İbrahim Arvâsi de 1964 yılında Ankara’da yayınlanan “Tarihi Hakikatler” isimli kitabında, Şeyh Sait Kürt Ayaklanmasıyla ilgili olarak olayın farklı bir yönüne değinmektedir;
“.. Bu işin neticesi ve kötülüğü safha safha meydana çıkıyordu. Şark Mebuslarından İsmet Paşa’ya itimat edenlerle etmeyenler ve korkudan kaçıp ta reye iştirak etmeyenler ve kaçınıp ta rey vermeyenler dâhil hepsinin bütün akraba ve taallukatını (yakınlarını) kamilen (tamamen) nefiy (sürgün) ve tedip ettiler (cezalandırdılar). .. Hele İstiklâl Mahkemesinde Elaziz’de kelle müzayedesi (açık arttırması) yapılıyordu. Beş yüz altına bir kelle alınıp – satılıyordu!”
“Jurnali hazırlayan Komiser ile Ali Saip’in çete arkadaşı Askitanlı Paşo’nun da fazla olarak elli altunu vardı. Bu suretle Şark İstiklâl Mahkemesinden Ankara’ya dönen Ali Saip Bey bin altunla geldi. Ve netice olarak Şark Vilâyetlerinde kulplu ve kulpsuz altının kökü kesildi.”
“Şark İstiklâl Mahkemesi Müddeiumumisi Süreyya Örgeevren ise Büyükada’da merhum (rahmetli) bir müşirin (Paşanın) fevkalade ziynetli (olağanüstü süslenmiş) ve muhteşem köşkünü satın aldığında Atatürk kendisini çağırtmış, .. hapsettirmiş tüm maaş ve harcırahlarının toplamı bile bu köşkü almaya yetmiyor. Ve Atatürk Süreyya’ya hitaben “Siz benim şerefimle oynadınız; çaldınız, çırptınız utanmaz herif!” diyerek kovmuş ve tokat da aşketmiş.” “Savcının birkaç cümle ile Şarklılar aleyhine zulmü ile kini ve adaletini gösterir misaller arz edeyim; Ne kadar baba oğul mahkûm varsa, evvela babasının gözünün önünde oğlunu astırır, sonra babayı asardı.”
Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap yayın 1991 Baskısı – s. 39, 40) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın