“Osmanlı Tarihini anlayanlar bilirler ki: Bu ülke kuvvete dayanarak değil, adalete dayanarak kurulmuştur. Eğer Osmanlı orduları gittikleri yerlere adalet değil zulüm götürselerdi bu imparatorluk kurulmadan çekirdek halinde parçalanırdı. Adalet, meşruiyetin (haklılığın) temelidir. Meşruiyet, hükmetmenin mesnedidir (dayanağıdır). Kuvvet meşruiyetin müeyyidesidir (yaptırımı, sağlamlaştıranıdır). Bu halde kuvvet meşruiyete, hükmetme adalete dayanmak zorundadır. Ordu gayesi içinde elindeki gücü kullanırsa meşru (haklı, yasal), gayesi dışına kayarsa gayrimeşrudur. Belki bazı şeyleri yakar, yıkar ama sonunda kendisi de yıkılır. Ve Maalesef bu enkazın altında bazen bir devlet te çöker.”
Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 103, 104) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (2007): II. Abdülhamit’in devlet tanımı bugün dahi, hukuk devleti tanımına uygundur. Bu anlayışa saltanat demek, böyle bir idareyi bu günün yönetimi ile bile kıyaslamak zordur. Osmanlının kuruluşundaki adalet temelini görebilen çok az insan vardır. Zaten tarih kitaplarımıza göre, Osmanlı tarihi bir kılıç-kalkan oyunu ve iyi padişah kötü padişah serüvenidir.
Yorum bırakın