Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

“1938 Nazım Hikmet mahkûm. Abdülkadir anlatıyor; “O gün ikindi vakti avluda dolaşırken telefona çağırdılar Nazım’ı. Ben de gittim arkasından. Sadri Etem telefon eden. İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’yı görmüş. “Özel mektup yazarsam Atatürk’e kendisi götürürmüş, mektubu verirmiş, ona beni affettirirmiş. Şuna bak sen…”  İstenen mektubu yazmış olduğunu belirtmek durumundayım. Mektup sonuç vermiyor.  Ve Nazım’ın mektubu;

                ‘Cumhurreisi Atatürk’ün Yüksek Katına

            Türk Ordusunu “İsyana teşvik” ettiğim iddiasıyla on beş yıl ağır hapis cezası giydim. Şimdi de Türk Donanmasını “İsyana teşvik etmekle” töhmetlendiriliyorum. Türk İnkılâbına ve senin adına and içerim ki suçsuzum.    Askeri isyana teşvik etmedim.   Kör değilim ve senin yaptığın her ileri dev hamlesini anlayabilen bir kafam, yurdumu seven bir yüreğim var. Askeri isyana teşvik etmedim. Yurdumun ve inkılâpçı senin karşında alnım açıktır.   Yüksek askeri makamlar, devlet ve adalet, küçük büyük bürokratlar gizli rejim düşmanlarınca aldatılıyorlar. Askeri isyana teşvik etmedim. Deli, serseri, gerici, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki, bunu bir an olsun düşünebileyim?….. Askeri isyana teşvik etmedim….Senin eserin ve sana aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Sırtıma yükletilen ve yükletilebilecek olan hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirdim.  Büyük işlerin arifesinde seni bir Türk şairinin felaketi ile ilgilendirmek istemezdim. Bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu “İnkılâp askerini isyana teşvik” damgasının ancak senin ellerinle silinebileceğine inandığımdandır.    Başvurabileceğim en inkılâpçı baş sensin. Kemalizm’den ve senden adalet istiyorum.  

  Türk İnkılâbına ve senin başına and içerim ki, suçsuzum.                                                                                        Nazım Hikmet RAN

YÖN Dergisinin notu; Nazım’ın bu mektubu Atatürk’e verilmek üzere, şairin bir yakınına verilmiştir.  Fakat o sırada hastalığı ağırlaşan Atatürk’e bu mektup bu yüzden sunulamamıştır. Nazım bu mektubu yazmasını isteyen Sadri’ye telefonda çok kızıyor. “Ben her vatandaş gibi pullu dilekçe yazarım.” diyor. Ve hırsla telefonu kapatıyor ama mektubu da yazıyor. Bu mektubun Mustafa Kemal’in eline geçip-geçmediği meçhul.”

Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 140 il 142 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , , , , ,

Yorum bırakın