18 Nisan 1921 (1337) tarihinde 22. İçtima 2. Celse, Reisi Sâni Vekili Hasan Fehmi Bey
Hüseyin Avni Bey’in Takriri Gereği Albayrak Gazetesi ve Mithat Bey Olayı Görüşülüyor:
Adliye Vekâleti Vekili Hafız Mehmet Bey (Trabzon); “-…Mithat Bey, Hükûmet aleyhine neşrettiği bir makaleden dolayı oradaki kumandan Emin Bey tarafından hapsedilmişti. Adliye Vekâletinin emri ile savcı soruşturmaya başlıyor ama o sırada ciheti askeriye Mithat Bey hakkındaki tahkikatın (adli incelemenin) kendi salahiyeti dâhilinde olduğunu iddia ettiler. Mesele, bir ihtilafı merci (yetki anlaşmazlığı) meselesidir. Daha fazla şey soruyorsanız hafi celse isteriz.”
Neşet Bey (Kangırı); “-..Erzurum’da idarei örfiye (sıkıyönetim) var mıdır?”
(Adliye Vekâleti Vekili, orası harp mıntıkasıdır diyor.)
Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Efendiler! BMM’nin kanunu, bir kaymakam (binbaşı) tarafından ihlâl edilmiştir. Bunu men’e muktedir olamamışlardır (yasaklamaya güçleri yetmemiştir). Kaymakamı tecziye edememişlerdir (cezalandıramamışlardır)… Hiç ihtilafı merci yoktur (ihtilafların anlaşmazlıkların çözüleceği makam yoktur) Bir kaymakam bir muharriri (yazarı) tutmuş hapsetmiştir. Efendiler burada hürriyeti matbuat (basın hürriyeti) nerede?”
(Hüseyin Avni Bey Mithat Bey’in Meclis’e hitaben yazdığı dilekçeyi de okuyor;)
“-…Vatanın en felaketli zamanlarında, en ağır yükleri omuzlarında taşıyanların, mukarreratı tarihiyeden olduğu (tarihin tekerrüründen olduğu) veçhile sonradan meydanı geniş bulanların tecavüzüne maruz kalması vakayi tarihiyemizin yesaver tecelliyatındandır (ıstıraplı görüntüsündendir) .. İdarei Örfiye mıntıkasında bulunmadığımız halde Mevki Kumandanı Kaymakam Emin Beyefendi tarafından davetle kışlada sekiz gün hapis ve işkence edilmekliğim... hak ve hürriyet namına istida eylerim.
4.3.1337 (1921) Albayrak Müdürü Mithat ” Sf.35
(Hüseyin Avni Bey bu sefer de Erzurum İstinaf mahkemesi Müddeiumumîsi Raci Bey’in Adliye Vekâletine yazdığı yazıyı okuyor. Tam bir rezalet. Mithat Bey ihtiyat askeri olduğundan, yani icap ederse askere çağırılabilecek yaşta olduğundan amirlerine hakaret ettiği için askeri usullerle yargılandı diyor. İnanılmaz bir yorum.)
“Umuru Adliye Vekâletine; (1)
… sebebi tevkifi Merkez Kumandanlığından sorulmuş, alınan cevapta; Mithat 1302 (1884) tevellütlü (doğumlu) efradı mükellefei ihtiyatiyeden bulunduğu halde (yedeklik zamanını bitirmemiş kişi olmasına rağmen) … Albayrak Gazetesinde imzası tahtında (altında) umum memurine (bütün memurlara) tecavüzatı lisaniyede (sözlü saldırıda) bulunmuştur. Zabitan da (subaylar da) memurini askeriyeden bulundukları cihetle (askeri memur oldukları için) bu tecavüze dâhil edilmiş olacaklarından ve bu gibi efradı mükellefeden olanlardan mafevkleri (astları) zabitana karşı tecavüzatta bulunanların, Askeri Ceza kanununun 4. Maddesi… bu defalık salahiyeti kanuniyem dairesinde bir hafta hapis edilmiştir.” Sf. 35
Hüseyin Avni Bey; “- . Ne hafi celsesi? İşte makale meydanda. Bunu cihana neşretmiştir. … Bir muharrir bir muallim bu yüzden hapis ve tevkif olunur mu? “
3. Celse Hafidir: (Aşağıdaki bilgiler: Gizli Celse zabıtları 2. Cilt Sf. 39 ile 45 arası)
Takrir Sahibi Hüseyin Avni Bey; “-..Ben kendi kanaatime göre bütün matbuatın (basının) serbest ve azade olarak (özgürce) yazmalarını kabul ederim. Bence azade yazılan yazılardan kıymetli yazı yoktur. .. Şahıslar fertlere katiyen hâkim olamaz. Kanun hâkimdir. Bunu her vakit için böyle görmek isterim.” Sf.39
(Hüseyin Avni Bey ayrıca halkın Tekâlifi Milliye’den de rahatsız olduğunu söylüyor. Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.)
Vehbi Efendi (Konya); “-..Hükümetin alacağı iki vazife var. Eğer şu tenkidat (eleştiriler) doğru ise, kendi hatalarını ıslah ederek şu adama (Hüseyin Avni Bey’e) teşekküre borçlu olmaktır. Eğer Hükûmet hakikaten musip (isabetli, hedefe kilitlenmiş) ise şahıs olarak bu adama bu kadar kimsenin davaya hakkı yoktur. … Konya İsyanını çıkaran da hükümettir! … zamanı gelince söyleyeceğiz. Doğruyu söyleyelim. (sağ cenahtan doğru doğru sedaları) Beraatı zimmet asıldır. (geriye dönük suç olmaz) Hüküm mahkemeden verilir başka hüküm verilmez. Biz çamur sürmeye alıştık. .. Bir vakitler bu zavallı millet üzerinde irtica kelimesini kullandık. İyi yapana mürteci dedik, kötü yapana mürteci dedik. Şimdi de Bolşeviklik kelimesi hükümfermadır. (geçerlidir) Biz Konya’dan Meclis’e geldiğimiz zaman Meclis’in yarısı Bolşevikliğe meyyaldi (meyilli idi)” Sf. 41
Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-Hürriyeti şahsiyeye (kişilik hakkına) bir zabit tarafından tecavüz edilmiş, bu gayrimeşrudur. .. Bir insan düşünmek hakkını haizdir, düşündüğünü söylemek, yazmak hakkını haizdir. .. Asker, asker olmalı, memleketin asayişiyle iştigali (uğraşmayı) kesmelidir.”
Ali Şükrü Bey (Trabzon); “- .. bunun altından Bolşeviklik meselesi çıkartıldı. Bu meseleleri kurcalamayalım. Çünkü bu zamanlarda Bolşevik olmayan adem görmüyorum.”
Hüseyin Avni Bey; “-…Ben mücrim (suçlu) babam da olsa ipini çeker bir adamım!” Sf. 45
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 10 (16.04.1921 / 20.06.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 22, Celse: 2 ve 3. Celse Gizli – Sf. 20 ile 36 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın