Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

11 Eylül 1920 tarihinde 63. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey

Çorum Mebusu Dursun Bey, Rıza Nur’u şikâyet ediyor. Hakkında istizah yaptım diye beni görevden aldı diyor. 

Firariler görüşülüyor, İstiklâl Mahkemesi Kanun’u sunuluyor:

Vehbi Efendi (Konya): (1)  “- …efrat (erler) neden firar ediyor? Firar edip eve gelenleri dinlemeli. Anasına, babasına, ırz ve namusuna sövülüyor. Dünyada olmadık hakarete maruz kalıyor…. Mademki ırz ve namusu ayakaltında gezecek, asılırım da gitmem diyor. Yalnız nefere kabahat bulmamalı. Onları idare edecek zabitleri de (subayları da) ıslah (iyileştirme, reform) etmeli. .. her şeyde bir menşe’ (köken, sebep) aranır. Bu firarların menşei çoktur. Bunları düşünmeli…. Böyle kanun yapmakla Meclis iş gördüm zannetmesin. .. Kanun çok bizde… Eski kanunlar bile çok bize…. İş görelim efendiler, bunlar iş değildir..” Sf. 86

(Görüşmeler devam ediyor, 1 maddeye İstiklâl Mahkemeleri Kanunu da ilave oluyor. Kanun’un 1. Maddesi görüşülüyor:)

Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “- … icap ederse, bu memleketi kurtarmak için beş yüz bin kişiyi idam etmeli ve bunda asla tereddüt etmemelidir.” (2)

Ömer Lütfi Bey (Amasya); “-…. neferlerin maaşı onar kuruştur. Vaktiyle bir mecidiye idi. … muinsiz (desteksiz) nefer ailesinin her nüfusu için muayyen (belirli) miktarda ekme ve dikmeye karşılık olarak un ve buğday verilmesi… Askere giden muinli (yardım edilen) muinsiz (yardım edilemeyen) efradın (erlerin) kendi ziraatlarını mümkün mertebe imece usulüyle köylere yaptıralım. Şu halde cepheye çağrılan ve giden nefer, geride ailesinin taarruzdan (saldırıdan) masun olacağına (korunmuş olacağına), tarlasının sürüleceğine ve çoluk çocuğuna biraz ekmek verileceğine ve kardeşinin cebinde beş on para harçlık göreceğine mutmain olduktan (inandıktan) sonra kaçacak olursa efendiler, ipini ben çekerim ve kurşunu ben atarım.”  

Tahsin Bey (Aydın); “-… oturduğum bağın civarında zabitandan (subaylardan) birisinin yirmi koyununu otlatmakta olan bir nefer (er) gördüm. .. eğer bostan bekleyecekler, koyun otlatacaklarsa kendi memleketlerindeki bostan ve kavun tarlalarının ne taksiratı var?” Sf.96,97

(Birinci madde kabul edildi ve İstiklâl Mahkemeleri kuruluyor.) 

Besim Atalay Bey: “-Fevkalade zamanlar, fevkalade tedbirler ittihazını (alınmasını) icap ettirir (gerektirir). Bendeniz bu kanuna şiddetle taraftarım. Hatta bu kanunun takdir ettiği cezayı az görüyorum.” 

Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip): “-… onların nefsinde (İstiklâl Mahkemesi üyelerini kastediyor) icra (yürütme) ile teşri (yasama) kuvvetlerini cem etmesi (toplaması) itibariyle bu muvafık (uygun) değildir gibi bir şey hatıra bile gelemez. .. Heyeti Âliye’nin intihâbiyle (seçilmesi ile), içinden çıkmış, namuslu cezai idamın (idam cezasının) ne demek olduğunu bilir insanlara tevdi etmekten (vermekten) ne için çekiniyoruz? .. eğer bu muazzam işi de beceremezsek millet bilhassa bizleri de asmalıdır.” (3) Sf.86,99

İstiklâl Mahkemeleri Kanun’u:

Madde 1- Muvazzaf (görevli, vazifeli) ve gönüllü ile hizmeti askeriyeye dâhil olup ta firar edenler ve her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derdest ve sevkinde (firarilerin tutuklanma ve sevk edilmelerinde) tekâsül (üşengeçlik) gösterenler ve firarileri ihfa (gizleme) ve iaşe (yedirip içirme) ve ilbas edenler (giydirenler) hakkında mülki (sivil) ve askeri kavaninde (kanunlarda) mevcut ahkâm (hükümler) ve indelîcap (gerektiğinde) diğer gûna mukarreratı cezaîyeyi müstakillen (bağımsız olarak) hüküm (karar vermek) ve tenfiz (infaz) etmek üzere BMM azalarından mürekkep (oluşmuş) İstiklâl Mahkemesi teşkil olunmuştur.    

Madde 2-   Bu mahkemeler azasının adedi üç olup BMM’nin ekseriyeti arâsiyle (sayısal çoğunlukla)  intihap (seçilip) ve içlerinden birisi kendileri tarafından reis addolunur.

Madde 3- İş bu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını Heyeti Vekîle’nin teklifi üzerine BMM tayin eder.

Madde 4- İstiklâl Mahkemelerinin karaları kati (kesin) olup infazına bilumum kuvayı müsellaha (silahlı kuvvetler)  ve gayrimüsellahayı (silahsız) devlet memurdur.        

Madde 5- İstiklâl Mahkemelerinin evâmir (emirleri) ve mukarreratını (kararlarını) infaz etmeyenler (uygulamayanlar) veya infazda taallül gösterenler (kaçınanlar) mahkemeler tarafından tahtı muhakemeye (muhakeme altına) alınır.

Madde 6- Her İstiklâl Mahkemesi ketebe (kâtipleri) ve müstahdemi  (hademeleri, görevlileri) maaşatı şehri (aylık maaşları) yüz lirayı geçmeyecektir.

Madde 7- Her İstiklâl Mahkemesi vazifeye mübadereti (girişmesi) anında firari veya bakaya efradının (erlerinin) bir müddeti muayyene zarfında (belirli bir süre içerisinde) icabetini teminen (uymalarını sağlamak için) her türlü vesaiti tebliğiyeye (bildirim araçlarına)  müracaat eder.

Madde 8- İşbu kanun tarihi neşrinden (yayın tarihinden) itibaren muteberdir (geçerlidir).

Madde 9- İşbu kanunun icrasına (yürütülmesinde) BMM memurdur (görevlidir).

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 63, Celse:1, – Sf. 99 ile 101 arası) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Demokrat bir adam.

BAKKAL’IN YORUMU (2) (1995): Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali, İzmir Suikastı’ndan sonra idama mahkûm oldu.

BAKKAL’IN YORUMU (3) (1995): (Mehmet Şükrü Bey maalesef mezarını hazırlıyor, İstiklâl Mahkemelerine şiddetle taraftar! 1926’da bu mahkemeler marifeti ile Mehmet Şükrü Bey’i 1926’da asıldı. Rüzgâr eken fırtına biçti.

Posted in , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın