7 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 106. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi
Malta’dan gelen Mersin Mebusu Cemal Paşa’dan gelen telgraf okunuyor Sf. 95
2.Celse. İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi
Ali Rıza Bey (Kars); “-.. Artvin ve Ardahan ahalisinin en muteberleri (itibarlıları) Ardahan’a celp edilir (yazı ile çağırılır). Neye mebni olduğu (dayandığı) meçhul, bunlar mükemmel bir sopadan geçirilir. .. Kimin tarafından sopalattırılmıştır? İşte demin arz ettiğim zeki mütegallibeler (zorbalar) vasıtasıyla, yani 11. Fırka Erkânı Harbi Mustafa Bey tarafından. … sonra efendiler nefyedilenler (sürgün edilenler) de vardır. .. Rusya kanununda nefiy (sürgün) için büyük bir salahiyet lâzımdır (yetki gerekir) . … Batum Mebusu Ahmet Fevzi Efendi, … iptida (önce) handa tevkif ediliyor… hem de o Erkânı Harp Mustafa Bey tarafından. .. Kardeşim öldü, jandarmalar evimi basıp doktora muayene ettirdiler, sonra mezarlığı jandarma ile basıp mezarı açmak istediler, bu durumu Şark Cephesi Kumandanına bildirdim daha da azdılar evimi elimden aldılar. 34 Alay Kumandanı Fazıl Beyefendi Hazretleri arabasına eşyayı yükleterek neferler bellerinde palaska ile evime girerek, evimi işgal etti.
Şahsına yapılan bu kötülüğü anlatmaya utanıyor.
Mehmet Şükrü; “Hakkını müdafaa edemeyen bir mebus milletin hakkını müdafaa edemez!”
Ali Rıza Bey (Devamla); “-…Rus istibdadının (baskısının) bir temel taşının bir çeyreğini söken bir adam varsa aciz arkadaşınızdır. .. hakkımı müdafaa edemedim (savunamadım) çünkü karşımda bir Türk zabiti (subayı) vardı. Kaymakama gittim bahçede oturuyor. Ahali (halk) var. Zabitan (subaylar) var. .. Kaymakam Bey dedim, evime Alay Kumandanı girdi, cebren (zorla) eşyamı zapt etti. .. Gel, gel! Otur dedi. Şark Cephesi Kumandanlığına telgraf ettim (Bu olay 5 Temmuz 1337’de1921’de oluyor.) ve Kars mutasarrıflığına da. .. 11. Fırka Kumandanı Ziya Bey ve maiyetinde (yanında) jandarma tabur komutanı olmak üzere, beş kişiden mürekkep (oluşmuş) bir heyeti tahkikiye (araştırma heyeti) geldi. .. Giriştiler tahkikata, ama iki gün devam etti. Fazıl Bey (İşgalci Alay Kumandanı) el’an (hâlen) evimde oturuyor. Bendeniz dışarıda selamlıkta yatıyorum. Adamı evden çıkartamıyorlar. .. Sonuç; Divanı harpten terfian berat ettirildi (Divanı Harp mahkemesi terfi ettirerek beraat ettirdi) Alay Kumandanlığı verdiler. Adam evde, işgal devam ediyor! .. tarihimiz olmasa söyleyeceğim daha çok sözlerim vardır. (söyle, söyle) Lüzum görmüyorum. .. Çünki tarihimize yakışmaz. .. Bendenize yapılan tahkirden (aşağılamadan) hissenize ne kadar isabet ederse onu heyeti celilenize tevdi ediyorum (yüce heyetinize iade ediyorum).”
Mehmet Şükrü Bey; “-Bunları söylettiriyoruz maalesef!”
Ali Rıza Bey (Devamla); “-.. makinanın (devlet makinasının, idarenin) bozukluğundan kürsüde çıkıp izahat verdiler. Bendeniz diyorum ki makine bozuk değildir, makinayı bozan makinisttir. Makinist bozuktur. (bravo sadaları) Makinist iyi olursa makine iyi olur. (Bravo sadaları, alkışlar) .. Yedi seneden beri bu millet ve bu vatan uğrunda sarf ettiğim kanımı hebaya (boşa) vermeyi düşünmeseydim bugün bu kürsüde bendenizi göremeyecektiniz. Bendenizi bir dağ başında birkaç yüz kişi ile görecektiniz ve İngiliz parası aldı, Ermeni parası aldı diye telgraflar alacaktınız. Ve bu kürsüden Ermeni taraftarıdır diye namıma lanet okuyup lanet ile yâd edecektiniz. .. sonra bu Müfettişi Umumilik teşkilatı .. İngilizlerden para almış, isyan etmiş diye beni takibe çıkacak idi.… Şimdi yapılan muameleler Hükümeti Milliyemiz namına yapılıyor. Bir mal müdürünün aldığı vergiyi diğer mal müdürü de alıyor. … O kanunun birinci maddesinde “Hâkimiyet Bilakaydüşart (egemenlik kayıtsız şartsız) Milletindir.” dediği halde; Hayır, mahkûmiyet bilakaydüşart milletindir, efendiler!” (bravo sadaları, alkışlar.) Sf. 116
Dâhiliye Vekili Ali Fethi Bey (İstanbul); (Ali Rıza Bey’i kastederek konuşuyor.) “.. kendileri Bekir Sıtkı Bey’e Hükümet reisi değilsiniz eşkıya reisisiniz demişler… Bunu hükümet namına reddetmeye mecburum. Bizim hükümet memurlarımız eşkıya reisi olamaz.”
Nafiz Bey (Canik); “-Eşkıyalık yaparsa ne yapacağız? Eşkıyadır! Eşkıyanın eşkıyasıdır!”
Ali Fethi Bey; “-Hükûmet memuru hiçbir zaman eşkıya reisi olamaz.”
Nafiz Bey (Canik); “-Eşkıyalık yapan memur da eşkıyadır!” Sf. 118
Yusuf Ziya Bey (Bitlis); (Şeyh Sait İsyanında asıldı.) “-Kırk küsur sene anavatana kavuşmak için mücadele ettik. .. bir idaredeki kanun muta (para karşılığı yapılmış nikâh) olamaz! Mesuliyet kelimesi boş, kof bir vaziyet iktisap eder (alır). O idare destan olur, bu suretle teşhir edilir.”
Hariciye Vekili Yusuf Kemal Bey; “-Reis bey şahıslara hitap oluyor. (Gürültüler, Devam sesleri)
Nafiz Bey; “-İdarenizi tanzim etmezseniz her zaman için bağıracağız!” Sf. 119
Yusuf Ziya Bey (Bitlis) (Devamla); “-Efendiler! Bir idare ki onu bilâkaydüşart (kayıtsız şartsız) harekete alışmış eller tedvir ederse (idare ederse), ne kendisini halka sevdirir, ne de halkı kendisine ısıttırır. .. Zoru bazusuyla (adale kuvvetiyle) halkı sindirir fakat halk bir gün tuğyan eder (ayaklanır)… “
Opr. Emin Bey; “-Ders aldık, müstefit olduk (istifade ettik)(dalga geçiyor)”
Hüseyin Avni; “-Herkes hissesini alır!”
Yusuf Ziya Bey; “-Efendiler! İnkâr etmeyelim, umuru idaremiz (devlet işlerimiz) Kayseri’den aşağı yer yer, taraf taraf şu, bu kumandanın tahtı tahakkümünde (baskısı altında) hırpalanıyor!”
Reis; “-Sadede geliniz!” (Devam, devam sadaları)
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 106, Celse: 1, – Sf. 95 ile 119 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (1996): Sosyalist bir hukukçu olan Mehmet Şükrü Bey, Doğu – Batı olaylarında farklı bir çizgi izliyor. Bu konuları gizli celsede konuşalım diyor. Demek ki Kürt hassasiyeti o zamanlar da çok derindeymiş. Bu görüşmenin sonunda, önce hükümet bir tahkikat yapsın sonra gerekirse meclis bir heyet gönderir şeklinde karar çıktı. Dağ fare doğurdu.
Yorum bırakın