(Muhalefetten bunalan CHF, doğal ayrımlara, Türkçülüğe yöneliyor. Türkçülüğün sözcülüğünü de Falih Rıfkı Atay yapıyor. Hüseyin Cahit Yalçın ona cevap veriyor:)
“..yayınların şekline göre tüm CHF’nin kanaati ve mesleği (siyasi anlayışı, ideolojisi) olarak şunları kabule zorlanıyorum. Teşkilatı Esasiye Kanunu (anayasa) Türkiye hudutları dâhilinde yaşayan bütün vatandaşlara Türk demiştir. Fakat bu zahiri (görünür) bir şeydir. Gayri Müslim, gayri Türk unsurlar CHF nazarında Türk değildir. Soruyoruz bunun anlamı nedir? Eski Posta Telgraf Bakanı Oskan Efendiyi örnek göstermiş ve bu kişiden yararlanılmasına üzülmüştük. Bu o kadar büyük bir cinayet (burada cinayet kelimesini mecazi anlamda kullanıyor, büyük kötülük anlamında kullanıyor) oluşturdu ki; “Türk Milleti, artık Oskan Efendiyi, kendisi gibi Türk addeden ve ona devlet makamlarında mevki vermek isteyen, yahut Türklüğe temessül etmemiş yabancıları Türk’le eşit sayan insanları, başta görmek istemem!” deniyor ve biz de aforoz ediliyoruz. Oskan Efendi’yi Türk sayan ben değilim, Teşkilatı Esasiye kanunudur. Halk Partisinden sorarım; bu Kanunu tanımayacaklarsa niye yaptılar? Neden memleketi aldattılar, tanıyacaklarsa, ortadaki abuk-sabuk sözler nedir? Bugün, şu okuduğumuz satırları terkip eden (Eskiden gazete veya kitap yazıları, harflerin tek tek dizilmesi ile yapılır ve bunu yapana da mürettip, tertip eden, düzenleyen denilirdi) harflerin amili (yapıcısı) Hurufatçı Haçik Efendi Türk vatanına, Türk kültürüne, hizmet itibarı ile elbette CHP hesabına bu münasebetsiz sözleri yazan Falih Rıfkı Bey’den çok muhterem, çok faydalı bir Türk vatandaşıdır. Haçik Efendi teselli olabilir, çünkü Falih Rıfkı Bey, Türklüğü bana bile çok görüyor. … Pek açıkça söylüyoruz, böyle hafifliklerle devlet idare edilmez.”
Alıntı: Siyasi Dargınlıklar III – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 60) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın