Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Gazi, Ağaoğlu Ahmet Bey’e hitaben;

“-Profesör bey, sen ne dersin?” 

“-Bu biraz fazla yapaydır!” 

“-Ne demek istiyorsun?”

“-Arz etmek istiyorum ki, Zatı Devletinizin durumu açık değildir. Eski parti olduğu gibi kalıyor, onun başında İsmet Paşa, devletin bütün güçlerine, cihazlarına, araçlarına hâkim kalıyor, bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Zatı Devletleri de uluslararası şöhret ve prestijinizle yine o partinin başında kalıyorsunuz. Buna karşılık her türlü araçtan mahrum Fethi Bey çıkıyor, kim gider onun yanına?”  

“-Sen gidersin!” 

“-Ben gitmem! Sizden ayrılmam!”  

“-Neden ayrılamazsın? Bana bitişik misin?”

“-Etinize kemiğinize bitişik değilim fakat ifade ettiğiniz manaya bitişiğim!”     

“-Bana senin, kışkırtıcı adam olduğunu söylerlerdi, ben inanmazdım. Gerçekten sen kışkırtıcısın!” …

“-Paşa’m amacım size karşı daima düşündüklerimi olduğu gibi söylemektir. Fakat bu da sizi sinirlendiriyor. Şimdi ben ne yapayım?”   

  “-Sinirlenmeyeceğim düşündüklerini söyle!”  

  “-.. Parti ve Meclis’te bunlara serbest düşünmek, serbest söylenmek ve serbest hareket etmek imkânı verilirse, parti kendi kendine iki kola ayrılır ve bunlar git gide iki parti halini alırdı.”  

Gazi kahkaha ile gülüyor; “-Bu fikir, Profesör Bey’in başına gelmiş te, kimsenin aklına gelmemişmiş. İsmet Paşa mı bırakmadı?” 

Ağaoğlu Ahmet Bey İsmet Paşa’ya soruyor; “-Paşa neden bırakmadınız?” 

“-Ben isterim ki, benim adamlarım belli olsun. On kişi olsun, arkamdan bir tabur gibi gelsin! Siz ne zaman söz istediniz de verilmedi yahut söylemekten men edildiniz?”  

“-Paşa’m, serbesti (hürriyet) öyle bir şeydir ki sizi kuşatan havadır. O hava kurutulursa, elbette ki kimsede ne söz istemek ne de söylemek hevesi kalır… Biz mebuslar 400 lira aylık alıyorduk ve gayet memnunduk. Neden 500 liraya çıkarılma gereği ortaya çıktı? Neden ömrü boyunca on dakika bakanlık yapan kimseler, velev arkasında on dakika bir devlet hizmeti bulunan, ayda 150 liraya kadar bir emekli maaşı alsınlar?” 

(Cumhuriyet’in kıyak emekliliği:) 

Başbakan İsmet Paşa sinirlenerek; 

“-Ahmet Bey! Siz hülyaperver (hayalperest) bir idealistsiniz! Hayattan haberiniz yoktur. İnsanlar para istiyorlar! Para!”  

“-İşte bu hak mefhumu, soluduğumuz havadan kovulmuş ve onun için herkes söz almak ve söz söylemek hakkına sahip ise de, bu hakkı kullanmak cüreti kimsede kalmamıştır.” 

Gazi Paşa Hazretleri; “-Ben yeni partiye 50-60 ve daha çok mebus temin edeceğim. Şimdiden bile işte size Kütahya Mebusu Nuri’yi (Conker) Genel sekreter olmak üzere veriyorum. Nuri! Kabul ediyorsun değil mi?”  Nuri Bey; “-Emredersiniz!”  diyor.

Ağaoğlu Ahmet Bey soruyor;

“-.. Fethi Bey, halen Paris Büyükelçisi bulunuyor.. Yeni partinin liderliğini nasıl yapacak?”

“-Mebus olacak!”  

“-Paşa’m nasıl Mebus olacak? Orasını aklım almıyor!”  

“-Canım nasıl aklın almıyor? Başkası nasıl Mebus oluyorlarsa o da öyle olacak..”  

“-Paşa’m! Af buyurun, başkalarını siz tavsiye ediyorsunuz, çünkü onlar sizin partinizdendir ve yine sizin partinize ait delegeler onları seçiyorlar.  Şimdi bu delegeler, başka bir parti kurmak için birisini nasıl seçerler?” 

“-Canım, ne karıştırıyorsun? Seçilecektir diyorum!” 

Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka nasıl Kuruldu, nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 58 ile 61 arası) kitabından birebir alınmıştır. 

Posted in , , , , , , , ,

Yorum bırakın