Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

   17 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 175, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

Ceza Kanununun 203. Maddesine Ek Maddeler Konulması Hakkında Kanun Teklifi;

(Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey Ceza Kanunu’na 10 maddelik bir zeyil (ek)  hazırlamış, 1.maddesine, Rütbe, mevkisi ne olursa olsun herhangi bir devlet memuru kişi hürriyetine ve Kanun-u Esasiye tecavüz edemez diyor. Sistemin diktatörlüğe kaymaması için tedbir olarak düşünülmüş bir kanun.)

Hüseyin Avni; “-.. burada hangi kanunu yaparsanız yapınız Efendiler, kudret-i milliye, hakimiyet-i milliye fiilen sabit olmadıkça (milletin gücü, milletin egemenliği aktif olarak sabit olmadıkça) yine o şahıslar, yine o kanunların fevkine (üzerine) çıkacaklardır. .. Erzurum’da Albayrak Gazetesi muharriri (yazarı) hapsedildi. Sekiz ay süründü. ..Bugün o zat hakkında tâkibat yapan cihet-i askeriyeden (konuyu takip eden askeri kesimden) bir kaymakam (yarbay), Erzurum kudret-i adliyesine, heyet-i adliyesine itaat etmemekte bu yarbay adliyenin gücüne, adalete uymamakta) ve heyet-i adliye bununla başa çıkamamaktadır….  Asker kendisini başka bir millet gibi telakki eder (algılar). .. Memleketimizde hürriyet-i şahsiye, kanun hâkimiyeti matlup olan (talep edilen) derecede değildir. … bunlara sâik (sebep olan şey), on paralık iş gördükleri zaman, kırk kuruşluk tahakküm etmek (hükmetmek) istiyorlar. Hizmetlerinin mükâfatını pek acı almak istiyorlar. .. İşte ulvî (yüce) fikirlerle yetişmiş olan insanları başınıza getirmelisiniz.    .. İşte Efendiler çırpındığımın sebebi milleti hâkim kılmaktır. .. Milletin hukuk-u hakkı bizim nâmusumuzdur.” 

Heyeti Vekile Reisi Rauf Bey; “-.. hiç şüphe yok ki Hüseyin Avni Beyefendinin buyurdukları bir gâyedir (amaçtır). Çok ûlvi (yüce) bir gayedir.” 

Ali Şükrü Bey; “-… Geçen sene Trabzon’da bir siyasi cinâyet olmuştur (Yahya Kâhya cinayeti). .. faili bulundu mu?”

Selahattin Bey; “-Siyasi cinâyettir!”

Ali Şükrü Bey; “-Efendiler; işte, kanunun fevkine çıkıp halkın en tabii en iptidaî olan hakkını, hürriyetini iptal etmek kudretini kendisinde görenler tasfiye edilmedikçe bu şekil mütemâdiyen (sürekli) devam edip gidecektir.”

Selahattin Ve Hüseyin Avni Beyler; “-Toz duman zamanıdır!”

Ali Şükrü Bey; “-.. halk hürriyet ve serbestisine sahip olmazsa mutlaka müstebitlerin (baskı yapanların), mütegallibenin (zorbaların) esiri olacaktır. Efendiler, biz halka benliğini vermeliyiz, halk hür olduğunu bilmeli ki kendi kanaat-i vicdaniyesi (vicdani kanaati) dairesinde iş görsün.” 

Refik Şevket Bey (Adliye Vekili) (Saruhan); (Albayrak gazetesi yazarı Mithat beyin hâlâ mahkûm olduğunu Mehmet Şükrü bey hatırlattı diyor ve:) “-… madde gayet sârihtir (açıktır). ..altı mahtan (aydan) üç maha kadar müracaat olunur (başvurulur).

Hüseyin Avni Bey; “-Hava açık olursa. Bulutlu olursa, değil.”  Sf.393-394   

Dursun Bey (Çorum); “-Efendiler, hükümet ve millet, heyet-i umumiyesi (tamamı) menafi-i mütekâbile (karşılıklı menfaat) esası üzerine müstenit (dayanmış) bir şirket demektir. Hükümetin kanunundan, adaletinden herkes seyyanen müstefit olmak (eşit olarak yararlanmak) ve herkese müsavi (eşit) surette tatbik edilmek (uygulanmak) bu mukavele (sözleşmenin) esasındandır. … Biz Lozan’da hârici inhisarları (tekelleri), hârici kapitülasyonları (ayrıcalıkları) yıkmak için olanca kuvvetimizle çalışırken, ondan daha müessir (tesirli, etkili) ve ondan daha muzır (zararlı) olan bu dâhili inhisarları, kapitülasyonları ref’ etmek (kaldırmak) için ne düşünüyoruz? (Açık söyle sesleri) …..     

Hacı Mustafa Efendi (Ankara); “-…Bugün Ankara’da vallahi hürriyet-i mesâkin (mesken hürriyeti) yoktur. .. devr-i menfur (nefret edilen devir) .. Sultan Abdülhamid’in devri değil mi? .. Efendiler Allah bilir ki ve emin olun ki Ankara’nın bağlarında o menfur devirde bir salkım üzüm kopartılmadı! Şimdi ise Efendiler, mal sahibi bir salkım üzüm yiyemiyor. .. istibdâdın (baskı düzeninin) katmerlisini getirdik.”  

  Kanun Teklifi Encümene Gitti. Sf. 396, 404

18 Ocak 1338 (1922) tarihinde İçtima: 176, Celse:2, Musa Kâzım Efendi

Nevâhi Kanunu.  Sf. 420, 425  

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 175, 176, Celse: 1, – Sf. 393 ile 425 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın