Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

“Bundan 60-70 yıl önce İstanbul basınında Latin harfi leh ve aleyhinde tartışmalar olmuştu. On yıl önce de oldu, iki yıl önce de oldu. Bütün düşünürler, üniversite profesörleri ile birlikte Latin harfi aleyhinde oy verdiler. Her yaz bir inkılâp yapıyor. Bu hal bir tür delilerde olur. Mustafa Kemal alkolik, frengilidir. Bunlar böyle şeyler yaparlar.

Bir gün İstanbul Dolmabahçe’de bütün Mebusları toplamış. Onlara ders vermiş. Burada tuhaf bir şey olmuş. Mustafa Kemal “dır” edatına “tır” diyor. Selanik dönme şivesi. Celal Nuri (İleri) kalkmış “dır” dır diyor. Gazi gazaba gelmiş hiddetle “tir” diyor. Celal Nuri derhal “Evet efendimiz, tir dir bilemedim.” diyor.  Mustafa Kemal bu işi ilk Sarayburnu’ndaki gazinoda yaptı ve orada nutuk verdi. Tam yeri. Çünkü gazino onun akademisidir. O sırada körkütük de sarhoşmuş. Hemen kanun da yapıp eski harfleri yasak etti. Yeni harf için her tarafta okullar açtılar. Halkı zorla bu okullara sevk ettiler. Birden gazete satışları durdu, kitap yayınları durdu, hâlâ da böyle. Bizde milli bir matbaa zanaatı oluşmuştu, harfleri İstanbul’da döküyorlardı. Şimdi tuttular Avrupa’dan harf satın aldılar. Yalnız Fransa’dan 25 bin kg aldılar, bu da yetişmedi. Millet Meclisi’nde tutanaklar tutulamıyormuş, bunlar mecburen yine eski yazı ile yazıyorlarmış. Eski yazı adeta stenografi idi. .. (Yeni harfler) Türkçeyi okutmaya yeterli bir yazı değildir. Nitekim pratik gösterdi. Bu yazı telaffuzu aynen zapt edemiyor. Böyle hafifmeşrebâne yapılan iş böyle olur. Hiç olmazsa bunu evolüsyona (gelişim sürecine), tedrice (derece derece, yavaş yavaş) terk edeceklerdi. ..Önce tartışmaya arz edilecek, görüşler toplanacak, sonra bir komisyon yıllarca uğraşacak, bir iyi yazı meydana gelecekti. Sonra bununla ticaret işleri, hükümet işleri görülmeye, bazı gazeteler çıkarılmağa başlanacak, kırk-elli yılda eskisi bitecek idi. Fazıl Ahmet Türkçeyi iyi telaffuz edemez, peltektir. İbrahim ve Cevat da anadilleri başka olduğundan Türkçeyi kötü telaffuz ederler. İşte bunlardır ki bir sözlükle Türkçeye telaffuz ve imla tayin ettiler.

Şu Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)ne alçak bir dalkavuktur. … diyor ki: “Kütüphanelerdeki kitaplar sıfırdır. Hiçbir kıymeti yoktur. Toz pislik yığınıdır.” Celal Nuri de “Eski kitapları Beyazıt Meydanına doldurup yakmazsak bu millet kurtulmaz.” diyor. Bugün, yılda, Fransa’da on beş bin kadar eser yayınlanıyor. Bizde bir tane bile kitap yayını kalmadı. İtalya’da yayın, Mussolini’den beri azalmış… Mustafa Kemal “Kaf – q ” harfini kabul etmem gereksizdir.” dedi. .. Derken bir yazı kılavuzu yaptılar. “D” leri “T” , “kalmıyor” yerine “kalmayor” yaptılar. Bunlar hep Selanik dönmesi dilidir.”

Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1437 ile 1441 arası) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

BAKKAL’IN YORUMU (1994): Yeni dilin kurallarını dönmeler mi belirlemiş?

Posted in , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın