6 Mart 1339 (1923) tarihinde Hafi İçtima: 6, Celseler Hafidir, Reisisani Ali Fuat Paşa
Lozan Müzakeresi:
Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ IV – (Sf.165-181 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Mustafa Durak Bey (Erzurum); “-…Biz İnönü zaferini bin kişi ile yapmıştık, bunlarda derme çatma bir takım çetelerden ibarettir. … dört bin kişi ile zafere nâil olmak (ulaşmak)… İkinci İnönü zaferini yaptığımız zaman, zannıma göre on altı bin kişi ile yapmıştır. Zannedersem on altı bin kişinin içinden hemen üç bin kişi kadar muntazam asker mevcut değildi. Musul gayet mühim bir meseledir. .. Çünkü orada bir Kürdistan teşekkül etmiştir. Kürdistan ahvali, gayet nazik ve gayet fena ve gayet mühimdir… burada birbirimizi aldatmayalım. (Burada 1913 Bitlis Kürt İsyanından bahsediyor.) Efendiler 1329’da (1913).. Kürdistan’ın ufak bir yerinde bir isyan meydana geldi … Ben de o zaman oralı idim… Selim idam edilirken birşey söylemişti, pek acıdır. Ne çare memleketimizin derdidir, söyleyeceğim. Bunu bendenize söyledi ve bir arkadaşım da orada idi. Demişti ki; “Ey Türkler! Beni idam edeceksiniz; ediniz. Fakat memleketimizdeki idareden utanmıyor musunuz?” Bu kadar yerleri verdiniz ne kadar yerleri şuna buna hibe ettiniz, o vakit ki idareyi hepiniz bilirsiniz. Bunda bizim de bir kusurumuz vardır diye söylemiyorsunuz… … Bitlisliler demiştir ki efendiler; bir Bitlis’i bize veriniz, bir de başımıza siz kontrol koyunuz, biz sizden ziyade iyi idare edemezsek o vakit başımıza vurunuz! … Meselâ Selim’e bu sözü söyleten idaresizlikti. Efendiler dertlerimi söyleyeceğim, çünkü tarih hiç olmazsa beni cezalandırmasın, tarih bana lânet etmesin.”
Yusuf Ziya (Bitlis); (Musul’un öneminden bahsediyor) “-.. Sesimi tarih dinliyor. Arkadaşlar ben kürdüm. Fakat Türkiye’nin şerefini, Türkiye’nin terakkisini (gelişmesini), temenni eden Kürtlerdenim. (Alkışlar) Esbabı (sebebi) ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur-yazar olmaklığımdır. Bu ise kendi kavmim olan Kürtlerin değil Türklerindir. Bunun için Türklerin teâlisini (kalkınmasını) isterim. Türklerin şereflenmesini isterim. … Türklerle Kürt teşrik-i mesai ederek (ortaklaşa çalışarak) yaşamazlarsa, ikisi içinde âkibet (sonuç, gelecek) yoktur. .. benim gibi Türkleşmiş olanlar buraya çekilecek, fakat Kürtler birbirini boğacak, azim bir cidâl (büyük bir kavga, vuruşma) başlayacak.”
Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Ankara); “- .. Lüzumu (yeteri) kadar tenkit yapılmış olduğu kanaatindeyim. Herhalde çok müzakerat (görüşmeler) ve münakaşattan (tartışmalardan) iyi bir netice çıkmayacaktır. Müzakerenin kifayetini arz ettiğim takririmin kabulünü teklif eylerim. … Heyet-i Murahhasamız makûl ve akıl ve feraset dâhilinde hareket ettiğinden dolayı, müzakereyi kat’ etmediğinden (görüşmeleri kesmediğinden) dolayı ve memleketi harbe sürüklemediğinden dolayı mı Heyet-i Murahhasayı tenkit edeceğiz? Böyle mi memleketi idare edeceğiz Ali Beyefendi?”
Ali Şükrü Bey (Trabzon); “-Söyleyeceğim.”
Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “-Bir haftadır söylüyorsunuz, memleketi zarardide (zarar gören) ediyorsunuz. (Gürültüler)”
Ali Şükrü Bey; “Kimseyi ithama hakkınız yoktur!”
Hakkı Hâmi Bey; “-İstirham ederiz. Meclis’te emniyet yoksa söyleyiniz; Meclis’te emniyet yok mudur?”
Ali Rıza Bey (Kars); “-Bütün Meclis Paşa’nın müdafiidir (savunucusudur). Size ne oluyor?”
Reis Ali Fuat Paşa; “-Meclis her vakit emniyeti muhafaza eder.”
Ali Şükrü Bey; “-Emniyet-i şahsiye (kişisel güvenlik) mefkut mudur (tutuklu mudur)?” .
Ziya Hurşit (Lazistan); “-Sonuna kadar söyleyeceğiz, katiyen kimse sözümüzü kesemez. Usul hakkında söz istiyorum.”
Reis; “-Usul hakkında söz yoktur.”
Ziya Hurşit Bey; “-Yalnız Paşa Hazretleri, herkes söylediği sözün vatana hizmet olup olmadığını kendisi bilir. Hiç kimseden ders almaya ihtiyacı yoktur.”
Haydar Bey (Van); (Musul’da Valilik yapmış uzman bir kişi.) “- … Müstemlikâtında (sömürüsü altında) yüz milyonlarca Müslüman bulunan İngiltere, İslam ittihadından (birlikteliğinden) korkmaktadır. … Efendiler zaferimiz İngiltere’yi sarstı, … fakat meyus (umutsuz) etmedi. İngilizler yine entrikasını tatbike (oyunlarını uygulamaya) devam etti. Musul Vilâyetinin on yedi kazası vardır. On altısı Kürt ve Türk’tür, yalnız bir kazada Arap, Süryani, Geldaniler vardır. Musul’da mamur olan altı bin köy vardır. Ahalisi Türk ve Kürt’tür. Altı yüzü Geldani ve Nasturî’dir.”
Konuşmak isteyen çok sayıda insan varken Reis oylama yaparak görüşmeleri bitiriyor.
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima Hafidir; 6, Celseler hafidir: (TBMM GCZ IV – Sf.165-181 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın