2 Eylül 1920 tarihinde 57. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi
Önce İşgal Altındaki Bölgelerdeki Halkın Vergi Borçları İle İlgili Kanun Teklifi Görüşüldü, Sonra Bedeli Nakdi, yani kan parası da dedikleri paralı askerlik görüşüldü:
Madde 1. Seferberlik süresince .. Müslim ve gayrimüslim efrattan (fertlerden) yalnız altı ay için bedeli nakdi alınacaktır.
Madde 2– (Altı aylık taksitler halinde alınacak. Fiilen asker olanlar için ilk altı ay 200 lira, ihtiyatlar (yedekler) için 15 ve müstahfazlar (korunmuşlar, muaf olanlar) için 100 lira ve tüfenk ve fişek isteniyor.) Sf.478
Operatör Emin Bey (Bursa); “-Efendim bendeniz bu Bedeli Nakdi Kanununun Meclis’e geldiğine hayret ediyorum… Geçen Harbi Umumide (Birinci Dünya Savaşında) gördük, Bedeli Nakdi ancak zengin evlatlarına, tüccar ve esnaf evlatlarına münhasır kaldı. ..Fukara harbe girdi. Zenginlerde yalnız para kazandı... Harbi Umumide hatırımda kaldığına göre Bedeli Nakdi yedi milyon lira bir şey tutmuş” Sf.485
Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-…Kuvvetli bir hükümet makinesi kurmak ve o makine ile memleketi sevk ve idare etmek lâzımdır.” Sf.482
Refik Şevket Bey (Saruhan); “-..Hukuk ve haysiyetimizi (onurumuzu) muhafaza için münhasıran (sadece) can lâzım olduğunu anladığımız bir zamanda, canı paraya tahvil edecek (dönüştürecek) bir kanun müzakeresi kadar, bizim haysiyeti milliyemizi (milli onurumuzu) kıracak bir şey asla varidi hatır değildir (hatırlamıyorum). .. Gayrimüslimler .. bu bedeli nakdinin onlara azami olarak (büyük bir şekilde) tahmil olunmasını (yükletilmesini) arzu ederiz.”…
Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); (Zenginler yine işini uyduracak, rüşvet verecek, bu sefer de bedeli nakdi vermeyecektir diyor. Gene de hiç değilse bunların parasını alalım diyor.) Sf.483
Ali Şükrü Bey (Trabzon); (Duygusal davranmayalım, zengin çocuklarını zaten askere, cepheye getiremeyeceğiz hiç değilse geri hizmete para aktaralım diyor. Ama parayı sabit bir rakam olarak belirlemeyelim, çok zenginlerden çok alalım diyor. Olumlu karşılanıyor.) Sf.485
Hakkı Hami Bey (Sinop); (Hukukçu) “-.. mademki bugün Müslim ve gayrimüslim bir memlekette yaşıyoruz, bu memleketin menafii (menfaati) ile hepimiz müştereğiz (ortağız, birlikteyiz), elbette onun barına (yüklerine) tahammül edeceğiz (dayanacağız). .. birisi yol yapar, birisi köprü yapar, birisi de silah kullanır. .. Zenginler burada kalacak, fukaralar ileri gidecek.. böyle kanun yapılmaz efendiler.” (Sf;486-487)
Müfit Efendi (Kırşehir); (1) “-.. Hükümetin teklif ettiği kanun Şer’e (dini hükümlere) muvafıktır (uygundur).”
Maliye Vekili Ferit Bey (İstanbul); “-.. Bizim hastalığımız eşrafü ağniya (hatırlılar veya zenginler) meselesi değildir. Bizim hastalığımız bilhassa suiidare (kötü idare) hastalığıdır. (şiddetli alkışlar.) Efendiler bir köylü ilk geldiği zaman ilk gireceği bir jandarma dairesidir. Orada jandarma mülâzımının (teğmeninin), jandarma çavuşunun eğer işi varsa, atılacağı yer dam (gözaltı yeri, nezarethane) tabiriyle benam (ünlü) olan yerdir. Köylü ne yapar? Köylü hükümet tarafından davet edildiği zaman oraya gelmez. Doğru kendisinin tanıdığı ağanın evine gider. Orada ağaya der ki; Beni falan daireden çağırmışlar, benim işimi gör der ve o ağaya lâzım gelen hediyeyi de verir. .. O ağa, köylünün, o adamın işini bir saat içerisinde görür.” Sf.498
(Bedeli Nakdi Kanununun tamamı üzerindeki görüşmeler bitti, tamamı kabul edildi maddelerine geçildi.)
3. Celsede de Bedeli Nakdi Kanunu’nun maddeleri görüşülmeye devam etti:
Ömer Lütfi Bey (Karahisarısahip)(Afyon); (Cepheden yeni geldim diyor. Bu kanun çıkarsa ordunun yarısı azalır diyor. Eşraf köylünün malını satın alarak daha çok zengin olur diyor.) Sf.492
Hamdullah Suphi Bey (Antalya); “-.. memleketin Meclise karşı bir tek noktai nazarı (bakış açısı) olacaktır ki onu biz kendi elimizle vereceğiz. Bir takım eşraf (hatırlılar) ve ağniyadan (zenginler) ibaret olan Millet Meclisi, kendi çocuklarını, kardeşlerini her şeyden evvel düşünmüştür, kanunu onun için yapmıştır.. (alkışlar)”
Birinci madde reddedilince kanun tekrar lâyiha encümenine gitti. Sf.497
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 57, Celse:1, – Sf. 457 ile 498 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Meclisteki Hocalar ve eşraf el ele bedelliden yana tavır koyuyorlar.
Yorum bırakın