Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Reis’in, “Savunmanızı dinlemeye hazırız !” Sözü üzerine, gayet sakin ve vakur bir vaziyette ayağa kalkan eski Maliye Bakanı Cavit Bey;

“-Hâkim Efendiler! Savaş yapanlara, Mısır’ı alacağız diyenlere, bizim ruhumuzda biri Adana diğeri Irak gibi iki Mısır vardır dedim. Kafkasya’yı istila edeceğiz diyenlere, toprak almakla ne kazanacaksınız dedim. …Ziya Gökalp’in hazır bulunduğu bir mecliste, harbi istemediğim söylendiği zaman “Bu memleketin muhtaç olduğu toprak değil, insandır!” dedim. Bu kaybolduğu zaman bunu telafi edecek hangi başarıdır, hangi zaferdir, dedim. Hülasa (sonuç olarak) üç ay onlar benimle ben onlarla uğraştım. İtilaf devletleri sefirlerine (büyükelçilerine) gittim. Barış yanlılarına, davalarını savunacak kadar süre verin dedim... kendilerinden Osmanlı İmparatorluğu’nun  mukadderatının söz konusu olmayacağına dair ortak taahhütlü belgeler aldım. Fransa ve İngiltere Dışişleri Bakanlarına olan telgraflarımı okursanız görürsünüz!… Türlü türlü suçlamalara maruz kaldım. Beni öldürmek istediler. Hain diye gösterdiler. Buna rağmen kazanılması ihtimali olmayan bu savaşa girilmemesi için çalıştım. … Akidenizden Basra Körfezine kadar bütün vatanımın bir kale gibi sarılacağını biliyordum….Ben, hayatta hiçbir zevke meftun (aşırı düşkün) değilim.  En adi zamanlarda bile, hayatımın düzeni herkesçe bilinir. Böyle şeyler benim hayatımda hiçbir zaman vaki olmamıştır. ….Garip bir tecellim var. Ne zaman bir borçlanma meselesi çıksa, arkasından Cavit’in ismi geçer. Oysa bütün hayatım boyunca iki borçlanma yaptım. Hepsinin toplamı 12 milyon liradır. % 4 faizle yaptığım bu borçlanmanın 4 milyon lirasını Sultan Hamit’in bıraktığı borçları temizlemeye ayırdım. 5 Milyon lirasını Ordumuzun teçhizatına ait olmak üzere Harbiye Bakanı Mahmut Şevket Paşa’nın emrine verdim. Kalanını da dağ – taş başlarında, her memura günü gününe maaşını vermeye ayırdım. Devletin saygınlığını arttırdım. … İşte o küçücük miktarlarla bu mali idarenin temeli atıldı.…Mülkiye Mektebinden çıkıp ta 380 kuruş maaşla Ziraat Bankası’na girdiğim zamandan beri, kağıt değil milyonlarca altınla oynayan benim gibi bir adamın, bugün dikili bir taşı yoktur. Bu iftihar edilecek bir şey değildir beyefendiler, fakat bunları size söylemek zorundayım.” 

“Niçin Anadolu’ya geçmediğimi sordunuz! Reis Beyefendi! Siz ….. Düşmana kurşun atmak fazilet ve ulviyetini gösterdiğiniz zaman, size sonradan katılan arkadaşlarınız, İstanbul kaldırımlarında dolaşıyorlardı. Kimisi o zaman mantar gibi biten partilere girip çıkıyorlardı. Temmuz ortalarında bir akşamdı, tanıdığım bir zattan aldığım bir tezkerede (izin yazısında) diyordu ki; yarın İstanbul’dan murahhas (özel görüşmeci) olarak Sivas’a gider misiniz?  ….. Bir zaman aldığım cevapta (Mustafa Kemal tarafı kabul etmemiş); Bu işlerle ilgilenen mahfil (odak) sizin murahhas olarak Sivas’a gitmenize muvafakat etmemektedir, deniyordu. İki gün sonra da İstanbul’dan kaçtım.”    

  “Son sözüm işte bu! … Vereceğiniz karar, mesut zamanlarınızda bir istifham işareti ve bir soru şeklinde vicdanınızı rahatsız etmesin. Sözlerime inanmış iseniz pekâlâ, inanmamış iseniz, ne yapayım, mukadderat!” 

Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 98 ile 102 arası) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN NOTU (1995): Enver, Talat ve Cemal Paşalar Osmanlıyı 1. Dünya savaşına sokmuşlar, Cavit Bey akıllıca karşı çıkmış, kabul ettiremeyince istifa etmiş dürüst bir vatansever. Sabetayist, üst düzeyde bir mason.

Posted in , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın