Eğinliler, Divriğililer, Arapkirliler, daha güneyde Gabanmadenliler (Kebanlılar), Darendeliler gibi, biz Armıdanlılar da entari giyerdik, ayaklarımıza kadar inen Suriye işi entari. Önü açıktı, tek bir düğmeyle iliklerdik boynumuzu. Bizimki, yani erkeklerin entarisi kadınlarınkinden farklıydı. Eteklerini üst üste getirir, belden bir kuşakla bağlardık. Bizimkiler, kadınlarınki gibi yandan yırtmaçlı değildi. Yenlerimiz de farklıydı; kadınlarınki muska biçiminde üçgenimsi ve uzundu, bilezikleriyle birlikte, bileklerinden asılı dururdu. Günlüğe giyilen, manusadan olanlar dışında, ipekli entariler de vardı, zenginler giyerdi. Benim de entarim vardı, çocukluğumda da, büyüyüp evlendiğimde de. Benimki ipekten değildi, vişne rengi germevuttu. Belimdeki kuşakla bağlar, mavi çuhadan saltamla beraber giyerdim. Severdim, o kadar hafif, rahattı ki, bir şey giymemiş gibi hissederdim, hele yazın sıcağında, bacaklarım öyle özgür, öyle serin olurdu ki. Sf. 192
Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 192) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın