Yüzbaşı Dr. Reşit Ersezer;
“Olaylar sırasında Özalp’te askeri doktordum. .. Milan Aşiretinin Reisi Mehmet Mısto (Mustafa) Türk dostu ve milli …setimizin adamıdır. Rus kuvvetlerinin miktarı, silahları, konuşları, hareketleri hakkında sık sık bize haber gönderirdi. O sırada Kuzey İran Sovyetler Birliğinin, Güney kesimi ise İngilizlerin işgali altındadır. O sıralar bizim tarafta gaz ve çay yoktu, İran’da ise şeker ve ilaç sıkıntısı vardı. Ve kaçakçılık vardı. Göz yumuluyordu. Çünkü kaçakçılar gaz getirmese resmi daireler dahi aydınlanamazdı. . İran’da et pahalı idi. Onun için et kaçakçılığı oluyordu, göz yumuluyordu, hatta rüşvet alındığı söyleniyordu. Koyununu İran’a geçirenler “yalandan” İranlılar hayvanlarımızı götürdü diye ihbar ediyordu. İçişleri Bakanlığından bir emir geliyor, hududa 10 km kalasıya kadar kimse hayvan otlatmasın.. Buranın otları iyiydi ve Mehmet Mısto’nun sürüleri burada otlardı. … her nedense Kaymakam Mehmet Mısto’dan hoşlanmıştı. .. bir gün Mehmet Mısto’nun sürülerini kaçırmak için plan hazırlanır. Plan muvaffak olmuştur. Sürünün bir kısmı sivil halk arasında pay ediliyor. Bir kısmı da asker kazanına giriyor. Mehmet Mısto bir mektup yazıyor, ben sizin adamınızım, sürümü bana geriverin diyor. .. ve diyor ki; Memikan aşireti Özalplilerin sürüsünü kaçıracak tedbir alın. Alınıyor. Hatta sürünün hududa yakın otlamasına müsaade ediliyor ve sürü kaçırılıyor. Tabii ki bundan Mehmet Mısto sorumlu tutuluyor. Toplantılar başlıyor. Kaymakam, akrabalarını toplayıp tutuklayalım, tehdit edelim diyor. Ve ben buna karşı çıktım. Vali kaymakama toplat diyor. Mehmet Mısto’nun 40 akrabası toplatılıyor. İki gün sonra Orgeneral Muğlalı geldi. Muğlalı otomobilden iner inmez etrafını köylü kadınlar alarak dilekçeler verdiler. Bunlar toplatılanların kadınları ve kızları idiler. Paşa olayı burada öğreniyor. Vali kendisine izahat veriyor. Muğlalı bunun üzerine, “-Sorgu ve mahkeme ne oluyormuş? Hepsini öldürün, diğerlerine ders olur”, dedi. Vali ve Kaymakam bunları beklemiyor ve telaşlanıyorlar. Vali Van’a dönüşte Diyarbakır’daki Umumi Müfettiş Bay Avni Doğan’ı arıyor ve derhal Van’a gelmesini rica ediyor. … Gece Orduevinde Bay Avni Doğan ile Muğlalı gizli konuşuyorlar. Daha evvel Muğlalı Ankara’daki bir şahısla gizli bir telefon görüşmesi yapmıştır. Bir aralık Muğlalı yüksek sesle Avni Doğan’a “-Sen bu işe karışma, ben emri yüksek yerden aldım, icap ederse seni bile yok edebilirim.” diye bağırır. Muğlalı, Vali ve Tümen Kumandanı Tümgeneral Rasim Saltuk’a dönerek, “-Tutukluları Emniyetten teslim etsinler, siz de tabura emir veriniz emniyetten teslim alsınlar”. .. Fakat tutuklular kaymakam tarafından evlerine gönderilmişler. İçlerinden beş kişi suçlu diye ayrılıp Van’a gönderiliyor. Vali derhal bunları geri toplatır. Bunlardan iki kişi asker oldukları için kıtalarına yollanıyor, üç kişi de asker olmalarına rağmen hasta oldukları için evlerinde kalıyor. Toplatılanlar 33 kişidir. Tabur Komutanı Tümenden aldığı emir üzerine 7. Bölük Komutanı Yüzbaşı Vahdi’yi çağırıyor ve tutukluların hududa götürülerek öldürülmelerini emrediyor. .. Vahdi Binbaşıdan yazılı emir istiyor Binbaşı da tecrübelidir yazılı emir vermesine imkân yoktur. Fakat bu emri yapacak iki kişi vardır. Süvari Bölüğünden Yedek Asteğmen Bilal Bari ve Yedek Asteğmen Durmuş Özbek. İtirazsız emir yerine getiriliyor. Hepsini öldü diye bırakıyorlar ama içlerinden biri ölmemiştir, sürünerek hududu geçiyor ve Mehmet Mısto’ya iltica ediyor.”
Alıntı: Orgeneral Muğlalı Olayı (Otuz Üç Kurşun) – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap Yayın 2 Baskı 1992 – Sf. 25 ile 34 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın