Birinci Cumhuriyet döneminin ideolojik, ekonomik, hukuki karakterlerine bakmak gerekir:
Eğitimde tek tip insan yetiştirme, insana tapma motifi hâkimdir. Bu, demokratik sıfatı ile bağdaşamaz. Bilimler, birbirinden ayrılmış; ayrı bir iktisat, ayrı bir hukuk, ayrı bir sosyoloji öğretilmiş, bunlar da doğal bilimlerden ayrılmıştır. Oysa gerçek hayattaki ilişkiler bunlar arasındadır. Bütünü kapsayan, bütünün hipotezini yapan insan Türkiye’de yetiştirilmemiştir. Batı’da bu vardır ama aksi de; bütünü kapsamak isteyen bilim ve fikir sahipleri de vardır. s. 118
Birinci Cumhuriyet kısaca budur. Kuruluşu da, dış koşullar altında durumu iyi hesaplayan, iyi gören, aradaki boşlukları doldurabilecek olan Mustafa Kemal gibi bir kumandanın bunlardan yararlanmasıyla olmuştur.
Demokratik kuruluşlara yer verilmemesi, giderek, “Birinci Adam”, “İkinci Adam” ya da bürokratik yalnızlığı çıkarmıştır ortaya. Karaosmanoğlu, “Atatürk’e ya da İnönü’ye bir şey olursa bütün devrimler duracak sanırdık” der… Halktan kopuk, halkla ilişkisiz çünkü yukarıdan yapılan şeyler. s. 119
Alıntı; İdris Küçükömer’le Türkiye Üzerine Tartışmalar, Yöneten; Ali Gevgili – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 1. Baskı Ağustos 2010 – s. 118, 119) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın