetimize karşı sadakatten ayrılmamışlardı. Fakat 2. Büyük Millet Meclisi’ne İkinci Guruptan kimse alınmamak hatasına, bunların sadakatle hizmet eden bir iki mebuslarının alınmaması hatası da eklenmişti.…
-
(Karabekir, Yahya Kâhya’nın öldürülmesi işini anlatıyor:) Bu işin Ankara’dan gönderilen Osman Ağa’nın adamları tarafından yapıldığının ortaya çıkışı, bunu çıkartan Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’in boğuluşu ,… Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.
-
Lozan Sulh Muahedenamesinin 8. Maddesi aynen şöyledir; Madde 8; Payitahtlık ihtiyacı için İstanbul … “ Bu ibare İstanbul’un Payitaht olmasının ifadesi. Oysa o sırada Saltanat ilga edilmiş (kaldırılmış) ve Hilafet te İstanbul’da kalmıştı. Bunun sebebini İsmet Paşaya sordum. İsmet Paşa iyi dinledi fakat hiç cevap vermedi. Bunu Mustafa Kemal Paşa’nın arzusuyla yapmış olduğuna benim hiç…
-
.. Erkânı Harbiyei Umumiye Riyaseti verilmiyor idi. Ordu Müfettişi kalacaktım. Fakat bunda da bir şart vardı: Eğer doğuda kalmak istersem Ankara’da oturacaktım. Ordu Müfettişlerinin mıntıkalarında oturması lüzumunu İsmet Paşa’ya izah ettim. “-Şu halde!. Ordu Müfettişliği merkezi Ankara olduğundan bunu kabul edersiniz.” dedi. “Peki!” dedim. (Karabekir Erzurum’a veda etmeye gideceğini söylüyor. 1 Eylülde, İsmet Kâzım Karabekir’i…
-
(Karabekir anlatıyor:) .. Bazı vekillerin de dâhil olduğu bir seçim komitesi teşkil etti ve reisliğini de üzerine aldı. Bu komitede benim de bulunmaklığımı arzu ettiler. İstasyondaki malum (bilinen) binada toplandık. Gazi’nin ilk teklifi şu oldu; “Millet bana güvenoyu versin ve mebusların seçimini bana bıraksın.” Bu teklife itiraz ettim; “Milletin size itimat etmesi tabiidir, fakat bu…
-
(Rauf Orbay 4 Ağustos 1923’de Lozan’dan gelen İsmet’i karşılamamak için Başbakanlıktan istifa ediyor. Mustafa Kemal üç aday gösteriyor. Bu adaylardan biri olan Fevzi Paşa “Ben siyasetle uğraşmak istemiyorum.” diyor. Fethi Bey; “Başvekilliği yapacak iktidarımın olmadığını, yani aczimi tekrar ederim.” diyor. Sırada Kâzım Paşa var:) Mustafa Kemal Paşa kati bir tavırla; “-Şu halde Başvekil Kâzım Karabekir’dir.!”…
-
(Mustafa Kemal Paşa, 23 Ocak 1922 Bursa:) “Hilafetin yalnız Türkiye halkına değil, bütün İslam âlemine şümulü (kapsaması) olması hasebiyle (nedeni ile) bu makam hakkında bir karar vermek Türk Milletinin salahiyeti (yetkisi) haricindedir.” (Mustafa Kemal 3 Şubat 1922 İzmir’de:) “Bizim dinimiz en makbul ve en tabii bir dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur.…