Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Fethi Bey; (Son derece üzgün ve yumuşak); “Açıkladığım sebepler beni, Partinizi bırakarak, yine eskisi gibi birlikte çalışmamız gereğini ifadeye mecbur ediyor. Durumumun hassasiyetini takdir edersiniz..”  

Kâzım Karabekir Paşa, hayretler içerisinde;

“-Anlamadım! … Yani partimizi fesih mi edelim diyorsunuz?” 

“-Maalesef evet!” 

“-Buna imkân var mı Fethi Bey? Partimiz, emirle kurulmamıştır. Emirle kapatılamaz. Parti ne benim ne de buradaki arkadaşlarımındır. Bütün mensuplarınındır. Biz onları terk edip atmak yetkisine sahip değiliz. Bunu ancak bir parti kongresi onaylarsa yapabiliriz.”  

“-Ama arz ettiğim gibi, partinizin altıncı maddesi, bu isyanın amili olarak görülüyor.”   

“-Yani, ‘Parti düşünce ve dini inançlara saygılıdır.’ maddesi! Bu maddeyi içeren programımız size, yani hükümete verildiği zaman, neden bu maddeye itiraz edilmedi? Gazi Paşa Hazretleri bile Times Gazetesi muhabirine verdikleri beyanatta, bilhassa bu madde hakkındaki soruya, bunu gayet tabii karşıladıklarını, açıklıkla ifade buyurmuşlar mı idi?” 

“-Ben şahsen bu maddeye saygılı ve taraftarım. Çok şiddetli, ağır bir mukabelede bulunmaya hazırlanıyorlar. Bu nedenle sizden tekrar rica ediyorum, partiyi feshediniz!”  

“-İmkânı yok Fethi Bey!  Biz bunu yapamayız. Hükûmetin elinde gücü var, isterse zorla fesheder, istediğini yapabilir.   Bizim için yapılacak sadece bir şey vardır o da esasen takbih (kınama) ve tel’in ettiğimiz (lânetlediğimiz) bir İsyan hareketini, BMM huzurunda da açıkça tel’in ile bütün varlığımızla bu harekete karşı hükümetle beraber cephe aldığımızı âleme ilan etmektir.”  

Ve Karabekir Paşa Mecliste konuşuyor;

“-Hükümetimizin açıklamasına göre, Doğu Vilâyetlerimizin bazı yerlerinde, sınırlı sayıdaki mütegallibenin (eşkıyanın, zorbanın), dış kışkırtmalara kapılarak halkı izlâl ettikleri (yoldan çıkardıkları) anlaşılmıştır. Dini alet ederek milli varlığımızı tehlikeye koyanlar lanete şayandır (lanetlenmeye yakışırlar). Dini siyasete alet etmek vatana hıyanettir. Hükümetimizin sıkıyönetim ilan etmesi çok doğaldır. Hükümetimize bütün gücümüzle yardımcıyız. .. bugün bu tehlike karşısında bütün vatan evlatları her fedakârlığa hazırdır.”

(Bu konuşma Cumhuriyet Halk Fırkası sıralarından bile büyük alkış alıyor:) 

İçişleri Bakanı Cemil (Uybedin) Bey; Hükümetçe alınan tedbirlerin yeterli görüldüğünü, İstanbul gibi bazı yerlerde sıkıyönetim ilanı ve İstiklâl Mahkemesi gönderilmesinin söz konusu olmadığını ve hatta Terakkiperver Cumhuriyet Partisinden seçilecek bir heyetin Doğu’ya giderek halka nasihat vereceğini ve hatta İsyanı bastırmakla meşgul kuvvetlerin başına İsmet Paşa’nın gönderileceğini resmen müjdelemişti.

Alıntı: Siyasi Dargınlıklar III – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 67, 68) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN YORUMU (1995): Bu Meclis görüşmeleri 18 Şubat’ta oluyor. Fakat, vazife çıkartarak, azalan itibarlarını artırmaya ve güçlenen muhalefeti yok etmeye yöneliyorlar.

Posted in , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın