Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

(17 Temmuz 1922 tarihli celsede Pontus meselesi ve deve yolsuzluğu görüşülüyor:)

Dursun Bey (Çorum): “… Amasya İstiklâl Mahkemesince Pontus meselesinden dolayı idam edilen Aleksandors’un Çorum’da 160 küsur devesi vardı. Tabiidir ki Amasya İstiklâl Mahkemesi mallarının devlete gelir kaydedilmesine karar verdi. Hükümet te buna vaziülyed etti (el koydu). Bir müddet (zaman) sonra buradan Arslan Arif Bey’e develerin teslim edilmesi için emir verildi ve teslim edildi. Evraklar nasılsa İçişleri Bakanlığı aracılığıyla gönderildi.” (1)

Emin Bey (Canik): “…Bu develer devletin malıdır. .. develerin kıymeti 3-4 yüz bin liradır.”

Dr. Mazhar Bey (Aydın); “.. Milas’ta 6-7 sabun fabrikası vardır. Altı ay uğraşılmıştır. (Bu fabrika sahipleri gayrimüslim, onlar rahatsız edilmiş.) İki tane Hıristiyan vücudu mu daha gereklidir, 5-6 tane sanayi kuruluşunu korumak mı gereklidir? Bir devletin idaresindeki ekonomiyi, sanayiyi ve ticareti gözetmeyen insanlar ancak o memleketi yıkmakla meşguldürler. … Orduyu yaşatmak ne ile yaşatacağız? Ben askerim. Orduyu yaşatacağız, memleketin ekonomisine önem vermeyeceğiz yıkacağız. Böyle şey olmaz. .. Biz ülkenin ziraat ve ekonomisini yükseltecek tedbirler beklerken, Meclisimizin Hükümeti bunların ekonomisini yıkan, yakan ve yıpratan sonuçlara ulaşıyor. Hangi devleti kurmak ve hangi devletin istiklâlini kurtarmak için çalışıyorsunuz? Taşları dağları yuva yapmak için mi, baykuşlara yuva yapmak için mi? … Orduyu yükseltirken onun arkasındakini yıkmak doğru değildir. Tekâlifi Milliye bütün memleketi yıkmıştır. Bir Nahiyedeki (ilçenin küçüğü) deve miktarını askeri heyet baytarı (veterineri) ile birlikte tespit etmiştir. Mevcut 500 devenin 300’ü işe yarar halde, 200’ü hastalıklı diye rapor etmiştir. Aynı gün ukâla bir Nâhiye Müdürü orduya 500 devemiz var demiş. Vatandaştan bu 500 deveyi almışlar hasta olanlarını da getirip vatandaşa değiştirtmişler.” ….

Mustafa Durak Bey (Erzurum): “Efendiler askerliği kim yapıyor?… Zengin çocukları değil, tüccar çocukları değil efendiler. Asker olanlar fakirlerdir.”

Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları III – (İş Bankası Yayını No:267 – Sf. 527 ile 538 arası) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Bu Arslan Arif Bey İstiklâl Mahkemesine sevk edilmiş oradan da tuhaf biçimde kurtulmuş bir adam. Buna develeri verin diyen iki teklif var, birisi İstiklâl Mahkemesi, diğeri ise Çorum Mutasarrıflığı. Dursun Bey’in ifadesine göre Ankara İstiklâl Mahkemesine sevk edilen Arslan Arif Bey için “en yetkili bir kişiden telgraf geliyor” ve adam serbest kalıyor. Cebelibereket Mebusu İhsan Bey (Topçu İhsan) soruyor “En yetkili dediğiniz Mustafa Kemal Paşa mı? Dursun Bey bir şey söyleyemiyor. Sf. 532  

BAKKAL’IN YORUMU (1995): Dr. Mazhar Bey Askeri doktor. Akıllı, insancıl, ilerici bir insan.

BAKKAL’IN NOTU (1995): Başkomutanın emri ile çıkan Tekâlifi Milliye yani milli vergi herkesin malının bir kısmına el konulması şeklinde zoraki vergi uygulamasıdır. Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.

Posted in , , , , , , , ,

Yorum bırakın