“Korku, aklın durmasıdır.
Aklın durduğu yerde bilgisizlik başlıyor, cehalet çıkıyor.
Öyleyse cehalet dönemi için aklın durması zorunludur. Aklın durması için ise korku gerekiyor.
Korkuyu bilimin içine sokmak gerek; çünkü bilimin düşmanıdır.
Bilen insanı cahilleştirmek için korkutmak zorunludur…. Korku insana özgüdür; insan korkuyor… Hayvanı korkutarak cahilleştirmek mümkün değil; çünkü hayvan hem bilmiyor ve hem de korkuyu bilmiyor.
Bilim son çözümlemede bir dildir; tekelsi dönemde bilim dili ne kadar geliştirilirse geliştirilsin, konuşanları azalıyor.
Cehaletin de bir dili var; fetiş. Cehaletin dilinde sözcükler ve sözcüklerin bir araya gelişiyle kurulan anlatım birimleri son derece azalıyor; belki konuşanları çoktur, ancak dilin kendisi çok daralıyor.
Dilin daralması düşüncenin daralmasıdır. Dil ve düşünme hiçbir zaman birbirinden ayrılmıyor.
Korkutma, dilin daralması dilin kısırlaşması içindir; korkan bireyin dilinin tutulması, korkutmanın mantıki sonucu ve ucudur. Her durumda dili tutulmayabilir; bu, dilin daralmasının ve düşünmenin durmasının olmadığı anlamına gelmemelidir. Dilin daraldığı ve düşünmenin durduğu yerde, bilim fetişleşiyor; fetiş, ilkelin ideolojisidir. İlkelin dinidir; böyle de söylenebilir.”
Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 292) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın