11 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 64. İçtima 3. Celse Hafidir (Gizlidir): , Reisi Sâni Dr. Adnan Bey
Jandarma Teşkilatı’nın Durumu Hakkında Görüşmeler:
Mustafa Durak ve 107 Arkadaşının İmzaladığı Cepheye Yeniden Heyet Gönderilmesi Hakkındaki Takrir Görüşülüyor:
(Aşağıdaki notlar, TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 203, 213)
Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-.. . ikinci maddesi Başkumandanlığa aittir. Böyle bir takrir verebilmek için… evvela Başkumandanlık Kanunu’nun lağvedilmesi (ortadan kaldırılması) lâzım gelir. Bu kanun mevcut iken böyle bir madde okunamaz, böyle bir madde müzakere edilemez. …bu takrir mucibince (gereğince) ordunun sağ cenahına, sol cenahına merkezine, karargâhına üçer kişilik bir heyet, bir teftiş heyeti göndermek lâzımdır. .. Bu ise benim vazifemdir. Bunun manası ben bu vazifemi yapamıyorum veyahut yapamamaktayım. Evvela benim bu kanunun 3. Maddesinde olan hak ve salahiyetimi nez’ edersiniz (söküp atarsınız) ondan sonra heyeti teftişiye intihap eder (seçer) ve gönderirsiniz. .. Böyle hariçten komiserler sevki doğru değildir. Sovyet ordusu bu suretle inhilal etmiştir (batmıştır). (GCZ II – Sf. 207)
Mustafa Durak Bey (Erzurum); “-..Paşa Hazretlerinin salahiyetlerini tahdit etmek (sınırlamak) fikrinde değiliz. … Vazifeye tecavüz değil, bilakis vazifeye yardım etmekten ibarettir.”
Hüseyin Avni Bey; “-Verilen takrirde benim de imzam vardır. Başkumandanlığa Meclisi Âli salahiyet vermiştir, yoksa hakk’ını vermiş değildir. … Hayır! Paşa Hazretleri’nin buyurduklarına göre BMM Başkumandan demek değildir!
(Pek çok şey kesilmiş, sansür edilmiş.) (GCZ II -Sf. 208)
Mustafa Kemal Paşa; “-Asıl takrir sahibi Durak Bey. .. Ben mevcut iken, Meclisi Âli’nin Reisi mevcut iken, bana emniyet etmeyerek ordunun teftişine emniyet edemem. … Siz bu kanun mucibince bana bu salahiyeti (yetkiyi) verdiniz, ben istimal ederim (kullanırım), siz istimal edemezsiniz! Yalnız sizin üzerimde mahfuz (saklı) olan salahiyetinizi suiistimal ediyorsam, istirdat edebilirsiniz (geri alabilirsiniz). (hâşâ sesleri) Yoksa ben ifayı vazife ederken (görevimi yaparken) şöyle – böyle heyetlerle vazifeme müdahale ettirmem. Efendiler! Bunda ordu için, memleket için fenalıktan başka bir şey yoktur.” Sf; 208
İsmail Şükrü Efendi (Karahisarışarki): “-Efendim jandarmalardan ahali (halk kelimesinin çoğulu) nefret etmiştir. … Çünkü jandarmalar şimdiye kadar köylerde birer irtişa (rüşvet) aleti, hırsız ocağı olmaktan başka bir şey değildir. … bir taraftan bir tarafa bir kumandan naklederken yirmi bin lirayla oynuyor… Jandarma hırsız ocağıdır…”
…..Mustafa Durak Bey (Erzurum); “-….Efendiler hükümet adeta bir hırsız çetesi gibi halkın boğazına sarılmış, her şeyini yağma ediyor, götürüyor, vuruyor, öldürüyor. Soran yok. Rica ederim, bir buçuk yıl içerisinde halkın başına bu kadar kötülük yapılmıştır. .. Acaba kabahatli bir memur yok mudur? Efendiler memlekete yapılan kötülükler Büyük Millet Meclis’i adına yapılıyor. … Koçgiri olayını, Konya olayını bu ve bunun gibi olayları, bütün bunları doğuran gerçek sebep nedir Efendiler? Hepsine İngiliz parası mı gidiyor? Hayır! Vallahi hepsi idaresizlik (kötü idare) yüzünden oluyor! …… Tekâlifi Milliye’de (1) birçok yolsuzluklar oluyor. … memleketimizin her tarafında birer prenslikler kuruluyor. Bu milletin prensliklere ihtiyacı yoktur. Cephelerde kendi kendilerine vergi tarh ediyorlar, bizim haberimiz yok. .. Ne hakla, ne salahiyetle yapıyorlar? Efendiler diyorsunuz ki Heyeti tahkikiye (araştırma heyeti) gönderelim; Koçgiri Hadisesi için… Nurettin Paşa’yı tanımam, Nurettin Paşa orada iken kime gönderiyorsunuz? Nereye gönderiyorsunuz? Kaç para eder sizin Heyeti Tahkikiyeniz?”
Mustafa Kemal Paşa; “-Heyeti Âliye’nin gönderdiği Heyeti Teftişiye’ye (denetleme heyeti) herkes boyun eğmeye mecburdur.”
Mustafa Durak Bey (Devamla);“-Kabine zayıftır! .. Göstersinler Dâhiliye Vekili var mıdır? Yok mudur? Hiç birisi ile şahsi bir işim yoktur. Fakat vatani meselelerde herkese hücum edeceğim! Efendiler, zulümle memleket ayakta duramaz. Adaletle memleket kurtulur….” (2)
Mustafa Kemal Paşa; “-… memleketin şurasında burasında prenslikler olamaz.”
Mustafa Bey (Tokat); “-Hırsızlık yapıyor Paşa’m!”
Mustafa Lütfi Bey (Siverek); “-İşte Nihat Paşa!”
Mustafa Kemal Paşa; “-Nihat Paşa prenslik mi yapıyor? Efendiler fiil ve vaka söyleyin!”
Mustafa Lütfi Bey (Siverek); “-Söyleyebiliriz!”
Mustafa Kemal Paşa; “-Söyleyiniz bir vaka bana. Şimdiye kadar söyleyemedin. Vazifei vataniyeni ifa etmedin (vatani görevini yerine getirmedin).”
Mustafa Durak Bey “-Bendeniz söyleyeyim!”
Mustafa Kemal Paşa; (Hemen konuyu değiştiriyor ve isyanlarda İngiliz parmağı vardır diyor.) “-Ne yapalım? Bu, milletin taksiratıdır (elinde olmayan bir kusurudur). Saf millet, hakikati güç görür bir millettir. İğfal ve izlâl olunuyor (aldatılıyor ve alçaltılıyor, ayağı kaydırılıyor). (Aleni celse istiyorlar, Paşa çok kızıyor.) Sen israf ediyorsun Mustafa Efendi!”
Mustafa Efendi (Tokat); “-Ben israf etmiyorum!”
Mustafa Kemal Paşa Sakarya’yı kazandık İngiliz, Fransız ve İtalyanlarla görüşmeler yapıyoruz, durum iyidir diyor. (TBMM GC II cilt Sf. 213)
Vehbi Bey (Karesi); “-.. Güya icrai salahiyetimiz de vardır! Bendenizce İcrai salahiyetimiz yoktur!”
Dâhiliye Vekili Refet Paşa Sorgulanıyor ve İstifa Ediyor. Fakat tekrar göreve devam etti. (TBMM GC II cilt Sf. 218)
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 64, Sadece Gizli Celse notları var.) (TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 203 -213) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.
BAKKAL’IN YORUMU (2) (1996): Mustafa Durak Bey de cesur ve vatansever insan.
Yorum bırakın