Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

   2 Nisan 1339 (1923) tarihinde İçtima: 16. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

Ali Şükrü Bey’in Cesedi 1 Nisan Günü Bulunmuş

İcra Vekilleri Reisi Rauf Bey (Sivas); (Ali Şükrü Bey’in feci akıbeti dün öğlenden sonra öğrenilmiş.) “- ..maznun (zanlı) bulunan Giresun Alayı Kumandanı (eşkıya reisi, çete reisi sesleri)”  

Nazif Bey (Canik); “-Askeri temin ederim (askeri tenzih ederim, korurum) böyle eşkıyadan.” 

Sırrı Bey ( İzmit); “-Yaşasın, namusuyla iftihar eden Türk Ordusu!”

(Rauf Bey Topal Osman’ın birkaç günden beri kaybolduğunu sonunda Ayrancı Bağlarında Papazın Bağı denen evde silahlı çatışma sonunda ağır yaralı olarak ele geçmiş, sonra da arkadaşları gibi ölmüş diyor.) 

Hüseyin Avni Bey; “- .. bu kürsü artık onun sağlam mantığından, talakat-ı beyanından (güzel konuşmasından) vatanperverâne beyanatından mahrum (yoksun) kalmıştır. .. Ruhu bizimledir. .. Zavallı Şükrü! Kabahatin ne idi? Efendiler gittim, cism-i mübareğini gördüm. Vahşiler, canavarlar elinde ezilmiş, kesilmiş. (Lânet sesleri) Ey gaddar el! Ne istiyordun bu vatanperverden ey zalim! Ne istiyordun bu biçâreden? … Her biriniz bunu göz önüne almış çalışıyorsunuz. Bu milletin istiklâl ve hürriyeti uğruna kırk bin Ali Şükrü kırk bin Hüseyin Avni feda! .. Çok temenni edeceğim hükümetten, şerefli silahı vereceği elleri iyi yıkasın, öyle versin, kirli ellere silah verilmesin. (mesele orada sesleri) .. .. o silahı suiistimal eden (kötüye kullanan), milletin bir ferdine, hatta bir kedisine karşı istimal eden (kullanan) alçaktır efendiler! .. Tanınmış lâinin (lanetlinin) eline silahları verdiniz bugünkü cinayetlere sebep oldunuz!  Tarih bu günahı sizden soracak, benden soracak. .. sizin şerefiniz ve hürriyetiniz uğruna ölmüş bir şahsiyettir! .. Biz de bugünden itibaren onun gibi şerefli ölümlere hazırlanmalıyız. Çünkü efendiler arkanızda on milyon insan istiklâl (bağımsızlık) diye feryat ediyor. Böyle ölüme ben de kurbanım siz de olun efendiler. (hazırız sesleri)”

Hakkı Hâmi Bey (Sinop); “- .. kanunun hakim olmadığı yerlerde mevcudiyet (varlık) iddia etmek kadar dünyada belâhat (eblehlik, akılsızlık) olamaz.” 

Topal Osman’ın Meclis Kapısına Asılması Hakkında Takrir;                                                                             “Riyâset-i Celile’ye 

Müdafii din ve vatan ve istiklâl (dinin vatanın ve bağımsızlığın savunucusu) olmasından dolayı şehit edilmiş olan Ali Şükrü kardeşimizin katillerinden olup bu sabah Çan Kayasındaki ikâmetgâhında yapılan müsademe (çatışma) neticesinde mecruhen derdest edilmiş (yaralı olarak ele geçirilmiş olan) ve ahiren (sonunda) gebermiş olan kâtil hunhar Kaymakam (yarbay) Topal Osman’ın Meclis kapısı önünde salben (asılmış olarak) teşhir edilmesini teklif eyleriz. (1) 2 Nisan 1339 (1923)

  Haydar (Van), Şevket (Beyazid), Osman Zeki (Kayseri), Sadık (Kırşehir), Hüseyin (Erzincan), Celal (Trabzon), Ramiz (Dersim), Hulusi (Kastamonu), İsmail (Erzurum), Fikri (Genç), Mustafa (Dersim), Süleyman (Canik), A. Nafiz (Canik), Mehmet Şükrü (Karahisarısahip), Ziyaeddin (Sivas), Nadir (Isparta), Emir (Sivas) ”      

Kabul Edildi.

(Hüseyin Avni Bey bu vahşi takrire imza atmamış.)

Ali Şükrü Beyin Cesedi 1 Nisan Günü Bulunmuş.

Ziya Hurşit Bey’in Bir Takriri Var; 

            “Riyaset-i Celile’ye

  Giresunlu Topal Osman hempalarından (kafadarlarından, arkadaşlarından) ve şerik-i cinayetlerinden (cinayet ortaklarından) BMM Riyaset Muhafızı Kumandanı Mustafa Kaptan Namlı şahıs Tevkifhane-i Askeriyededir (askeri tutukevindedir). Bu şahsa fuzuli verilen mülâzım-ı Sâni (üsteğmen) rütbesi dolayısıyla askeri tevkifhanede yatması pek manasızdır. Kendisinin derhal hapishane-i umumiye nakli ve cinayetin hakiki müsebbiplerinin (gerçek suçlularının) şediden tahkiki (şiddetle araştırılması) ile meydana çıkarılmasını teklif ederim. Bütün millet hakikat-i hâle şiddetle intizar ediyor (gerçeği şiddetle bekliyor). 

                                                     Lazistan Mebusu Ziya Hurşit.”  

İcra Vekilleri Reisi Rauf Bey (Sivas); “-Arkadaşlar rica ederim kavanin-i mevzua var, mehâkim var, adalet var, karar var.” 

Ziya Hurşit Bey;” Efendim buna zabitliği hangi kanun verdi? Mülâzım-i Sâni (Üsteğmen) rütbesini kim vermiştir? Lütfen söyleyin.”

Salih Efendi (Erzurum); “-Arkadaşlar! Malumuâlileri (bildiğiniz gibi) terfi Meclis-i Âliden geçiyor ve tasdike iktiran ediyordu (onayımıza dayandırılıyordu). Böyle haşarata hangi bir hakla ve kim mülâzımı Sâni rütbesini veriyor?”

Mehmet Şükrü; “-Ordu için şindir (aşağılanmadır). Ordu böyle bir zâbit (subay) tanımaz.”

Salih Efendi; “-Bu ne zabittir ne neferdir (er veya erbaştır), bu bir şâkidir (eşkıyadır), bir cânidir.”

Nafiz Bey (Canik); “-Katil Osman da Kaymakam (yarbay) rütbesinde idi.”

Ziya Hurşit; “-.. Rauf Beyefendiden sorarım; cani, katil, cahil, tahsil görmemiş bir adam, mülâzımı sâni üniformasını giyinmiştir. … Müdafa-i Milliye Vekili söylesin. Bu herifi diğer zâbitanla (subaylarla) hem ayar mı (aynı ayarda mı) görüyor? .. Müdafa-i Milliye Vekili ordunun şerefini muhafaza etmekle mükelleftir (kefildir).” 

Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karesi); “-.. Kavanin-i adliye (adli kanunlar) neyi icap ederse o muamele (işlem) tamamıyla yapılacaktır. Milis zabitlerinin de diğer zabitan (subaylar) gibi hukuku olduğu malumdur (bilinmektedir).

… Hakkı Hâmi Bey; “-Efendiler bu bir hıyanet-i vataniye mücrimidir (suçlusudur). Hıyanet-i vataniye mücrimlerini bidayet (başlangıç) mahkemesine teslim etmek lâzımdır… asker diye hıyanet-i vataniye mücrimlerini hapishane-i askeride tutamazsınız.”

Mehmet Şükrü; “-Korkarız oradan kaçırılmasın.”  Sf.309

Ali Şükrü’nün Cenazesini Trabzon’a götürüyorlar.  

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima; 16, Celse: 1, – Sf. 309 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Bir vahşet önergesi. İnsanlık dışı, hukuk dışı bir uygulama. Laz Topal Osman’ın cesedini Meclis’in kapısına astılar.

Posted in , , , , , , , , ,

Yorum bırakın