13 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 133. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey.
I. İnönü Savaşı Hakkında Beyanat;
Mustafa Kemal Paşa (Ankara); (Venizelos düşüp de Kral Konstantin gelince, kendi krallığını kanıtlamak için ve İngilizlerden daha çok yararlanmak için saldırıya geçti, tam da bu sırada diyor ve devam ediyor:) “-… Ethem ve Tevfik ve Reşit hainleri, hıyanetlerini fiilen izhar ederek (fiiliyata dökerek, açık ederek) Yunan Ordusuna iltihak etmiş (katılmış) bulunuyorlardı… (1) Kuvvei Seyyare (Ethem’in Milis Kuvvetleri, düzensiz askeri birlikler) ortadan kalkarsa, onların telakkilerine (anlayışlarına) göre, hemen ordu ortadan kalkacak idi. (Ayrıca Ethem ve kardeşleri bizim askeri konuşlanmamızı da bittabi söylemişlerdir diyor. Ve Yunan Eskişehir’e hareket etti diyor.) “-Şüphe yoktur ki, bu harekete Ethem kendisi kuvvetleriyle dahi bilfiil iştirak eti… (1) Bugün Ordu Kumandanlığından gelen bir raporda düşmanın iki alay piyade, iki bölük süvari ve bir batarya top’tan ibaret kuvvetinin Söğüt, Bilecik, Yenişehir istikametinde ricat etmekte olduğu bildiriliyor. Ve kuvvei asliyesinin de (büyük bir kısmının da) Pazarcık, Nazif Paşa, İnegöl, Bursa istikametine doğru çekildiği bildiriliyor. … İnönü meydan muharebesini (2) kazanmış olduğundan dolayı Garp Orduları Kumandanını ve tekmil (bütün, kâmilen) zabitan (subaylar) ve kumanda efradını Heyeti Âliye’niz namına tebrik etmiştim. (şiddetli alkışlar)”
Tunalı Hilmi Bey (Bolu); “-…gerek İsmet Bey’in ve gerekse kumandanlarının ve icap edenlerin birer derece terfilerini teklif ediyorum.”
(Mustafa Kemal, Meclis’e teşekkür ediyor, diyor ki, düşman Eskişehir’e 2-3 saat mesafeye kadar gelmişti, heyecanlanmadınız.)
Müdafai Milliye Vekili Fevzi Çakmak Paşa (Kozan) (3) : “-Düşman bir süvari alayı ile ihata (güçlendirilmiş) ve bir süvari livasının bir kısmını Mezit Ovasından ileri sürdü. Ve bu taarruzda muvaffak olsaydı biz Gediz havalisinde iken derakap (hemen) Eskişehir’i istila edecekti (kuşatacaktı) ve arkasından Kolordusu iki günde gelip arkamızı kesecekti ve Uşak’tan asi Ethem’in cephemizi perişan edeceğini tasavvur ediyorlardı (tasarlıyorlardı) …. Düşmanlarımızın bu iblisane (şeytanca) .. tasavvurları tamamıyla sıfıra müncer olmuştur (sıfıra indirgenmiştir). Onların zannettiği gibi millet cebren harp etmiyordu. Düşman zannediyordu ki, nereye teveccüh edersem (yönelirsem) bir sene evvel olduğu gibi, Herkes tüfeğini alıp kaçacak… Sf.;281… Nazif Paşa’da bulunan bir kıtamız, on beş misli bir düşmanla harp etmiş, bize bir gün kazandırmıştır. … Pazarcık’ta bir hücum taburu, bir depo taburu düşmanın yirmi misli kuvvetine karşı sebat ederek (yerinde direnerek) bir gün daha kazandırmıştır. (alkışlar) … Köprübaşında bir alayımız düşmanın iki alayını perişan etmiş, bozmuş ve iki gün kazandırmıştır. .. Düşmanın gelen kuvvetleri on beş bin mevcudunda idi. Bizim bunun karşısında toplayabildiğimiz kuvvetler sülüsüne (üçte birine) baliğ oluyordu (ulaşıyordu). … Bugün aldığım son malumatı (verileri, bilgileri) müsaadenizle okuyayım Efendim; Düşman iki alay, iki bölük ve bir tabur bir batarya ile Söğüt, Bilecik, Pazarcık ve İnegöl istikametinde birçok eşya ve malzeme terk ederek süratle çekilmektedir. (Sf.281) … Bizim şimdiye kadar olan cephane sarfiyatımızın beş on mislini Ermenilerden aldık ve bunu ilan ediyorum. İngilizler bize cephanesiz dedikleri halde biz otuz yedi milyon cephane aldığımızı söylüyorum.. Ve bununla on sene daha harp ederiz.” (4)
Mazhar Müfit Bey; “-..Ölümden daha beter bir şey gösterdik. O gösterdiğimiz şey ise İslam ruhu, Osmanlı kabiliyeti, Osmanlı Vatanperverliğidir. (alkışlar)”
Mustafa Kemal Paşa; “-..merhum (rahmetli) Kemal (Namık Kemal) demiştir ki;
“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini” (kara bahtlı annesini yani vatanı)?
İşte ben bu kürsüden bu Meclisi Ali’nin Reisi sıfatıyla Heyeti Âliye’sini teşkil eden (oluşturan) bütün azanın (üyelerin) her biri namına ve bütün millet namına diyorum ki;
“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.” (Sürekli alkışlar)” (Sf.285)
“Ziya Hurşit Bey’in Takriri; Harbe iştirak etmiş Mebuslar maaşlarından 25 lira kesip cepheye tütün gönderelim, İsmet ve diğer erkâna dereceler vs. verelim diyor. Mustafa Kemal bu işi hükümete bırakalım diyor.) Sf.286, 287
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 07 (25.12.1920 / 30.01.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 133, Celse: 1, – Sf. 271 ile 285 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Ethem bu konuşmadan çok sonra Yunanistan’a sığındı, birliklerinin büyük bir kısmı dağıldı, Yunan’a giden az bir kısımdır.
BAKKAL’IN YORUMU (2) (1995): Çerkez Ethem olayından sonra, saldırıya geçen ve süratle ilerleyen bir Yunan Keşif Birliği ile yapılan çatışmasının meydan muharebesi zaferine dönüşmesini doğurdu yani İnönü zaferi ihtiyaçtan doğdu. Şark Cephesi zaferi çok önemliydi, oradan gelen cephaneden de bahsedilmiyor.
BAKKAL’IN YORUMU (3) (1995): Savunma Bakanı Fevzi Çakmak Paşa, Yunan askerlerini iki gurupta topluyor. Eski Yunan askerleri savaşa taraftar değildi, ama yeni Yunan askerleri diye tarif ettiği İzmir, Adalar, Trakya ahalisi ise savaşa çok istekli idiler ancak son günlerde onların da isteği kalmamıştı diyor. Bu durum Yunanistan’ın iç siyasetine de aksetti diyor. Tam da bu sırada Çerkez Ethem olayı patlak verince, Yunanistan umutlandı, şevke geldi diyor ki çok doğrudur. Ama Ethem kesinlikle askeri sırları Yunan’a vermiştir diyor ki bu yanlıştır. Ve İnönü’de olan biteni anlatıyor;
BAKKAL’IN YORUMU (4) (1995): Fevzi Paşa haklı çıkmıyor. Bu İnönü zaferinden! Üç hafta sonra Yunan birlikleri ta Polatlı’ya kadar geliyor ve ağır hezimetten sonra askerlerimiz yine geçen sene Gediz yenilgisinde olduğu gibi silah ve cephaneleri ile firar ediyorlar. Hatta, günde seksen kilometre ile dünyada firar etme rekoru kırıyorlar.
Yorum bırakın