Tüm bu hayallere yürekten inanan Don Quijote bir gün gerçek bir insana saldırıp onu öldürürse ne olur diye düşünür Borges. İnsanlık hâline dair temel bir soru yöneltir: Anlatıcı benliğimiz tarafından örülen tüm bu masallar bir gün kendimize ya da etrafımızdakilere korkunç acılar çektirirse ne olur? Sf. 312
Borges’e göre üç olasılık vardır.
İlk ihtimalde gerçek bir adam öldürmekten zerre rahatsızlık duymayan Don Quijote’nin hayatı ciddi bir değişime uğramaksızın akıp gider. Sanrıları o kadar güçlüdür ki bir cinayet işlemiş olmakla yel değirmenleriyle savaşmayı birbirinden ayıramaz.
İkinci ihtimalde; birinin canına kıyan Don Quijote, öylesine korkar ki sanrılarından sıyrılır. Tıpkı ülkesi için canını vermeye hevesli genç bir er gibi, savaşın gerçekleri karşısında hayal kırıklığına uğrar ve gerçeklerin farkına varır.
Üçüncü olasılıksa daha karmaşıktır ama sağlam temellere oturur. Hayalindeki devlerle savaşırken Don Quijote, aslında sadece rol kesmektedir. Ne zaman ki birini öldürür, fantezilerine daha da sıkı sıkıya bağlanır; korkunç günahına sadece onlar bir anlam kazandırabilir. Çelişkili gelse de, hayali hikâyelerimiz için ne kadar çok fedakârlık yaparsak onlara o kadar tutunuruz. Yaptığımız fedakârlıkları ve çektirdiğimiz acıları anlamlandırabilmemizin tek yolu budur. Sf. 312, 313
Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap, 1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 312, 313) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın