Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

22 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 136. İçtima Hafidir yani Gizli İçtima 1. Celse Gizlidir, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.

Bedeli Nakdi Görüşülüyor; Yani Paralı Askerlik Görüşmeleri.

Fevzi Paşa (Müdafaai Milliye Vekili) (Kozan); “Efendim Canik Mebusu Nafiz Beyefendi bir sual takriri veriyorlar ve «gayri Müslimlerin de Müslimler gibi askerlikle mükellef oldukları, Mükellefiyeti Askeriye Kanunu iktizasından (gereği) iken bunların şimdiye kadar asker edilmemeleri esbabının (sebeplerinin) Müdafaai Milliye Vekâletinden sualini teklif ederim» buyuruyorlar. Bendeniz buna cevap vereceğim: Malûmu âliniz Hristiyanlar elyevm (halen, bugün) tahtı idaremizde (idaremiz altında) bulunan memalikin (memleketin) muhtelif şehirlerine serpilmiş bir vaziyette ve Karadeniz sahilindeki livalarda ve bunlara mücavir livalarda en ziyade kesif (en çok yoğun) bulunuyorlar ki 300 – 400 bin kadar nüfusa baliğ bulunuyor (ulaşıyor). Ondan sonra Anadolu’nun ortasında Niğde, Kayseri, Akdağmadeni vesairede 100 – 150 bin kişi kadar bulunuyor. Mütebakisi (geri kalanı) şehirlerdedir. Elyevm yedi, sekiz yüz bin kadar Hristiyan mevcuttur. …

  Malûmu âliniz, demin de arz ettiğim veçhile (sunduğum gibi), Hristiyanların en ziyade elimizde bulunan Karadeniz’e civar olan livalarda kesafet (yoğunluk) peyda eylemiştir. Malûmu âliniz, Pontusçuların bir Pontus emeli vardı. Pontusçular bu emelin meydanı hakikate isali için (gerçek hayata geçirilmesi için) gizliden gizliye çalışıyorlardı. Trakya işgalini müteakip ki malûmu âliniz Yunan taarruzundan sonra Trakya’yı işgal ettiler, Trakya taarruzundan sonra bazı kuvvetleri topladılar. Alınan malûmat bu… Karadeniz sahilinde bir noktaya ihraç ile orada ihzar ettikleri bir kıyamı (hazırladıkları bir isyanı) besleyerek memleketimizi gerisinden vurmak istiyorlardı.

Feyzi Efendi (Malatya); “Efendiler, Ermenilerin denaeti (alçaklığı), ihaneti cümlece malûmdur. (Yaşa sesleri) Biz de öyle Ermeniler, öyle Rumlar, öyle Yahudiler var ki otuz sene memleketimizde yaşamışlar, katiyen ne vergi vermişler, ne de asker vermişler. Hiç­ bir şey yapmamışlar. İsimlerini bile nüfusa kaydettirmemişlerdir. Otuz senedir birçok Ermeniler vardır ki kaydına bakıldığı zaman 15 yaşında olan bir adam kırk yaşında olduğu görülür. Şimdiye kadar Ermenilere gösterilen tesamüh (müsamaha, hoşgörü) mucibi teessüf (esef edilecek) bir muameledir (uygulamadır). Evet, efendiler şimdiye kadar İslâmlar cephelere gitsin fedayı hayat etsinler Hıristiyanlar da ticaretle iştigal etsinler... Evet, gayrimüslim dediğimiz zaman Rumlar, Yahudiler hep beraberdir.

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 136, Celse: 1, – Sf. 410 ile 440 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın