Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Mustafa Kemal Paşa

  • (İsrafları yasaklayan kanunun uygulanması için çıkan yönetmelikte komik şeyler var:) Düğünlerde yemek ve ziyafetleri, paça günlerini ve çocuk doğduğu zaman loğusa şerbeti kaynatılıp, komşu evlere götürülmesini ve damatların gelinlere yirmi liradan fazla hediye almalarını yasak edişi gibi maddeleri bulundurması gazetelerde bir alay mevzusu olmuştu. 1 Şubat 1925 günü Başvekil Ali Fethi Bey ağzından kaçırıyor; O…

  • “… Halk Fırkası ile Fırkamız programları arasında bir fark yoktur, kişisel ihtiraslarımıza tabi bulunduğumuz iddiasındalar.  Hâlbuki Halk Partisinin yazılmış bir programı bile yoktur. Onlar “Bizim programımız icraatımızdır, biz yazmayız, yaparız.” diyorlar. Dokuzuncu maddede, devlet görevlerini en az düzeye indireceğimizi söylüyoruz. Yani halka geniş ölçüde girişim imkânları bırakıyoruz. Memlekette adaletin istikrarı için hâkimlerin azledilemez olması gerekir.…

  • Bursa’daki seçimde Nurettin Paşa kazanmıştı. Ama bir müddet sonra Meclis’e gelen seçim mazbatası, Kanunun tayin ettiği belirli zamanda, askerlikten istifa ederek adaylığını koymadan, kanuna aykırı bir şekilde seçilmiş olduğu için, reddedilmiş ve böylece Nurettin Paşa’nın Mebusluğu da kabul edilmemişti.  Alıntı: Siyasi Dargınlıklar III – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 55 ile 57…

  • “Gazi Hazretleri 26 Ocak 1925’te Konya’da; “Yeni partinin muhafazakâr olmasını isterdim ki, bizim için de düzenleyici olsun. O zaman onlara yardım borcumdu. Halbuki bizden daha gelişmeci olduğunu söylüyorlar .. Onun için de muarız (karşıt)durum almak zorundayım.” Zamanın Adliye Bakanı da, doğuda Kürt olayı vesilesiyle Bursa’da verdiği açıklamada; “Muhalifler gizli ve sinsi çalışmışlardır. Muhalefet suikast yapmıştır.…

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): 1923’deki seçimlerde Edirne Mebusu oluyor. Sonra Diyarbakır Ordu Kumandanı olarak görevlendiriliyor. Mustafa Kemal Paşa bu görevlendirme sırasında, Musul meselesinden dolayı önem arz ediyor diyor. Cafer Tayyar Paşa, Mustafa Kemal’e soruyor, Mebusluğum baki kalacak mı? Mustafa Kemal, tabii, diyor. Cafer Tayyar, Mustafa Kemal’e; Şu anda ortada olan Musul Vilâyetini işgal edeyim, siz sorumluluğu…

  • “-Meğer bu Halk Partisi, ne müthiş bir fısk-ı fücur (günahkârlık, sefihlik kaynağı) kaynağı imiş. Her devre göre dönen fırıldakçılardan, siyasi dırdırcılara, siyasi tavcılara, siyasi karmanyolacılara, hatta vatan hainlerine kadar bütün memleket şerirleri (şirretlileri) buraya sokulmak imkânını bulmuşlardır.” (Hüseyin Cahit Halk partisinden istifa etmiş olan 11 kişiye yapılan saldırıları kınıyor. Bu 11 kişi daha önce bu…

  • Onbirler’den sonra da istifalar oldu; Trabzon Mebusu Muhtar, Tokat mebusu Bekir Sami, Mersin Mebusu Besim, Kastamonu Halit, Gümüşhane Zeki, İzmit Şükrü, Afyon Kamil, Ergani İhsan, Eskişehir Ayıcı Arif, Erzurum Raif ve Münir Hüsrev Beyler. Ve 17 Kasım 1924’de Terakkiperver (gelişmeci, yenilikçi) Cumhuriyet Partisi kuruldu. Bu sırada Ali Fuat Paşa da bu partiye geçti. Alıntı: Siyasi…

  • (On bir kişinin istifası Halk Partisi içinde 10 Kasım 1924’te bazı kararların alınmasına neden oldu: ) Gensoru ancak Parti kararıyla, partide görüşülür. Gensorunun Meclis’e intikali ancak parti kararıyla olur. Parti kararı olmadan bakanlara sorulan soru, gensoruya çevrilemez.  Partinin esasları ve kararları aleyhinde, parti siyasi açıklama yapamaz ve yayında bulunamaz.  Ayrılmaların devamına engel olmak için ise,…

  • “-Arkadaşlar, biz töhmet altına düşmüş adamlar durumundayız. Bize, mensuplar (bağlı olanlar) diyorlar. Hükûmet adamlarının, kişilerin müdafileri   Arkadaşlar size bir namus sözü söylüyorum; ..başımıza bir cebir (zorlama) ve tahakküm kuvveti halinde geçsinler, eğer onların candan düşmanı olmazsak, biz milliyetçi, namussuz adamlarız.” (1)   “-Kendisi paçavra gibi İstanbul’dan atılmıştır. Azim ve iman ile çalışan yalnız Mustafa Kemal Paşa…

  • “Türkiye Devleti, halkın hâkimiyetine dayalı bir cumhuriyettir. Hürriyetperverlik yani liberalizm, halkın hâkimiyeti yani demokrasi, partinin esas mesleğidir (Siyasetidir, ideolojisidir). Teşkilatı Esasiye Kanunu (anayasa) milletten açık vekâlet almadıkça tadil edilemez (değiştirilemez).  Parti, fikir ve dini inançlara saygılıdır.   İç siyasette, devletin denetimi baki (daimi) kalmak şartıyla, idari âdemi merkeziyet esası (yerinden yönetim esası) desteklenecektir. İşçilerin yönetime katılmasına…

  • (1 Kasım 1924 tarihinde, Kâzım Karabekir Paşa Genelkurmay’a bir mektup yazarak, gönderdiği raporların hiç dikkate alınmamasını sebep göstererek, ordudaki görevinden istifa ediyor.  5 Kasımda Ali Fuat Cebesoy ve Refet Paşa da askerlikten istifa ediyorlar:) Bu durumdan şüphelenen Mustafa Kemal Paşa, ilk tedbir olarak, üzerlerinde mebuslukta bulunan bütün kumandanların bu sıfatlarından tecrit ederek sadece asker kalmasını…

  • (Aydın Mebusu Esat Hoca’nın İmar İskân Bakanlığını ilgilendiren bir soru önergesi, bir anda bütün hükûmet icraatını tenkide dönüyor. 5 Kasım’da İsmet konuşuyor ama ortalığı yatıştıramıyor. 6 Kasım 1924’te Dâhiliye Vekili ve aynı zamanda İmar ve İskân Bakanı Vekili olan, Recep Peker Meclis kürsüsünde köpürüyor;)  “-Bir takım muğlak (net olmayan, fulü) şeyler varmış gibi gösterilmek hıyanettir.”…

  • “-…günahı ve kusuru pek çok, basit bir vatandaşım. Yüce heyetiniz nasıl bir partinin intikam aleti değilse, … şefkat mahkemesi de olmasın. Sizden merhamet ve hoşgörü istemiyorum. Sadece adalet istiyorum.” “Çünkü bu, hem benim namusumu kurtarmaya yeter hem de memleketimin.”       “Hiçbir davada, kişisel selamet (esenlik, kurtuluş) ile vatanın şerefini koruma düşüncesi bu kadar kuvvetle…

  • (Lütfü Fikri Bey, İstanbul Baro Başkanı, 10 Kasım 1923’de Tanin Gazetesinde yazıyor; Hilafetin kaldırılacağı veya halifenin istifa edeceği dedikodusu ortaya yayılınca, Hilafet’in elimizde bir hazine olduğunu söyleyerek, kaldırılmasına karşı çıkıyor. 11 Kasım’da da Hüseyin Cahit yazıyor;)  “-Hilafet elimizden giderse, beş on milyonluk Türkiye Devletinin, İslam Alemi içerisinde hiç bir önemi kalmayacağını, Avrupa siyaseti gözünde de…

  • Rauf Bey; (1) “..Parti kararından bahsediyorlar. Hangi kararlar bu, bilmiyorum. Esasen henüz partinin tespit ve tayin edilmiş bir programı yoktur ki, ben o program haricinde hareket etmiş olmakla muaheze edileyim….  herkesin isteğine göre hareket etmek kabiliyetini bende görmek isteyenler , fikirlerini tashih etsinler …. Ben bunu yapamam.”   İsmet Paşa’nın Rauf Bey’e cevabı; “-… asıl fahiş…

  • (Hüseyin Cahit;) “O zamanlarda İngiltere Başbakanı Lord Gurzon, Lordlar Kamarasında verdiği bir nutukta; Boğazlardan yalnız tüccar gemilerinin geçmesi hakkını elde edebilmek ümit ettiği halde, harp gemilerine de boğazları açık tutmayı başardığını söylemiştir.   İsmet Paşa .. parti görüşmelerinde, önce Lord Gurzon’un bu beyanatını duydum, fakat aslı elime geçmedi diye başlıyor. Sonra da, ‘İngiliz Başbakanı aldandım diyecek…

  • Aynı günler, Kâzım Karabekir İstanbul’da 1. Ordu Müfettişi, şöyle diyor; “Şahsi ve zümrevi saltanatlar, milletlerin daima felaketine bais olmuştur. Cumhuriyet şeklini milletimiz için iyi bulurum… ancak savaştan çıktığımız günden beri kurtuluşa doğru bir değişiklik görmedim.” Alıntı: Siyasi Dargınlıklar II – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mebuslar Lozan’a …, her türlü vasıflara sahip olduklarına kanaat getirdikleri üç isim üzerinde durdular. Rauf (Orbay), Yusuf Kemal (Tengirşek) ve Dr. Rıza Nur Beyler. Mustafa Kemal Paşa ise kimseye beli etmemekle beraber, farklı düşüncede idi; Her halde, harbi başarı ile yaptığı gibi, sulhu da en iyi yapabilecek askerdir, düşüncesi ile olmalı, İsmet veya Fevzi Paşaları…

  • (Hüseyin Cahit Lozan’a, gazetesi Tanin için haber almaya gitmiş ve baştan sona kadar o görüşmeleri izlemiş. Dr. Rıza Nur ile araları iyi olmadığından olsa gerek, önceleri pek takdir ettiği İsmet Paşa’yı, Rıza Nur’un etkisiyle hatalar yapmakla suçlamaya başlıyor.   Rıza Nur Bey ise, Hüseyin Cahit’in Heyet ile görüşmesini yasaklıyor. Hüseyin Cahit Tanin’de yazdığı yazısında bu davranışı…

  • “:..Bazılarının, güçlü hükümetten amaçlarının kaba kuvvet ve yumrukla iş gören bir hükûmet olduğunu hayretle işittim….. Artık bu gibi cüretlere ve denemelere zemin kalmaması icap eder.” Alıntı: Siyasi Dargınlıklar II – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.