Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

26 Eylül 1920 tarihinde 73. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

İstiklal Mahkemesi Kanununa Bir Madde Eklenmesi Askeri Personelin Bu Mahkemeye Karşı Koruma Altına Alınması Görüşülüyor. Kabul Ediliyor. (1)

Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “- ..evet seferberlik zamanında yapılan bir çok kanunlarla Ordu Kumandanlarına bazı salahiyet verilmişti. .. Cephede ifayı vazife (görev yapma) esnasında firar eden efrat (erler) ve zabitanı (subayları) kumandan, doğrudan doğruya bilâmahâkeme (mahkeme etmeksizin) idam ettirir. Cephede bir adam hakkındaki hüküm gecikince mesuliyeti (sorumluluğu) üzerine alarak o adam hakkında hükmü, iradei seniyesi istihsal edilmeden (karar emri çıkmadan) evvel infaz edebilir (cezayı uygulayabilir)… Yine, icap ederse (gerekirse) zabitanın rütbesini ref edebilir (indirebilir).” 

(Bu sırada Yeni Dünya Gazetesi Meclis bir iş yapmıyor diye bir haber yapmış. Bunu da konuşuyorlar.)  

Abdulkadir Kemali Bey (Kastamonu); “Bir kanun teklif etseniz de matbuatı (basını) kaldırsanız iyi olur.” (Dalga geçiyor.)

Mehmet Şükrü Bey; “Emniyeti Katiye’yi (kişisel hakları, insan hakların) kaldıralım azizim.” (2)

(Kumandanlar İstiklâl Mahkemelerinden çekiniyor:) 

Refik Şevket Bey (Devamla); “Osmanlı Üniformasını labis (giyinmiş) bir zabitin (subayın) bu kanun münasebeti (ilgisi) ile söylediğini bir arkadaşım bendenize aynen hikâye etti;  İşte bunlar İstiklâl Mahkemesi halinde gidecekler, Orduda bulunan kumandanları tecziye edecekler (cezalandıracaklar), ben bundan sonra zabitlik mi ederim? Arkadaşlarımı teşvik ederim, vazifesini ifa ettirmemeye (görevini yaptırmamaya) çalışırım.”  

Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-Ben ordu kumandanlarının, kolordu kumandanlarının, fırka kumandanlarının bu Meclisçe ittihaz edilen (alınan) kararları infaz ettirmeyecek (yerine getirmeyecek) kadar cüret göstereceklerine kani değilim.”

(Ordu kumandanlarının salahiyeti zaten çoktur diyor. Ve cesur bir çıkış yapıyor.)    

Haşim Bey (Çorum): “Mikrobun men’i (yasaklanması) … Ferit Paşa’nın öldürülmesi ile mümkündür. Muğfel (iğfal edilmiş, aldatılmış) ve masum ahaliden ne istiyorsunuz? İstiklâl Mahkemesi değil, bu, adeta bir imha mahkemesi demektir. Var ise yiğidiniz İstanbul’a gönderiniz, o herifleri öldürtünüz. İçinizde var mı bir babayiğit bu işi yapacak?” (handeler, alkışlar)  

Bir Mebus: “-Siz ne duruyorsunuz?”  

Haşim Bey Devamla; “…Peki efendiler hanginiz bana refakat (eşlik) edecekse şimdi burada ismini yazdırsın. (Bravo sesleri, alkışlar) Harbi Umumide (Genel Harpte, Birinci Savaşta)  Mekke Şerifi Şerif Hüseyin Oğlu Emir Faysal’ı öldürmek için başvurdum, üç mebus da şahidimdir.”  Sf. 371 

(Madde yeniden yazılıyor. Cephedeki yetki ve salahiyetlere dokunulmuyor. Madde kabul ediliyor.)

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 73, Celse: 1, – Sf. 373 ile 377 arası) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Mebuslar, “Basını Kaldıralım,” “Kişi Haklarını Kaldıralım” Diyerek bu kanunla dalga geçiyorlar. Kişi Haklarına “Emniyeti Katiye, diyorlar. “İstiklâl Mahkemesi değil, bu, adeta bir imha mahkemesi demektir.” diyorlar. İstiklâl Mahkemelerine de terör havası giriyor ve askeri zevat (kişiler) korunuyor. Birinci Madde Hıyaneti Vataniye Kanununun 1 Maddesi gibi değiştirilmek isteniyor.  Ordu Kumandanlarının diğer kanunlarla verilen salahiyetleri (yetkileri) mahfuz (saklı) kalsın deniliyor.) (Sf. 364)

BAKKAL’IN YORUMU (2) (1995) Mehmet Şükrü Bey’de Kişi haklarını kaldıralım diyerek dalga geçiyor.) Sf.368 

Posted in , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın